Anasayfa/ Makale/ KVKK Aydınlatma Yükümlülüğü İhlalinin...

Makale

Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali halinde veri sorumluları idari para cezalarıyla karşılaşabilir ve ilgili kişiler ihlalin giderilmesi için çeşitli yollara başvurabilir. Kurula şikayet sürecinin yanı sıra, kişilik haklarının ihlali durumunda maddi, manevi tazminat ile önleme, durdurma ve tespit gibi özel hukuk davaları da gündeme gelmektedir.

KVKK Aydınlatma Yükümlülüğü İhlalinin Yaptırımları ve Özel Hukuk Davaları

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, aydınlatma yükümlülüğünün ihlali durumunda veri sorumluları için öngörülen hukuki sonuçlar büyük bir önem taşımaktadır. İlgili kişinin kişisel verileri üzerindeki hakimiyetini korumak ve hukuki şeffaflığı sağlamak amacıyla getirilen bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, çeşitli koruma mekanizmalarının devreye girmesine yol açar. Bu kapsamda, ilgili kişinin veri sorumlusuna başvurusu, sonrasında Kişisel Verileri Koruma Kuruluna (Kurul) şikâyet yolu ve Kurul tarafından uygulanacak idari yaptırımlar aracılığıyla katı bir denetim sağlanmaktadır. Ancak yaptırımlar sadece idari süreçlerle sınırlı kalmayıp, veri sorumlusu ile ilgili kişi arasındaki ilişkinin doğasından veya doğrudan haksız fiil sorumluluğundan kaynaklanan silsileleri de beraberinde getirebilmektedir. Özellikle kişilik haklarının zedelenmesi halinde, genel hükümlere göre ikame edilebilecek özel hukuk davaları, mağduriyetlerin giderilmesinde etkin bir rol oynamaktadır. Bu makalede, yükümlülüğün yerine getirilmemesi neticesinde ortaya çıkan yaptırımlar uzman bir hukuki perspektifle ele alınacaktır.

KVKK Kapsamında Denetim ve İdari Yaptırım Yöntemleri

Aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edilmesi halinde, ilgili kişinin hukuki koruma yollarını işletebilmesi için öncelikle veri sorumlusuna başvuru yolu ile hakkını araması esastır. Veri sorumlusu, ilgili kişinin bu kapsamdaki taleplerini en kısa sürede ve her halükarda en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırmak zorundadır. Yapılan başvurunun zımnen veya açıkça reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması yahut yasal süre içinde hiç cevap verilmemesi gibi durumlarda, ilgili kişi açısından Kurula şikâyet yolu açılmaktadır. Kurula şikayet başvurusunda bulunabilmek için öncelikle doğrudan veri sorumlusuna başvuru yolunun tüketilmesi emredici bir yasal ön şarttır. Kurul, kendisine ulaşan şikayetler üzerine veya bir ihlal iddiasını re'sen öğrenmesi halinde gerekli incelemeleri titizlikle yapar ve tespit edilen hukuka aykırılıkların giderilmesi hususunda kesin karar vererek veri sorumlusunu bağlayıcı şekilde talimatlandırır.

Aydınlatma yükümlülüğüne uyulmamasının idari yönden en temel ve ağır yaptırımı, veri sorumlusu hakkında hükmedilen idari para cezalarıdır. İlgili düzenlemeler uyarınca, aydınlatma yükümlülüğünü ihlal eden veri sorumluları hakkında belirli alt ve üst sınırlar dahilinde idari para cezası uygulanmaktadır. Kanun koyucu, cezaların alt ve üst sınırları arasındaki makası bilinçli olarak geniş tutarak, Kurulun vereceği kararlarda failin kusuru, haksızlığın boyutu ve özellikle veri sorumlusunun ekonomik durumu gibi unsurları dikkate alarak hakkaniyetli bir ceza belirlemesini amaçlamıştır. Ayrıca, Kurul tarafından aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin verilen kararların veya yayınlanan ilke kararlarının süresi içinde yerine getirilmemesi de bağımsız bir kabahat olarak düzenlenmiş ve yaptırıma bağlanmıştır. Cezalar gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerine uygulanırken, kamu kurum ve kuruluşları için ise ilgili memurlar hakkında disiplin hükümleri işletilmektedir.

Veri Sorumlusunun Özel Hukuktan Doğan Sorumluluğu ve Davalar

Veri sorumlusu ile ilgili kişi arasındaki hukuki ilişkide aydınlatma yükümlülüğü, esasen taraflar arasında zımni bir koruma yükümlülüğü niteliği taşır. Bu yükümlülüğün ihlali, yapısal olarak aynen ifası talep edilemeyecek nitelikte olsa da, kusurlu tarafın doğrudan tazminat yükümlülüğünü doğurabilecek ciddi sonuçlara sahiptir. Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali sonucunda kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmeye devam etmesi, bireyin kişilik hakkına saldırı teşkil etmektedir. Kanun, kişilik hakları bu yolla ihlal edilen bireylerin genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkını açıkça saklı tutmuştur. Türk Medeni Kanunu gereğince, rıza veya üstün bir nitelikteki haklı kamu yararı bulunmaksızın gerçekleştirilen her türlü hukuka aykırı veri işleme faaliyeti karşısında ilgili kişi, mahkemelerde özel hukuk davaları ikame edebilmektedir. Bu davalar, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinden veya doğrudan haksız fiilden kaynaklanabilir.

Kişilik hakkına saldırı nedeniyle ilgili kişinin başvurabileceği özel hukuk davaları ve içerikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Önleme Davası: Kişilik hakkına yönelik haksız bir saldırının gerçekleşeceğine dair ciddi bir tehlike bulunması halinde, saldırı tehlikesinin önlenmesi maksadıyla ikame edilir.
  • Durdurma Davası: Halihazırda başlamış ve devam etmekte olan hukuka aykırı bir veri işleme faaliyetinin ve mevcut sürmekte olan saldırının sonlandırılması amacıyla açılır.
  • Tespit Davası: Sona ermiş olmasına rağmen etkileri kamuoyunda devam eden bir saldırının hukuka aykırılığının tespiti mahkemeden istenir.
  • Maddi ve Manevi Tazminat Davaları: Hukuka aykırı saldırı neticesinde kişinin malvarlığında meydana gelen azalmanın yahut maruz kalınan acı ve kederin telafisi talep edilir.
  • Vekaletsiz İş Görme Davası: Veri sorumlusunun hukuka aykırı saldırı yoluyla elde ettiği kazancın iadesi için başvurulan dava türüdür.

Zararların Tazmini ve Hukuki Korumanın Kapsamı

Kişisel verilerin kanuna aykırı işlenmesi neticesinde doğan zararların giderilmesi için ikame edilen maddi tazminat davası, ilgili kişinin malvarlığındaki aktif azalmayı veya kaçırılan kazanç fırsatlarını kapsar. Bu davanın kabulü için, hukuka aykırı fiilin varlığı, illiyet bağı, somut zarar ve mutlak surette veri sorumlusunun kusurunun ispatlanması şarttır. Taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunması durumunda veri sorumlusunun kendi kusursuzluğunu kanıtlaması beklenirken, haksız fiile dayalı sorumlulukta ispat yükü davacıya düşer. Fiile açık rıza gösterilmesi gibi durumlarda mahkemenin tazminattan indirim yapması mümkündür. Ayrıca hukuka aykırı faaliyetin kişide yarattığı psikolojik tahribatın onarılması maksadıyla manevi tazminat davası açılabilmekte, mahkeme kınama kararının yayımlanması gibi farklı giderim yollarına da hükmedebilmektedir. İlgili kişi, uğradığı ihlallerin giderilmesi adına adli yargı yolunu her zaman özgürce kullanma hakkını haizdir.

5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: