Anasayfa/ Makale/ Hukuki Ve İslami Boyutlarıyla Defin Işlemi Ve...

Makale

Hukuki Ve İslami Boyutlarıyla Defin Işlemi Ve Cenaze Merasimi

İslam hukuku ve günümüz Türk mer'i mevzuatı çerçevesinde defin işlemi ve cenaze merasimi, insan onuruna yaraşır bir şekilde düzenlenmiştir. Bu makale, vefat anından defin sonrasına kadar olan süreçte teçhiz, teşyi, defin zamanı ve taziye gibi uygulamaları hukuki kurallar ve dini hükümler ışığında kapsamlı bir şekilde incelemektedir.*

İnsanoğlunun yeryüzündeki yaşamı ölümle sona erdikten sonra, bedeninin saygınlığına uygun bir şekilde toprağa verilmesi hem dini hem de hukuki bir zorunluluktur. İslam hukukunda ölüm, sadece dünyevi hayatın sonu değil, ebedi olan ahiret hayatının da başlangıcı olarak kabul edilir. Bu nedenle mükerrem bir varlık olan insanın dirisi gibi ölüsü de dokunulmazdır ve saygıya layıktır. Ölüm hadisesinin gerçekleşmesinin ardından cenazenin açıkta bırakılmaması, usulünce yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazının kılınması ve toprağa defnedilmesi geride kalan Müslümanlar üzerine farz-ı kifaye bir görevdir. Günümüz Türk hukuk sisteminde de Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve çeşitli yönetmeliklerle defin işlemleri sıkı kurallara bağlanmış, cenaze hizmetlerinin halk ve çevre sağlığını koruyacak şekilde, dini ve geleneksel hassasiyetler de gözetilerek idare edilmesi belediyelerin sorumluluğuna verilmiştir. Bu yazımızda, defin işleminin ve cenaze merasiminin hangi hukuki dayanaklarla ve dini pratiklerle yerine getirilmesi gerektiği ele alınacaktır.

Cenazenin Teçhizi Ve Teşyii Süreci

Vefat eden kişinin yıkanmasından mezara defnine kadar yapılması gereken hazırlıkların tamamı "teçhiz" kavramı ile ifade edilir. Ölünün bedeninin yıkanması (gasil) ve kefene sarılması (tekfin) işlemlerinin ardından cenazenin tabut içinde mezarlığa kadar taşınmasına ise "teşyi" denilmektedir. İslam hukukuna göre bu işlemlerin geciktirilmeden, ölümün gerçekleştiği tıbben kesinleştikten sonra ivedilikle yapılması müstehaptır. Nitekim Hz. Peygamber, ölüm vuku bulduktan sonra defin için acele davranılmasını tavsiye etmiştir. Günümüz mevzuatında ise defin işleminin yapılabilmesi için yetkili tabip tarafından cenaze defninin uygunluğunu gösteren "ölüm belgesi" ve "defin ruhsatı" düzenlenmesi yasal bir zorunluluktur. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'na göre defin ruhsatı ibraz edilmedikçe hiçbir cenazenin defnine izin verilmez ve izinsiz işlem yapanlara idari yaptırımlar uygulanır. Adli vakalarda veya kimliği belirsiz cesetlerde ise Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri gereği Cumhuriyet savcısının yazılı izni olmadan defin işlemi gerçekleştirilemez.

Cenazenin Mezara Taşınması Ve Defin Zamanı

Cenazenin mezarlığa kadar omuzlarda taşınması, hem taşıyanlara sevap kazandıran bir ibadet hem de ölüye gösterilen saygının bir ifadesidir. Sünnete uygun olan, cenazenin tabutun dört tarafından tutularak ve sükûnet içerisinde, yüksek sesle bağırıp çağırmadan taşınmasıdır. Özür hali olmaksızın binek veya araç üzerinde taşımak bazı fakihlerce mekruh görülse de günümüzde mezarlıkların uzaklığı ve şehirleşme gibi zaruri nedenlerle cenaze nakil araçlarının kullanılması hukuken ve dinen uygun kabul edilmektedir. Defin zamanı açısından, cenazenin gündüz defnedilmesi asıldır ve gece defni zaruret bulunmadıkça tavsiye edilmez. Ancak günümüz mevzuatında mezarlıklara sabah saatlerinden akşam gün batımına kadar cenaze defni yapılabileceği, zorunlu bir sebep (örneğin deprem veya salgın hastalık) olmadıkça gece defini yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Zorunlu sebeplerin tespiti ise belediye başkanı veya mülki amirlerin yetkisindedir.

Kabre Indirme Ve Mezarın Örtülmesi

Cenaze mezara ulaştırıldığında defin işlemine geçilir. İslam hukukuna göre cenazeyi mezara indirme görevi, öncelikli olarak mevtânın mahrem akrabalarına aittir. Özellikle kadın cenazelerin mezara indirilmesinde mahremiyetin korunması amacıyla bu hususa daha fazla dikkat edilir. Cenaze, mezarın kıble cihetine veya ayak ucuna konulduktan sonra usulüne uygun şekilde, sağ yanı üzerine ve yüzü kıbleye dönük olarak kabre yerleştirilir. Defin işlemleri yerine getirilirken ölüye zarar verecek her türlü tutumdan kaçınılmalıdır, zira diriye eziyet vermek nasıl yasaksa ölüye eziyet vermek de öyle yasaktır. Türk hukukunda mezarlıkları çevreleyen duvarlara tırmanmak, mezarların üstüne oturmak veya ölülere hürmetsizlik sayılacak hareketlerde bulunmak Belediye Mezarlıkları Nizamnamesi çerçevesinde açıkça yasaklanmıştır.

Defin Sonrası Merasim Ve Taziye Uygulamaları

Defin işlemi bittikten sonra mezar başında Kur'an-ı Kerim tilaveti yapmak ve vefat edenin affı için dua etmek, sünnete uygun düşen ve ölüye fayda sağladığına inanılan güzel bir uygulamadır. Mezarın başında bir müddet kalarak yapılan bu dualar, ölenin manevi sorumluluklarını hafifletme gayesi taşır. Defin işlemlerinin ardından geride kalan acılı aileye başsağlığı, sabır ve metanet dilemek amacıyla yapılan taziye de toplumsal dayanışmanın ve hukuki zarafetin bir parçasıdır. taziyenin, acıları tazelememek adına genellikle vefatın gerçekleştiği ilk üç gün içinde yapılması uygun görülür.

Cenaze Merasiminde Kaçınılması Gereken Davranışlar

İslam fıkhında ve ilgili mevzuat uygulamalarında cenaze merasimi esnasında yapılması hoş görülmeyen ve yasaklanan bazı davranışlar bulunmaktadır. Bunlar, cenazeye duyulan saygının ihlal edilmemesi adına şu şekilde sıralanabilir:

  • Cenazeyi taşırken yüksek sesle ağlamak, bağırıp çığlık atmak, feryat figan etmek veya müzik aletleri çalarak törenler düzenlemek.
  • Cenazenin arkasından meşale, ateş veya koku verme amaçlı tütsü taşıyarak yürümek (bu tür uygulamalar gayrimüslim adetlerine benzemesi sebebiyle mekruhtur).
  • Mezarlıklara yiyecek getirip defin esnasında şeker, gofret, tatlı veya pide gibi gıda maddeleri dağıtmak.
  • Cenaze evinde, acılı ailenin misafirlere ziyafet vermesi ve yemek ikramında bulunması (bu durum acılı aileye ek bir meşakkat ve külfet olarak kabul edilir).
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: