Anasayfa/ Makale/ Dijital Delil Elde Etme Süreçleri ve Hukuki Boyutu

Makale

Bilişim suçlarının artmasıyla yargılamaların merkezine oturan dijital delillerin elde edilme süreçleri ve bu süreçlerin hukuki boyutu, Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde büyük bir hassasiyet gerektirir. Bu makalede, adli bilişim süreçlerinin temel adımları, yasal mevzuatımızdaki yeri ve arama, el koyma usulleri incelenmektedir.

Dijital Delil Elde Etme Süreçleri ve Hukuki Boyutu

Bilişim teknolojilerinin gündelik hayata ve ticari faaliyetlere hızla entegre olması, hukuki uyuşmazlıklarda ve ceza yargılamalarında dijital adli delillerin önemini giderek artırmaktadır. Kişisel bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve internet ağları üzerinden elde edilen veriler, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında kilit rol oynamaktadır. Ancak dijital verilerin manipülasyona açık, kolay kopyalanabilir ve değiştirilebilir doğası, bu delillerin elde edilme süreçlerinin hukuki bir titizlikle yürütülmesini zorunlu kılar. Bir suç isnadı bağlamında elektronik ortamlarda yapılacak arama, kopyalama ve el koyma işlemleri, sadece teknik bir prosedür değil, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerle doğrudan temas eden hukuki bir süreçtir. Bu nedenle, delillerin olay yerinde tespiti, imaj alma adımları, kriptografik özet değerlerinin hesaplanması ve adli makamlara sunulması aşamalarının tamamı, mevzuatta belirtilen emredici kurallara sıkı sıkıya bağlı kalmalıdır. Aksi takdirde, hukuka aykırı yollarla elde edilmiş bir elektronik delil, yargılama aşamasında geçersiz sayılacak ve adaletin tesisini engelleyecektir.

Dijital Adli Analiz Süreçleri ve Temel Aşamalar

Adli bilişim kapsamında dijital adli analiz çalışmaları, verilerin toplanması, analiz edilmesi ve raporlanması işlemlerini barındıran bilimsel bir metodolojiye dayanır. Bu metodoloji, hukuki geçerliliği sağlamak amacıyla kesin adımlarla yönetilmeli ve delillerin yapısının bozulmamasına özen gösterilmelidir. Adli makamların gerçeği ortaya çıkarabilmesi için elektronik ortamdaki potansiyel bulguların incelenmesi aşağıdaki beş ana evre takip edilerek gerçekleştirilmektedir:

  • Hazırlık: Vaka özelinde planlama yapılarak gerekli donanımsal ve yazılımsal kaynakların hazırlandığı evredir.
  • Tespit: Elektronik delillerin kaynağının, türünün ve olayla olan ilgisinin saptanarak risk analizinin yapıldığı aşamadır.
  • Koruma: Dijital delillerin değişmezliğini garanti altına almak için yazma korumalı cihazlarla birebir kopyalarının alındığı süreçtir.
  • Analiz: Elde edilen bulguların, silinmiş verilerin veya sistem kayıtlarının adli analiz araçları ile detaylı şekilde tetkik edildiği adımdır.
  • Raporlama: Teknik bulguların, karar verici mercilerin anlayabileceği hukuki bir dille ve şüpheye mahal bırakmayacak kanıtlarla sunulduğu sonuç evresidir.

Türk Hukukunda Dijital Delil Elde Etme Kuralları

Türk ceza yargılaması sisteminde dijital delillerin elde edilmesi, büyük ölçüde Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde düzenlenmiştir. Özellikle yasamızdaki 134. madde, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma yetkisinin sınırlarını kesin hatlarıyla çizer. Bu düzenlemeye göre, bir soruşturma kapsamında başka surette delil elde etme imkânı bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakimin kararıyla şüphelinin bilgisayarında arama yapılabilir ve veriler kopyalanabilir. Arama işlemlerinde öncelikli kural, sistemdeki verilerin kopyasının alınmasıdır; ancak sistemin şifreli olması ve girilememesi gibi durumlarda, şifrenin çözülebilmesi amacıyla bilgisayarlara ve donanımlara fiziken el konulması yoluna gidilebilir. Bu kural, Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin ilgili maddesi ile uzak bilgisayarlar, bilgisayar ağları ve çıkarılabilir bellekleri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bu süreçte gözetilen temel amaç, kişisel verilerin gizliliği ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması arasındaki hassas dengeyi adil biçimde korumaktır.

Delil Bütünlüğü ve Aslına Uygunluk İlkesi

Elde edilen bir elektronik verinin mahkeme huzurunda geçerli bir kanıt sayılabilmesi için delilin aslına uygunluğu ve bütünlüğü şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmalıdır. Kolluk kuvvetlerince olay yerinde icra edilen arama ve el koyma işlemi sırasında alınan disk imajının, asıl disk ile birebir aynı olduğunu kanıtlamak adına kriptografik özet değerleri hesaplanır. Yaygın olarak kullanılan farklı algoritmalarla hesaplanan bu değerler, arama el koyma tutanaklarına işlenir. Mahkeme aşamasında, bağımsız bilirkişiler veya adli bilişim uzmanları tarafından bu imajlar yeniden incelendiğinde özet değerleri karşılaştırılarak, delil üzerinde sonradan hiçbir değişiklik yapılmadığı tam anlamıyla güvence altına alınmış olur. Aksi halde, delil zinciri bozulacak ve hukuka uygunluk tartışmalı hale gelecektir. Suç Eşyası Yönetmeliği uyarınca da, alınan bu kopyaların bozulmalarını önleyecek ve manyetik alanlardan koruyacak uygun laboratuvar şartlarında muhafaza edilmesi yasal bir zorunluluktur.

Arama ve El Koyma Aşamasında Karşılaşılan Hukuki Sorunlar

Yürürlükteki ceza muhakemesi uygulamalarında adli bilişim disiplini ile hukuki prosedürlerin uyumsuzluğundan kaynaklanan bazı pratik sıkıntılar da yaşanmaktadır. Yasada yer alan başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması şartı, çoğu uygulamada aşılarak bilgisayarlardaki tüm verilere doğrudan el konulması sonucunu doğurmakta, bu durum ise özel hayatın gizliliği ve mahremiyet hakkını ihlal edebilmektedir. Ayrıca, el koyma için aranan şifrenin çözülememesi kuralı da, teknik uzmanların parolaları çözmeden donanımlardan bağımsız imaj alabilme kabiliyetleri göz ardı edildiğinde işlevsiz kalmaktadır. Gelecekte yürürlüğe girmesi planlanan mevzuat tasarılarıyla, şifre kırma şartının kaldırılarak arama işleminin uzun sürmesi ihtimalinin doğrudan el koyma gerekçesi yapılması amaçlanmaktadır. Teknik bilirkişiler ve uzman hukukçuların ortak disiplinler arası çalışması, bu hukuki boşlukların hukuka uygun şekilde kapatılarak adil yargılanma hakkının ve delil güvenilirliğinin korunması adına hayati bir önem arz etmektedir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: