Anasayfa/ Makale/ Mobbing ve İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği...

Makale

Çalışma ortamında meydana gelen psikolojik baskı ve şiddet vakaları, salt idari bir sorun olmayıp iş sağlığı ve güvenliği kapsamında işverenin hukuki sorumluluğunu doğuran ciddi bir ihlaldir. Çağdaş hukuk sistemleri, işverene çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halini koruma ve riskleri önleme yönünde mutlak yükümlülükler yüklemektedir.

Mobbing ve İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Kapsamındaki Sorumluluğu

İnsanların yaşamlarının büyük bir bölümü çalışma ortamlarında geçmektedir ve bu durum, çalışma alanlarını sadece ekonomik bir faaliyet merkezi olmaktan çıkararak sağlık ve güvenlik yönünden hukuki bir inceleme alanı haline getirmiştir. Çağdaş toplumlarda iş sağlığı ve güvenliği, yalnızca çalışanların bireysel tıbbi bir sorunu olarak algılanmamakta; devletler tarafından yapılan çeşitli yasal düzenlemeler ile işverene, çalışan sağlığını ve güvenliğini koruma yükümlülüğü getirilmektedir. Uluslararası düzeyde kabul edilen yükümlülükler çerçevesinde işverenler, çalışma ortamlarında gerekli tedbir ve düzenlemeleri yapmakla mükelleftir. Bu kapsamda, çalışma ortamında şiddet hukuki, tıbbi ve idari boyutları olduğu kadar doğrudan çalışan sağlığı ve güvenliği boyutu da olan son derece kritik bir unsurdur. Gerek sözel ve duygusal şiddet gerekse fiziksel şiddet veya mobing olarak ortaya çıkan zorbalık eylemleri, çalışanların genel ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler yaratmakta ve bu eylemlerin engellenmesi işverenin koruma borcu kapsamında hukuki sorumluluğunu doğurmaktadır.

İşverenin Çalışan Sağlığını Koruma Yükümlülüğü

Çalışma ortamı koşulları ve çalışma şartları, çalışanların sağlık düzeylerini önemli ölçüde belirleyen sosyal belirleyiciler arasında yer almaktadır. İşin doğasında var olan tehlikelerin yanı sıra, iş organizasyonu ve psikososyal ortamın çalışanlar üzerinde zararlı etkilere neden olabileceği bilinmektedir. İş sağlığı prensipleri gereğince, işverenlerin istihdam ortamlarını sağlığa zararlı faktörlerden ve risklerden koruması hedeflenmektedir. Bu hedefler yalnızca geleneksel fiziksel güvenlik konularıyla sınırlı kalmayıp, çalışanların psikolojik ve sosyal esenliğini de kapsayacak şekilde genişlemiş durumdadır. İş yerlerinde sağlığı destekleyen, olumlu sosyal iklimi ve çalışma barışını teşvik eden bir çalışma kültürünün oluşturulması temel bir gerekliliktir. Dolayısıyla, işyerinde meydana gelebilecek her türlü zorbalık ve psikolojik şiddet vakasının engellenmesi, çalışanların fiziksel ve zihinsel kapasitelerini aşırı zorlayan olumsuz çalışma koşullarının ortadan kaldırılması işverenin temel yasal yükümlülükleri arasındadır.

Psikososyal Risk Etmenleri ve Şiddetin Hukuki Boyutu

İşyerinde maruz kalınan psikososyal risk etmenleri, çalışanların ruhsal sağlıklarını doğrudan tehdit eden en önemli faktörlerden biridir. Modern iş hukuku ve iş sağlığı uygulamaları, çalışma ortamında şiddeti ve zorbalığı önleme sorumluluğunu doğrudan işverenlere yüklemektedir. Bir işyerinde sözel veya duygusal şiddet ile fiziksel şiddet ve mobing uygulamalarının varlığı, işverenin gözetim ve koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğinin açık bir göstergesi kabul edilir. Veriler ve yasal çerçeveler, iş ortamında zorbalığa maruz kalan çalışanların yüksek düzeyde psikolojik sıkıntı ve risk altında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, işyerindeki çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik yasal düzenlemelere uyulması, işverenin sadece bir tercihine değil, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatından doğan bağlayıcı hukuki bir zorunluluğuna işaret etmektedir. İşveren, çalışma barışını sağlamak ve her türlü şiddet eyleminin önünü kesmekle yükümlüdür.

İşverenin Alması Gereken Önlemler

İşverenin, çalışma ortamındaki olumsuz psikolojik etmenleri ve şiddet eylemlerini bertaraf edebilmesi için yerine getirmesi gereken temel bazı yasal görevleri bulunmaktadır. Çağdaş iş sağlığı ilkeleri doğrultusunda, çalışan sağlığını tehdit eden unsurların ortadan kaldırılması amacıyla aşağıdaki adımların atılması gerekmektedir:

  • Çalışma ortamının sağlığa zararlı faktörlerden arındırılması ve psikososyal risklerin değerlendirilmesi.
  • İş organizasyonunun çalışanların kapasitelerini aşırı zorlamayacak ve stresi azaltacak şekilde yapılandırılması.
  • Kurum içinde şiddet ve zorbalığa karşı sıfır tolerans ve koruyucu bir çalışma kültürünün yerleştirilmesi.
  • Çalışanların ruhsal ve sosyal refahının en üst düzeye çıkarılması için mevcut yasal düzenlemelere harfiyen uyulması.

Belirtilen bu adımların atılmaması, işverenin koruma borcuna aykırı hareket ettiği gerekçesiyle idari ve hukuki yaptırımlarla karşılaşmasına zemin hazırlayacaktır. Gerekli tedbirlerin alınması, modern hukuk sistemlerinin temel bir emridir.

3 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: