Anasayfa/ Makale/ İşyerinde Mobbing Kaynaklı Örgütsel Sinizm ve...

Makale

İşyerinde maruz kalınan sistematik mobbing, çalışanların kuruma güvenini yitirmesine ve örgütsel sinizm geliştirmesine neden olur. Bu durum, koruyucu mekanizmaları sağlamayan işverenin kusuruyla yakından ilişkilidir. Yazımızda, hukuki boyutta bu ilişkinin işyerindeki yansımaları değerlendirilmektedir.

İşyerinde Mobbing Kaynaklı Örgütsel Sinizm ve İşveren Kusuru

Çalışma hayatında çalışanların maruz kaldığı olumsuz davranışların başında gelen mobbing, yalnızca bireyin psikolojik sağlığını zedelemekle kalmaz, aynı zamanda kuruma karşı derin bir güvensizlik ve olumsuz tutumlar bütünü olarak tanımlanan örgütsel sinizm olgusunu da doğurur. Bir fail ya da grup tarafından sistemli olarak uygulanan düşmanca tutumlar, mağdurun zamanla işyerine, yöneticilerine ve çalışma arkadaşlarına karşı alaycı, şüpheci ve yabancılaşmış bir tavır sergilemesine zemin hazırlamaktadır. Çalışanın örgütüne duyduğu inancın sarsılması ve adalet duygusunun yok olmasıyla sonuçlanan bu tablo, hukuki açıdan işverenin gözetme borcunun ve iş sağlığı ile güvenliğini sağlama yükümlülüğünün ihlali anlamına gelmektedir. İşletme içerisinde adil olmayan uygulamalar, liyakatsiz seçimler ve iletişim eksiklikleri gibi sorunlar, çalışanın kurumsal bağını kopararak sinik bir düşmanlık geliştirmesine yol açmaktadır. Mobbing ve örgütsel sinizm arasındaki bu nedensellik bağı, iş davalarında işverenin koruyucu tedbirleri alıp almadığının tespitinde kritik bir rol oynamaktadır.

Mobbingin Örgütsel Sinizme Etkisi

İşçi ve işveren arasındaki ilişkinin temelini oluşturan sadakat ve güven, işyerinde gerçekleşen psikolojik taciz olaylarıyla büyük bir yara almaktadır. Literatürde yapılan incelemeler, mağdurların sürekli olarak olumsuz davranışlara maruz kalmalarının, işyerine yönelik derin bir güvensizlik yaşamalarına neden olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Mobbing mağduru olan bireyler, örgütün adaletten, eşitlikten ve dürüstlükten uzaklaştığına inanarak, yöneticilerine ve çalışma arkadaşlarına karşı şüpheci ve eleştirel bir tutum geliştirmektedir. Bu sinik davranışlar, işverenlerin kasti veya ihmali uygulamaları sonucunda çalışanın motivasyonunu ve iş tatminini doğrudan düşürür. Mağdurun işine yabancılaşması, umutsuzluk hissetmesi ve performansının azalması gibi sonuçlar doğuran bu süreç, işyerinde haksızlığa uğradığını düşünen çalışanın cezalandırıcı ve anti-sosyal eylemler sergilemesine bile yol açabilmektedir. Giderek artan bir yıkım getiren bu döngü, hukuki uyuşmazlıklarda çalışanın haklı fesih nedenleri arasında değerlendirilebilecek ciddi bir kurumsal zafiyete işaret etmektedir.

Örgütsel Sinizm Bağlamında İşveren Kusuru

Hukuk düzenimizde işveren, çalışanlarının hem fiziksel hem de sosyal iyilik halini korumakla mükelleftir. Ancak örgüt kültürünün yoksunluğu, dengesiz yönetim anlayışı ve üst yönetim tarafından caydırıcı mekanizmaların işletilmemesi gibi örgütsel nedenler, mobbingin yeşermesine ve buna bağlı olarak örgütsel sinizm vakalarının artmasına mahal veren bir ortam yaratmaktadır. Tepedeki yöneticilerin mobbingi adeta meşru bir disiplin veya verim alma aracı gibi görmesi veya bu tür çatışmalara göz yumması, işverenin koruma yükümlülüğüne aykırı davranması demektir. Liderlik eksiklikleri ve örgütsel belirsizlikler, mağdurun kendini yalnız ve savunmasız hissetmesine neden olur. Dolayısıyla, işverenin ihmali, sadece bireysel bir zorbalık vakasının yaşanmasına değil, aynı zamanda kurumun tamamına yayılan, çalışanın kuruma inancını yıkan bir toksik kültürün oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının işletilmediğinin ve işveren kusurunun somut bir göstergesidir.

İşverenin Gerekli Tedbirleri Almamasının Sonuçları

İşverenin, işyerindeki psikolojik şiddet ve zorbalık vakalarını engellemek için proaktif davranmaması, mağdurlar üzerinde telafisi güç zararlar meydana getirmektedir. Koruyucu mekanizmaların ve caydırıcı kuralların eksikliği, örgüt içinde mobbingin normalleşmesine zemin hazırlar. İşçinin çalışma hakkını ve kişilik değerlerini zedeleyen bu kayıtsızlık hali, nihayetinde yüksek oranda örgütsel sinizmle sonuçlanarak işletmenin de hukuki yaptırımlarla karşılaşmasına neden olur. İşveren kusuru neticesinde ortaya çıkan örgütsel sinizmin işyerine yansıyan ardıl sonuçları şunlardır:

Bireysel Boyuttaki Sonuçlar Örgütsel Boyuttaki Sonuçlar
Sinirsel bozukluklar ve hayal kırıklığı İş tatmininin ve motivasyonun azalması
Uyku düzensizlikleri ve umutsuzluk Örgütsel bağlılığın düşmesi ve yabancılaşma
Kendisini bilgisiz ve değersiz hissetme İş gücü devir hızının ve devamsızlığın artması
Olumsuz tutumlarda artış ve öfke Örgüte karşı sabotaj ve güvensizlik

Bu tablo göstermektedir ki, işverenin gözetim borcunu ihlal ederek sessiz kalması, mağdurda salt bireysel bir tatminsizlik değil, kuruma zarar veren yıkıcı bir kurumsal çöküş başlatmaktadır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: