Anasayfa Makale İş Hukukunda İşyerinin Kapanması Kavramı ve...

Makale

İş Hukukunda İşyerinin Kapanması Kavramı ve Türleri

İşyerinin kapanması*, işverenin anayasal çalışma hürriyeti kapsamında işyeri faaliyetine kesin ve devamlı surette son vermesini ifade eder. Bu makalede, işyeri kavramının unsurları ile işyerinin tamamen, kısmen veya geçici olarak kapanması ve iflas* ya da idari kararlarla gerçekleşen kapanma türleri hukuki bir perspektifle incelenmektedir.

Sanayide meydana gelen ilerlemeler, teknoloji alanında yaşanan gelişmeler ve gerek ekonomik gerekse toplumsal değişiklikler, iş hayatını doğrudan etkilemekte ve dönüştürmektedir. Bu etkileşim sonucu işletmelerde daralmalar ve kapanmalar olabildiği gibi, işveren, anayasamızın kırk sekizinci maddesi ile güvence altına alınan çalışma ve sözleşme hürriyetine dayanarak yönetimsel bir karar sonucu iş hayatını terk etmeyi de seçebilmektedir. Hangi sebeple işyerinin kapatılmasına karar verilmiş olursa olsun, bu kararın çok yönlü hukuki sonuçlar doğuracağı açıktır. Ancak bu sonuçlardan bağımsız olarak, öncelikle işyerinin kapanması kavramının doğru bir hukuki zemine oturtulması ve kapanma türlerinin açıkça sınıflandırılması büyük önem arz etmektedir. İş hukukunun koruyucu yapısı, işverenin teşebbüs hürriyeti ile işçinin çalışma hakkı arasında adil bir denge kurulmasını zorunlu kılar. Bu bağlamda işyerinin tamamen veya kısmen, geçici veya sürekli olarak faaliyetine son vermesi, iflas yahut idari kararlar gibi çeşitli türlere ayrılan kapanma süreçleri, kanun koyucu tarafından belirli kural ve kriterlere bağlanmıştır. Dolayısıyla kapanma kavramının hukuki sınırlarının çizilmesi, sürecin sağlıklı yürütülmesi için ilk adımı oluşturur.

İşyeri Kavramı ve İş Hukuku Kapsamındaki Unsurları

İşyerinin kapanmasından bahsedilebilmesi için üzerinde durulması gereken ilk hukuki husus, şüphesiz ki işyeri kavramının sınırları ve kapsamıdır. Dört bin sekiz yüz elli yedi sayılı İş Kanununun ikinci maddesine göre işyeri; mal ve hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçilerin birlikte örgütlendiği birim olarak tanımlanmaktadır. Kanun koyucu bu tanımı yaparken genişletici bir teknik amaç perspektifinden hareket etmiş ve işyerini yalnızca asıl işin görüldüğü yer olarak değil, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütün olarak ele almıştır. Bu doğrultuda dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım ile mesleki eğitim yerleri gibi eklentiler de işyeri kapsamında değerlendirilmektedir. Teknolojik ve ekonomik gelişmeler neticesinde bir işyeri bünyesinde üretim ile başlayıp müşteriye sunulmaya kadar giden süreçte mal ve hizmet üretiminde çok yönlü değişiklikler olmuş ve işyeri kavramı tek başına işin bulunduğu yerin dışına taşarak geniş çaplı bir organizasyon niteliğine kavuşmuştur. Bir yerin işyeri sayılabilmesi için bu teknik amacın varlığı ve devamlılığı esas alınır.

İşyerinin hukuki unsurları arasında işveren, maddi ve maddi olmayan unsurlar, iş gücü, teknik amaç ve organizasyon yer almaktadır. Bir işyerinin varlığından söz edebilmek için, orada mal veya hizmet üretimini sağlamak üzere iş sözleşmesi ile çalışan işçilerin bulunması zorunludur. Teknolojik gelişmelerin ve buna bağlı olarak sınai hakların artması ile öne çıkan maddi olmayan unsurlar kapsamında ise ticaret unvanı, tecrübe, buluş, patent, müşteri çevresi gibi değerler işyerinin teknik amacını gerçekleştirmek için oluşturulan organizasyon içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. İşletme ile işyeri kavramları arasındaki temel fark ise amaç noktasında belirginleşmektedir; işyerinin amacı teknik bir üretim faaliyeti iken, işletme daha geniş kapsamlı olarak ekonomik ve mali bir amaç gütmektedir. Dolayısıyla, işyerinin kapanması durumu incelenirken, bu hukuki unsurların hangi ölçüde ortadan kalktığına veya faaliyetine son verildiğine bakılması, kapanmanın türünün ve geçerliliğinin tespiti açısından hayati bir kıstastır.

İşverenin Yönetim Hakkı Bağlamında İşyerinin Kapanması

İşyerinin kapanması kavramı, İş Kanununun yirmi dokuzuncu maddesi çerçevesinde işyeri faaliyetine kesin ve devamlı surette son verilmesi hali olarak hukuki zemin bulmaktadır. Bu durum öncelikle işverenin yönetimsel bir kararı doğrultusunda işyerini kapatma özgürlüğünün kullanılması suretiyle ortaya çıkabilmektedir. Anayasamızın kırk sekizinci maddesi ile teminat altına alınan çalışma ve sözleşme hürriyetinin doğal bir sonucu olarak işveren, dilediği alanda işyeri açma özgürlüğüne sahip olduğu gibi, ekonomik bir neden olmaksızın da anayasal sınırları ihlal etmemek kaydıyla işyerini kapatma özgürlüğüne sahiptir. İşverenin işyerini kapatması, mülkiyet ve teşebbüs hürriyetine dayanan en temel işletmesel karar niteliğindedir. Kapanma durumundan söz edilebilmesi için ilk olarak işyerinde yürütülen asıl işin saptanması gerekmektedir. Eğer işyerinde asıl iş halen yapılmaya devam ediyorsa veya yan bir iş asıl işin tasfiyesi dışında başka bir üretim amacıyla sürdürülüyorsa işyerinin hukuken kapanmadığı kabul edilmektedir. Bu bağlamda kapanmanın varlığı için işverenin işyerindeki tüm mal ve hizmet üretim faaliyetini kesin bir iradeyle sona erdirmesi şarttır.

İşyerini kapatmak isteyen işverenin, İş Kanununun üçüncü maddesinde düzenlenen bildirim yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmesi yasal bir zorunluluktur. Mezkûr maddenin ilk fıkrası gereğince işyerini kapatan işveren; işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü ve kendi iletişim bilgilerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır. Bu yükümlülük kurucu nitelikte değil, bildirici niteliktedir; yani kapanma işleminin hukuki mevcudiyeti bu bildirime bağlanmamıştır. Ancak Kanunun doksan sekizinci maddesi gereğince, bildirim yükümlülüğüne aykırı davranan işveren veya işveren vekiline idari para cezası uygulanmaktadır. İşverenin işyerini bütünüyle kapatarak kesin ve devamlı surette faaliyetine son vermesi durumu, Kanunun yirmi dokuzuncu maddesi uyarınca durumu en az otuz gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmesini ve işyerinde ilan etmesini de gerektirmektedir. Bu bildirimler, kapanma prosedürünün idari merciler nezdinde şeffaflıkla yürütülmesi amacını taşımaktadır.

Kapanma Kararında İşverenin Sınırları ve Yükümlülükleri

Her ne kadar işverenin yönetim hakkı kapsamında işyerini kapatma hürriyeti bulunsa da, bu hakkın kullanımı sınırsız değildir ve hukuk düzeni tarafından belirlenen çeşitli kısıtlamalara tabidir. Türk Medeni Kanununun ikinci maddesinde yer alan dürüstlük kuralı, işletmesel kararların alınmasında ve uygulanmasında temel bir denetim mekanizması işlevi görür. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumamaktadır; bu nedenle işverenin kapatma kararını objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde meşru bir menfaat için alması zorunludur. Örneğin işverenin, sendikal örgütlenmeyi engellemek veya işçilere haksız baskı kurmak gibi art niyetli saiklerle işyerini kağıt üzerinde kapatması hali hukuken himaye görmez. Bu tür durumlarda kapatma işlemi muvazaalı kabul edilir ve gerçek bir kapanmadan söz edilemez. Gerçek ve süreklilik niteliğini taşımayan, sadece yasal birtakım yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla perdelenen her türlü kapatma girişimi yargı denetimi esnasında geçersiz sayılarak yaptırıma tabi tutulur.

Hukuka uygun bir kapanmadan bahsedilebilmesi için işverenin iradesinin geçici olmaması ve kararın işletmesel gerekliliklere dayanması beklenir. Yargıtay kararlarında da istikrarla vurgulandığı üzere, işyerinin kapatılması kural olarak hukuken geçerli bir sebep olmakla birlikte, bu kapanmanın gerçek ve sürekli olması aranmaktadır. Aksi takdirde, kısa bir süre sonra işyerinin aynı veya farklı bir isimle aynı üretim konusunda tekrar faaliyete geçirilmesi, kapatma iradesinin samimi olmadığını gösterir. İşverenin tek bir işyeri varsa kapanmanın ispatı daha net iken, birden fazla işyerine sahip bir organizasyonda kapatılan birimin dışındaki diğer işyerlerinin faal durumu ayrıca değerlendirmeye alınır. İşletmesel karar alma özgürlüğünün yargı organlarınca yerindelik denetimine tabi tutulmaması ilkesi geçerli olsa da, hakkın kötüye kullanımı yasağı, kapanma kurumunun hukuk dünyasındaki asli denetim sınırını çizmektedir.

İşyerinin Kısmen veya Geçici Kapanma Halleri

İşyerinin tamamen ve kalıcı olarak kapatılmasının yanı sıra, organizasyonun yalnızca belirli bir bölümünün kapatılması durumu kısmen kapanma olarak adlandırılmaktadır. İşyeri birden fazla bölümden oluşuyorsa, bu bölümlerden bir veya birkaçının teknik veya yapısal sebeplerle faaliyetine son vermesi, kısmi kapanma prosedürünü işletir. Kısmi kapanmada dikkate alınması gereken en önemli unsur, kapatılan işyeri bölümündeki işin niteliği ile işveren iradesinin yönelimidir. Örneğin, bir üretim tesisinde belirli bir ürün hattının tamamen durdurularak o bölümün tasfiye edilmesi bir kısmi kapanmadır. Ancak, o bölümün sadece çalışma konusu değiştirilerek faaliyete devam etmesi durumunda hukuken kapanmadan değil, işin niteliğinde değişiklikten söz edilir. İşyerinin kısmen kapanması durumunda dahi, işveren işletme gerekleri doğrultusunda geçerli bir ekonomik veya organizasyonel nedene dayanmak zorundadır. Burada amaçlanan, işletmenin verimliliğini artırmak veya zararı minimize etmek gayesiyle belirli bir fonksiyonun kalıcı olarak devreden çıkarılmasıdır.

Kesin ve sürekli kapanmadan farklı olarak, faaliyetin belirli bir süre için durdurulması hali ise işyerinin geçici kapanması olarak nitelendirilir. Geçici kapanma durumunda, işyerinde teknik amacın gerçekleştirilmesi için mal ve hizmet üretimi fiilen durmuş olsa da, işyerinin hukuki varlığı aynen devam etmektedir. Geçici kapanmayı gerektiren hallerin başında öngörülemeyen ve karşı konulamayan doğa olayları, salgın hastalıklar, su baskını veya yasal zorunluluklardan doğan mücbir sebepler gelmektedir. Mücbir sebep nedeniyle ifanın geçici olarak imkânsızlaşması, taraflar arasındaki borç ilişkisinin niteliğini de etkiler ve bu süreçte işyeri hukuken kapanmış sayılmaz, yalnızca faaliyeti askıya alınır. Geçici kapanmaya neden olan olumsuz şartlar ortadan kalktığında işyeri normal çalışma düzenine geri dönmektedir. Eğer işveren, geçici kapanma halini gerektiren sebep ortadan kalktıktan sonra işyerini yeniden açmama yönünde bir irade geliştirirse, bu durumda durum tamamen kapatılma sürecine evrilir.

Geçici kapanma hallerinden bir diğeri ise ekonomik veya zorlayıcı sebepler neticesinde ortaya çıkan kısa çalışma uygulamalarıdır. Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan sarsıcı olaylar neticesinde işyerindeki faaliyetin tamamen durdurulması durumunda işyerinin geçici olarak kapandığı kabul edilmektedir. Bu geçici kapanma ve çalışma durdurma hallerine neden olan başlıca yasal etkenler şunlardır:

  • Genel ekonomik kriz hallerinin ortaya çıkması.
  • Sektörel ekonomik kriz sebebiyle sektörde daralma yaşanması.
  • Bölgesel ekonomik kriz neticesinde bölgedeki işletmelerin sarsılması.
  • Salgın hastalıklar gibi zorlayıcı dışsal etkilerin baş göstermesi.
  • Deprem, sel veya yangın gibi afetlerin işyerini fiziken etkilemesi.

Kısa çalışma müessesesi, kriz dönemlerinde işletmelerin tasfiyesini önlemek için geliştirilmiş bir mekanizmadır. Bu uygulama kapsamında işyeri fiilen kapalı kalsa bile, hukuken bir kapanma ve tasfiye süreci başlamaz. Türkiye İş Kurumu tarafından uygunluk tespiti yapılması koşuluyla yürütülen bu süreç, işyerinin hukuki devamlılığını teminat altına almaktadır.

İflas Süreci ve İdari Yaptırımlar Neticesinde Kapanma

İşverenin kendi yönetimsel iradesi dışında işyerinin kapanmasına yol açan en belirgin hallerden biri, işverenin iflasıdır. İflas, ticaret mahkemesi tarafından müflisin haczedilebilen mal varlığının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi suretiyle alacaklıların tatmin edilmesini sağlayan külli bir tasfiye yoludur. İflas kararının verilmesiyle birlikte borçlu işverenin tasarruf yetkisi kısıtlanır ve iflas masasına giren mallar üzerindeki idare yetkisi kanuni temsilci sıfatıyla iflas idaresi eline geçer. İflas hukuk sistemimizde işyerinin anında ve kendiliğinden kapanmasını zorunlu kılan bir kurum olarak düzenlenmemiştir. İflas idaresi, müflisin üretim tesislerini ve işyerini masanın menfaatine faydalı görecek olursa işletilmesine devam edilmesi yönünde karar alabilir. Ancak iflas idaresinin aksi yönde bir kanaate vararak faaliyetin durdurulmasına, işyerinin mühürlenerek kapatılmasına ve tasfiyesine karar vermesi halinde, işyeri hukuken ve fiilen kapanmış olur. Bu tür kapanmada karar mercii artık işveren değil, iflas idaresidir.

İşverenin kendi iradesi dışındaki bir diğer kapanma türü ise, idari kararlar ve yaptırımlar neticesinde işyerinin kapatılmasıdır. Hukuk sistemimizde işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmaksızın açılan işyerleri, yetkili idari merciler tarafından re'sen kapatılmaktadır. Aynı zamanda ruhsatı bulunsa dahi, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulmaması, toplum sağlığını tehlikeye düşürecek faaliyetlerde bulunulması veya yasal kriterlerin ihlal edilmesi hallerinde idare tarafından ruhsat iptali gerçekleştirilerek işyerinin faaliyetten men edilmesine karar verilmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işyerinde çalışanlar için hayati risk oluşturan unsurların tespiti halinde idari bir yaptırım olarak işin tamamen durdurulması, fiili bir kapatma niteliği taşır. İdari kararla gerçekleşen bu kapanmalar, kamu düzeninin ve sağlığının korunması amacı taşıyan zorlayıcı ve kesin yaptırımlardır.

Sonuç itibarıyla, iş hukuku mevzuatında işyerinin kapanması kavramı salt fiziksel bir kapı kilitleme işleminden ibaret olmayıp, derin hukuki sonuçları ve kesin kuralları olan bir süreci ifade etmektedir. İşverenin çalışma ve teşebbüs hürriyetine dayanan yönetimsel kararlarıyla gerçekleşebilen sürekli kapanmalar, iyi niyet kuralları ve yasal bildirim yükümlülükleri ile sınırlandırılmıştır. Kısmi veya geçici kapanma halleri, işletmelerin organizasyonel ya da kriz kaynaklı darboğazları aşmak için başvurdukları esnek çözüm yolları olarak işlev görmektedir. Öte yandan iflas veya idari mercilerin kararı ile gerçekleşen kapanmalar, işverenin tek taraflı iradesinden ziyade kamu düzeni, tasfiye mecburiyeti ve kanuni yaptırımların bir neticesidir. Hangi türde gerçekleşirse gerçekleşsin, işyerinin hukuka uygun bir şekilde kapatılması için söz konusu kapanma türünün yasal prosedürlerine titizlikle uyulması büyük önem taşımaktadır.

9 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: