Anasayfa Makale Bilişim Hukukunda Özel Hayatın Gizliliği ve...

Makale

Bilişim sistemlerinin yaygınlaşması, dijital ortamda kişisel verilerin ve fikri hakların güvence altına alınması ihtiyacını doğurmuştur. Bu makalede, Türk Ceza Kanunu kapsamında özel hayatın gizliliğine yönelik ihlaller ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde yazılımlar üzerindeki telif ve fikri hak tecavüzleri incelenmektedir.

Bilişim Hukukunda Özel Hayatın Gizliliği ve Fikri Haklar

Gelişen teknoloji ve internetin hayatımızın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte, bilişim hukuku kapsamında değerlendirilen uyuşmazlıkların niteliği de büyük bir değişime uğramıştır. Özellikle bireylerin dijital dünyadaki varlıklarını sürdürürken karşılaştıkları en temel hukuki sorunların başında, özel hayatın gizliliği ve dijital ortamda üretilen eserler üzerindeki fikri haklar gelmektedir. Günümüzde kişisel verilerimizin, rızamız dışında kopyalanması, depolanması veya üçüncü kişilerle paylaşılması, bireylerin mahremiyet alanına yönelik ciddi tehditler oluşturmaktadır. Benzer şekilde, yazılım endüstrisinin ürünleri olan bilgisayar programları ve web siteleri gibi dijital değerler de Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında yasal koruma altına alınmış olup, bu eserlerin izinsiz kopyalanması veya değiştirilmesi ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle yaklaşıldığında, siber alandaki bu ihlallerin hem ceza yasaları hem de telif hakları bağlamında titizlikle değerlendirilmesi, mağduriyetlerin giderilmesi ve dijital güvenliğin hukuki zeminde tahsis edilmesi büyük bir zorunluluktur.

Türk Ceza Kanunu Kapsamında Kişisel Veriler ve Özel Hayat

Türk Ceza Kanunu'nun ilgili bölümünde düzenlenen özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar, bilişim sistemleri aracılığıyla işlendiğinde çok daha geniş kitlelere ulaşarak telafisi imkansız zararlara yol açabilmektedir. Bireylerin dijital ortamlardaki iletişimlerinin, rızaları dışında kaydedilmesi ve ifşa edilmesi, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında cezalandırılmaktadır. Aynı şekilde, kişilerin cinsel yaşamları, sağlık durumları, siyasi veya felsefi görüşleri gibi hassas nitelikteki bilgilerin hukuka aykırı olarak bir bilgisayar kütüğüne işlenmesi, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu olarak tanımlanmıştır. İnternet üzerinden iş veya kredi başvurusu yaparken paylaşılan bilgilerin ya da hastane kayıtlarının yetkisiz kişilerce ele geçirilmesi, günümüzde sıkça karşılaşılan bir kimlik hırsızlığı yöntemidir. Yasalarımız, gerçek bir kişiyi belirlenebilir kılan her türlü verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini caydırıcı hapis cezaları ile yaptırım altına alarak bireylerin dijital mahremiyetini korumayı amaçlamaktadır.

Dijital Ortamda Korunan Kişisel Veri Türleri

Hukukumuzda bir gerçek kişiyi belirlenebilir kılan ve o kişiyi diğerlerinden ayıran her türlü bilgi, kişisel veri statüsünde kabul edilerek koruma altına alınmaktadır. Bilişim sistemleri aracılığıyla en sık ihlal edilen ve izinsiz kaydedilmesi veya paylaşılması halinde ağır hukuki yaptırımlar doğuran başlıca kişisel veri türleri şunlardır:

  • Bireyin kimlik bilgileri, özgeçmişi ve iletişim numaraları.
  • Kişiye ait fotoğraf, video, ses kayıtları ve motorlu taşıt plakası gibi tanımlayıcı bilgiler.
  • Bireyin siyasi görüşü, felsefi inancı ve sendikal bağlantılarına dair kayıtlar.
  • Kişinin sağlık durumu, cinsel yaşamı ile parmak izi veya DNA örneği gibi biyometrik verileri.

Bu verilerin hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsa dahi, kanunların belirlediği süreler sonunda sistemden yok edilmemesi, kamu idaresinin ve veriyi elinde bulunduran özel kurumların güvenilirliğini zedeleyen bağımsız bir ihlal olarak kanunlarımızda yerini almış ve cezai yaptırıma bağlanmıştır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Çerçevesinde Yazılımların Korunması

Bilişim sektörünün en önemli yapı taşlarından biri olan bilgisayar programları, hızla gelişen teknoloji karşısında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile ilim ve edebiyat eserleri kategorisinde koruma altına alınmıştır. Bu hukuki düzenlemeler uyarınca, bir yazılımın kaynak kodları veya mantıksal işlem sırası, eser sahibinin manevi ve mali hakları kapsamında değerlendirilmektedir. Hukuk uygulamalarımızda, özgün bir tasarım ve içerik barındıran web siteleri de sahibinin hususiyetini taşıdığı takdirde eser sayılmakta ve haksız kopyalamalara karşı korunmaktadır. Bir bilgisayar programını, hak sahibinin yazılı izni olmaksızın işlemek, çoğaltmak, değiştirmek veya internet üzerinden umuma iletmek, fikri haklara tecavüz niteliği taşıyan ciddi bir bilişim suçudur. Söz konusu ihlaller sadece yazılımı kopyalayan kişileri değil, bu lisanssız yazılımları ticari amaçla elinde bulunduran veya depolayan işletmeleri de cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakmaktadır.

Koruyucu Programları Etkisiz Kılmaya Yönelik İhlaller

Yazılım geliştiricilerin ürettikleri eserleri haksız kopyalamalara karşı korumak amacıyla geliştirdikleri şifreleme veya lisanslama gibi teknik tedbirlerin aşılması da kanun koyucu tarafından ayrıca yaptırıma bağlanmıştır. Yasal düzenlemeler uyarınca, bir bilgisayar programının hukuka aykırı olarak çoğaltılmasının önüne geçmek amacıyla oluşturulmuş ilave koruyucu programları etkisiz kılmaya yönelik yeni programlar veya teknik donanımlar üretmek, satmak ya da kişisel kullanım amacı dışında elde bulundurmak başlı başına bir suç teşkil etmektedir. Uygulamada sıkça rastlanan ve "crack" olarak bilinen şifre kırıcı yazılımların dağıtılması, bu suça verilebilecek en somut örnektir. Bilişim avukatlığı pratiğinde, fikri hakkın yalnızca yazılımı üreten kişilere değil, yazılımın üretilmesini sipariş eden tüzel kişilere de ait olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Her iki durumda da, eser sahibinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için hukuki yollara başvurulması ve ihlalin ivedilikle durdurulması gerekmektedir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: