Makale
Kişisel Veri Olarak Görüntü ve İşlenme Şartları
Teknolojik gelişmelerin günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, bireylerin tanınmasını ve diğer insanlardan ayırt edilmesini sağlayan en önemli unsurlardan biri olan görüntü, hukuk sistemleri tarafından büyük bir titizlikle korunmaya başlanmıştır. Hukuki bağlamda, kişilerin fiziksel özelliklerini, hal ve tavırlarını yansıtan görsel materyaller, modern hayatın getirdiği riskler karşısında anayasal bir güvenceye kavuşturulmuştur. Ülkemizde yürürlükte olan temel düzenleme çerçevesinde, gerçek kişilere ait her türlü bilgi, koruma şemsiyesi altında ele alınmakta olup kişinin dış görünüşünü temsil eden fotoğraf ve video kayıtları da bu güvenceden yararlanmaktadır. Bir hukuk bürosu pratiğinde sıkça karşılaşılan uyuşmazlıkların özünde, kişilerin görünürlüğünü sağlayan bu verilerin mevzuata uygun olmayan biçimlerde elde edilmesi ve saklanması yatmaktadır. Bu bağlamda, görüntünün hangi hallerde hukuken korunan bir veri statüsüne kavuştuğunun ve bu veriler üzerinde gerçekleştirilecek her türlü işlemin yasal mevzuatta öngörülen katı kural ve şartlara ne derece uygun yürütüldüğünün tespit edilmesi, kişi mahremiyetinin muhafazası adına hayati bir önem taşımaktadır.
Görüntünün Kişisel Veri Niteliği
Mevzuatımızda kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak ifade edilmektedir. Bu bağlamda kişinin dış görünüşünü ortaya koyan ve onun kesin teşhisini sağlayan resim, fotoğraf ve video kayıtları, kişiyi doğrudan belirlenebilir kıldığı için kişisel veri olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da görüntünün, bireyin kimliğini ve benzersiz özelliklerini ortaya çıkaran bir nitelik taşıması sebebiyle korunması gereken kişisel veriler arasında yer aldığı istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır. İster fiziksel bir ortamda basılı halde bulunsun isterse dijital ortamlarda kayıt altına alınmış olsun, bir görsel materyalin kişinin kimliğinin anlaşılmasına olanak sağlaması, onun kişisel veri statüsünde değerlendirilmesi için yeterlidir. Dolayısıyla, bireyin fiziksel portresini oluşturan ve toplumdaki diğer bireylerden ayırt edilmesine hizmet eden her türlü görüntü kaydı, mevzuatın sağladığı hukuki koruma kalkanından eksiksiz bir biçimde yararlanır.
Genel ve Özel Nitelikli Kişisel Veri Ayrımında Görüntü
Kişisel veriler, içerdikleri hassasiyet derecesine göre genel nitelikli kişisel veriler ve özel nitelikli kişisel veriler olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Kanunda sınırlı sayım ilkesiyle belirlenen ırk, etnik köken, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, kılık kıyafet, sağlık ve cinsel hayata ilişkin veriler ile biyometrik ve genetik veriler, başkaları tarafından öğrenilmesi halinde ayrımcılığa veya ciddi mağduriyetlere yol açabileceğinden özel nitelikli veri kabul edilir. Kişinin görüntüsü kural olarak genel nitelikli kişisel veri sayılsa da, somut olayın özelliklerine göre özel nitelikli kişisel veri vasfı da kazanabilir. Örneğin, bir kişinin fotoğrafından veya videosundan dinini ya da etnik kökenini belli eden kılık kıyafetinin ve sembol içeren takılarının anlaşılması veya sağlık durumuna ilişkin tıbbi bir değerlendirme yapılabilmesi halinde, söz konusu görüntü artık özel nitelikli veri statüsüne geçer. Aynı şekilde, günümüzde akıllı telefonlardan güvenlik sistemlerine kadar geniş bir alanda kullanılan ve kimliklendirme yapan yüz tanıma ve iris tanıma teknolojileri aracılığıyla elde edilen biyometrik veriler de özel nitelikli kişisel veriler arasında yer alarak çok daha sıkı bir hukuki korumaya tabi tutulur.
Görüntünün İşlenmesi ve Açık Rıza Şartı
Kişisel verilerin elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, değiştirilmesi, aktarılması veya erişilebilir hale getirilmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü faaliyet, hukuken kişisel verilerin işlenmesi anlamına gelir. Görüntülerin işlenmesi sürecinde, hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun hareket edilmesi, belirli, açık ve meşru amaçlar güdülmesi ile verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı ve ölçülü olması ilkelerine mutlaka uyulmalıdır. Temel kural olarak, bir kişinin görüntüsünün işlenebilmesi için o kişinin açık rızasının bulunması şarttır. Mevzuatımızda açık rıza; belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve hiçbir baskı altında kalmaksızın özgür iradeyle açıklanan rıza olarak tanımlanmaktadır. Görüntünün yalnızca genel nitelikli kişisel veri olduğu durumlarda açık rıza temel işlenme şartı iken, görüntünün özel nitelikli kişisel veri vasfı taşıdığı hallerde açık rızanın yanı sıra Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması da hukuki bir zorunluluktur.
Kişisel Verilerin Açık Rıza Aranmaksızın İşlenebileceği İstisnai Haller
Her ne kadar görüntülerin işlenmesinde temel kural bireyin açık rızasının varlığı olsa da, yasal mevzuatımızda bazı spesifik durumlar için bu kuralın istisnaları düzenlenmiştir. 6698 sayılı Kanun uyarınca, genel nitelikli kişisel verilerin açık rıza aranmaksızın işlenebileceği ve hukuka uygunluk sebebi sayılan durumlar şunlardır:
- Kanunlarda açıkça öngörülmüş olması.
- Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.
- Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.
- Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.
- İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.
- Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.
- İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.