Makale
Mobbingin Hukuki Tanımı ve Temel Aktörleri
İş hukuku uygulamalarında sıklıkla karşılaştığımız mobbing, en temel ifadeyle çalışma ortamlarındaki psikolojik şiddeti ifade eden, işgörenler arasında kötü davranış, psikolojik taciz ve şiddet davranışlarını içeren psikolojik bir terördür. Hukuki uyuşmazlıkların merkezinde yer alan bu kavram, çalışanı fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyerek onu çaresiz ve savunmasız bir pozisyona iten, çalışana karşı düşmanca ve etik olmayan iletişimi içermektedir. Bir davranışın hukuken mobbing olarak nitelendirilebilmesi için, kişinin devamlı suçlu duruma maruz bırakılarak, saygınlığına ve mesleki kişiliğine sistematik olarak saldırılması gerekmektedir. Hukuk büromuza başvuran müvekkillerin yaşadığı uyuşmazlıklarda gördüğümüz üzere, bilginin saklanması, işgörenin lideri veya iş arkadaşları tarafından aşağılanması ve dedikodu yöntemiyle bireyin örgüt içerisinde itibarsızlaştırılması gibi eylemler bu sürecin yapıtaşlarıdır. Bu makalede, iş hukuku davalarına konu olan mobbingin hukuki tanımı ve bu psikolojik şiddet sarmalında yer alan temel aktörlerin rolleri uzman bir avukat perspektifiyle ele alınacaktır.
Mobbingin Hukuki Çerçevesi ve Sistematik Yapısı
Bir eylemin yasal zeminde işyerinde psikolojik taciz (mobbing) olarak değerlendirilebilmesi için süreklilik arz etmesi ve belirli bir amaca yönelmesi şarttır. Davalarda delillendirme sürecinde de vurguladığımız gibi, mobbing grup halinde uygulandığında yıkıcı etkilere sahip olup psikolojik tahribatın en uç noktasını oluşturmaktadır. Mağdurun sürekli bir biçimde suçlu hissettirilmesi, hakaret ve aşağılamalara maruz bırakılması, işveren veya diğer çalışanlar tarafından mesleki kariyerinin zedelenmesi bu sürecin somut delilleri arasındadır. Hukuk uygulamalarında işgörenin saygınlığına ve mesleki kişiliğine sistematik saldırı olarak nitelendirilen bu durum, yasal koruma kalkanının devreye girmesini gerektirir. Özellikle düşmanca ve etik olmayan iletişim, hukuki uyuşmazlıklarda işverenin eşit davranma ve işçiyi koruma borcuna aykırılık teşkil eden temel unsurların başında gelmektedir. Bu bağlamda, maruz kalınan sözlü veya sözsüz düşmanca davranışların bütünü, yargı mercileri önünde mobbing iddiasının temelini oluşturur.
Mobbing Sürecindeki Temel Aktörler
Hukuki uyuşmazlıklara yansıyan mobbing vakalarında, eylemin niteliğini ve tarafların hukuki sorumluluklarını doğru bir şekilde belirleyebilmek adına sürece dahil olan kişilerin eylemlerinin çok iyi analiz edilmesi gerekir. İş hukuku pratiğinde ve akademik alanyazında, bu psikolojik terör ortamını oluşturan, bu ortamdan zarar gören ve sürece şahitlik eden çeşitli profiller bulunmaktadır. Bir mobbing davasında hakimin değerlendirmesine sunulan deliller, genellikle bu aktörlerin birbirleriyle olan etkileşimleri üzerinden şekillenmektedir. Ortaya çıkan zararın boyutunun ölçülmesi, eylemin sürekliliğinin ispatlanması ve kusur oranlarının belirlenmesi açısından bu aktörlerin sınıflandırılması büyük önem taşımaktadır. Mobbing sürecine dahil olan aktörler, eylemi bizzat gerçekleştirenler, eylemin hedefi olanlar ve eyleme seyirci kalanlar olarak hukuki sorumluluklar bağlamında farklı sonuçlarla karşılaşabilmektedirler.
Aktörlerin Hukuki Süreçteki Konumları ve Nitelikleri
Bir mobbing davasında tanık ve taraf beyanlarında sıklıkla karşımıza çıkan bu aktörlerin rolleri üç temel grupta sınıflandırılmaktadır:
- Tacizciler: Genellikle nevrotik ve yönetsel hırsları normalden yüksek olan, sahip oldukları gücü kötüye kullanarak mağdur üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan ve mobbingi bizzat uygulayan kişilerdir.
- Kurbanlar (Mağdurlar): İşinde çoğu zaman son derece iyi olan, başarıları nedeniyle hedef alınan ve yöneticileri ya da iş arkadaşları tarafından sürekli olarak dışlanıp psikolojik tacize uğrayan çalışanlardır.
- İzleyiciler: İşyerinde yaşanan bu haksız durumlara bizzat şahit olan, ancak kendi pozisyonlarını korumak veya korkuları nedeniyle adaletsizlik karşısında susmayı tercih eden ve sessiz kalarak sürece dolaylı onay veren pasif katılımcılardır. Yukarıda sayılan bu aktörlerin eylemleri veya eylemsizlikleri, iş yerindeki çalışma barışını bozarak ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açar. Özellikle izleyicilerin adaletsizlik karşısında susması, hukuki süreçlerde tanık bulma ve delil toplama zorluğunu ortaya çıkaran en temel problemlerden biridir. Tacizcilerin nevrotik hırsları ile kurbanların işlerindeki yüksek başarıları, mobbing davalarında husumetin kaynağını kanıtlamak için avukatlar tarafından titizlikle incelenen detaylar arasında yer almaktadır. Uzman bir hukuki destekle bu aktörlerin şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, davanın seyri ve adaletin tecellisi için son derece hayati bir adımdır.