Anasayfa/ Makale/ İş İlişkisinde Sağlık Verisi ve Veri İşleme...

Makale

İş ilişkilerinde işçilere ait sağlık verilerinin kapsamı ile bu verilerin işlenmesine hâkim olan temel ilkeler, hukuki güvencenin ana temelini oluşturur. Bu makale, sağlık verisi kavramını ve veri koruma hukuku kapsamında mutlak surette gözetilmesi gereken şeffaflık, ölçülülük ve amaca bağlılık gibi temel kuralları hukuki bir perspektifle incelemektedir.

İş İlişkisinde Sağlık Verisi ve Veri İşleme İlkeleri

İş hukuku ve veri koruma hukuku kesişiminde en çok tartışılan konuların başında, iş ilişkilerinde kişisel sağlık verilerinin işlenmesi gelmektedir. İş sözleşmesinin hazırlık veya devamı süresince, işçilerin sağlık durumlarına ilişkin bilgilerin işverenler tarafından toplanması, hukuki sınırları net bir şekilde çizilmesi gereken hassas bir alanı ifade eder. İşçi ve işveren arasındaki bağımlılık ilişkisi ve güç dengesizliği, özel nitelikli kişisel veriler arasında yer alan sağlık verilerinin keyfi veya ölçüsüz bir biçimde işlenmesi riskini artırmaktadır. Bu nedenle, hangi tür bilgilerin sağlık verisi kapsamında değerlendirileceğinin doğru tespit edilmesi ve veri işleme faaliyetlerinin Kanun’da öngörülen temel veri işleme ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalınarak yürütülmesi şarttır. Herhangi bir hukuka uygunluk sebebine dayanılsa dahi, söz konusu ilkelere aykırı bir veri işleme faaliyeti doğrudan hukuka aykırı kabul edileceğinden, hem kavramsal çerçevenin hem de uyulması gereken temel prensiplerin uygulamadaki yansımalarının çok iyi analiz edilmesi gerekir.

Kişisel Sağlık Verisi Kavramı ve Kapsamı

Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek bir kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlanırken; kişisel sağlık verisi, bu genel tanımın içerisinde özel nitelikli kişisel veriler grubunda yer alan daha hassas bir alt kategoriyi oluşturur. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ve ulusal mevzuatımız çerçevesinde kişisel sağlık verileri, kişinin fiziksel veya zihinsel sağlık durumu hakkındaki bilgileri ortaya çıkaran ve sağlık bakım hizmetlerinin sunumuna ilişkin bilgileri de kapsayan her türlü veri olarak ifade edilmektedir. Bu bağlamda, tıbbi teşhis, tedavi süreçleri, hastalık geçmişi, kullanılan ilaçlar ve engellilik durumu gibi bilgiler doğrudan sağlık verisi olarak koruma altındadır. Ancak her fiziksel özellik veya aktivite verisi otomatik olarak sağlık verisi sayılmayabilir. Örneğin, bir adımsayarın kaydettiği veriler, tek başına sağlık verisi olarak nitelendirilemese de, başka verilerle birleştirilerek kişinin sağlık durumu hakkında bir çıkarım yapılmasına olanak tanıdığında hassas sağlık verisi statüsüne kavuşur.

İş İlişkisinde Veri İşlemeye Hâkim Olan Temel İlkeler

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi bakımından çeşitli yükümlülükler öngörmüş olsa da, veri işleme sürecinin tamamında temel ilkelere riayet edilmesini zorunlu kılmıştır. Başka bir anlatımla, işverenin veri işlemek için meşru bir dayanağı bulunsa bile, temel ilkeleri ihlal eden her türlü eylem hukuka aykırı bir veri işleme faaliyeti niteliği taşıyacaktır. İş hukukunda bu ilkelerin somut bir yansıması olarak Türk Borçlar Kanunu’nun dörtyüzondokuzuncu maddesi, işçiye ait kişisel verilerin ancak işe yatkınlıkla ilgili olduğu veya iş sözleşmesinin ifası için zorunlu olduğu ölçüde işlenebileceğini hüküm altına alarak genel bir sınır çizmektedir. Bu sınır, iş ilişkisinin tarafı olan işçinin, zayıf konumu nedeniyle kişilik haklarının ve mahremiyetinin işverenin yönetim hakkına karşı korunması amacına hizmet eder. Aşağıda, mevzuat kapsamında yer alan ve sağlık verilerinin işlenmesinde gözetilmesi gereken başlıca temel prensipler listelenmiştir.

  • Hukuka ve dürüstlük kuralına uygunluk ilkesi, işverenin sağlık verilerini işlerken şeffaf davranmasını ve işçinin makul beklentilerini zedeleyecek gizli veya öngörülemez yöntemlerden kaçınmasını gerektirir.
  • Doğruluk ve güncellik ilkesi, sağlık durumunun zamanla değişebilen dinamik yapısı sebebiyle çalışanın eski ve güncel olmayan sağlık bilgilerinin saklanarak olası bir ayrımcılığa yol açılmasını engeller.
  • Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme ilkesi, hangi sağlık verisinin neden işleneceğinin en baştan net şekilde belirlenmesini zorunlu kılar; muğlak ifadelerle oluşturulan veri işleme amaçları hukuka aykırıdır.
  • İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma kuralı uyarınca işveren, ulaşmak istediği meşru amaca hizmet edecek en asgari düzeydeki sağlık verisini işlemeli, hedeflenen amaca doğrudan etki etmeyecek detayları talep etmemelidir.
  • Süreyle sınırlı muhafaza ilkesi, sağlık verilerinin işlendikleri amaç ortadan kalktıktan sonra gereksiz yere saklanmamasını, yasal gereklilikler bittiğinde derhal silinmesini, yok edilmesini veya anonim hale getirilmesini zorunlu tutar.

Şeffaflık ve Ölçülülük İlkelerinin İşçi Açısından Önemi

İş ilişkisinde şeffaflık ve ölçülülük ilkeleri, işçinin kişilik haklarına yapılacak müdahalelerin sınırlandırılmasında kilit bir rol oynar. İşveren, aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, sağlık verilerinin kim tarafından, hangi amaçlarla ve hangi yöntemlerle işlendiğini işçinin kolayca anlayabileceği sade ve açık bir dille aktarmak zorundadır. Aksi takdirde, işverenin şeffaflıktan uzak, karmaşık hukuki terimler arkasına gizlenerek elde ettiği veriler dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Öte yandan, veri minimizasyonu olarak da bilinen ölçülülük ilkesi, işverenin yalnızca hedeflenen meşru amaca yetecek kadar veriyle yetinmesini şart koşar. Örneğin, bir çalışanın salt işe uygunluğunu tespit etmek için genel bir sağlık değerlendirmesi yeterliyken, işverenin çalışandan geçmiş ameliyat dökümlerini veya detaylı laboratuvar tetkiklerini talep etmesi ölçülülük ilkesinin açık bir ihlalidir. Verilerin niteliği gereği yarattığı yüksek hassasiyet, sağlık verisi işleme süreçlerinin mutlak bir gereklilik süzgecinden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: