Anasayfa/ Makale/ Pandemide Çocukların Bilişim Suçlarına Yönelimi

Makale

Covid-19 pandemisiyle uygulanan eve kapanma tedbirleri, sosyal hayatın dijital mecralara kaymasına neden olmuştur. Bu dönemde çocukların bilişim suçlarına yöneliminde dört kat artış gözlemlenmiştir. Bu yazıda, çocukların suça sürüklenme nedenleri ve bilişim suçlarındaki artışın hukuki yansımaları adli istatistikler ışığında incelenmektedir.

Pandemide Çocukların Bilişim Suçlarına Yönelimi

Covid-19 pandemisi, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de toplumsal yaşantıyı ve alışkanlıkları derinden etkilemiştir. Salgının yayılmasını önlemek amacıyla alınan sosyal izolasyon ve sokağa çıkma kısıtlamaları gibi tedbirler, insanların günlük yaşamlarını ev sınırları içerisine taşımıştır. Bu süreçte yetişkinler iş hayatlarını evden yürütürken, çocuklar da eğitimlerine dijital ortamlar aracılığıyla devam etmek zorunda kalmıştır. Dış dünya ile fiziki temasın asgari düzeye inmesi, bireylerin etkileşimlerini büyük oranda siber mecralara kaydırmıştır. Özellikle çocukların teknoloji ve internet ile temasının artması, onların suç türleriyle olan ilişkisinde de yapısal değişiklikler meydana getirmiştir. Geleneksel suç tiplerinde pandemi kısıtlamalarına bağlı olarak düşüşler yaşanırken, sosyal hayatın siber alana entegre olmasıyla birlikte bilişim suçlarında belirgin bir artış gözlemlenmiştir. Bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle değerlendirildiğinde, çocukların dijital platformlardaki eylemlerinin yasal sınırları aşarak suça sürüklenen çocuk statüsüne girmesi, hukuki açıdan ele alınması gereken güncel bir mesele haline gelmiştir. Bu durum, teknolojik alışkanlıkların hukuki sonuçlarına dair yeni analizler yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Pandemi Kısıtlamaları ve Suç Tiplerindeki Değişim

Toplumda bireylerin yaşam koşullarının değişmesi, işlenen suçların niteliğini de doğrudan etkilemektedir. Pandemi döneminde uygulanan karantina tedbirleri, fail ile mağdurun fiziki ortamda bir araya gelmesini zorlaştırarak, kasten yaralama veya cinsel suçlar gibi fiziki temas gerektiren suçlarda ciddi bir azalmaya yol açmıştır. Ancak bu durum, suç oranlarının tamamen düştüğü anlamına gelmemekte; aksine suçların işlenme mecrasının değiştiğini göstermektedir. Özellikle malvarlığına yönelik suçların, fiziksel sokaklardan siber alana taşındığı görülmüştür. Çocukların dijital mecralarda geçirdikleri sürenin uzaması, onları bilişim sistemlerini kullanarak işlenen suçların faili konumuna getirebilmektedir. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı verilerine dayanan adli bir inceleme, pandemi öncesi dönemle kıyaslandığında, pandemi döneminde çocukların işlediği bilişim suçlarının tam 4 kat arttığını somut rakamlarla ortaya koymaktadır. Bu adli tablo, bilişim hukuku bağlamında dijitalleşmenin suç unsurları üzerinde yarattığı yapısal dönüşümü açıkça ispatlamaktadır.

Türk Ceza Hukukunda Suça Sürüklenen Çocuk Kavramı

Türk hukuk sisteminde, suç işleyen küçükler suçlu sıfatıyla değil, kanunla ihtilafa düşmüş veya suça sürüklenen çocuk kavramlarıyla tanımlanmaktadır. Bilişim sistemlerini kullanarak yasaları ihlal eden bir çocuğun hukuki sorumluluğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve ilgili mevzuatlar çerçevesinde yaş gruplarına göre kademeli bir sisteme tabi tutulmaktadır. Kanunumuza göre, suçun işlendiği tarihte 12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmamaktadır ve bu kişilere yalnızca çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilmektedir. 12-15 yaş aralığındaki çocuklarda ise, işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediğine dair uzman raporu alınması hukuki bir zorunluluktur. Eğer çocuk, bilişim sistemine girme veya verileri değiştirme gibi eylemlerinin idrakine sahipse, yetişkinlere uygulanan cezadan indirim yapılarak yargılanmaktadır. 15-18 yaş aralığındaki suça sürüklenen çocukların ise ceza ehliyeti kural olarak tam kabul edilmekte, ancak verilecek yaptırımlarda yaş küçüklüğü nedeniyle yasal indirim oranları tatbik edilmektedir. Bu nedenle dijital suçlara karışan çocukların ceza hukuku sürecindeki durumu, yaş ve idrak düzeylerine bağlı olarak büyük farklılıklar göstermektedir.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı İncelemesi: Adli İstatistikler

Çocukların suça yönelimi üzerinde pandeminin etkilerini somutlaştırmak adına adli verilerin analizi büyük önem taşımaktadır. İstanbul'un Silivri ilçesinde yapılan kapsamlı bir akademik çalışmada, pandemi öncesi ve pandemi dönemi olmak üzere iki farklı zaman dilimine ait soruşturma dosyaları incelenmiştir. Bu dosyalar, dijitalleşmenin suç istatistiklerine olan doğrudan yansımasını kanıtlar niteliktedir. İncelenen adli kayıtlara göre, kısıtlamaların uygulandığı süreçte çocukların karıştığı toplam suç sayısında yaklaşık yüzde 11 oranında azalma kaydedilmiştir. Kasten yaralama gibi fiziksel temas suçları düşüş eğilimi gösterirken, hırsızlık gibi malvarlığına karşı işlenen suçlar şekil değiştirerek dijital alana entegre olmuştur. Özellikle bilişim suçlarının sayısal artışı, hukuki boyutta dikkat çekici bir paradigma değişimini simgelemektedir. Aşağıdaki veriler, kısıtlamalar eşliğinde çocukların suça yönelimindeki değişimi ortaya koymaktadır.

İncelenen Adli Veri Türü Pandemi Öncesi Dönem (Ocak 2019 - Mart 2020) Pandemi Dönemi (Mart 2020 - Mayıs 2021)
Soruşturulan Toplam Çocuk Sayısı 186 165
Kasten Yaralama Suçları 73 51
Cinsel Suçlar 11 3
Bilişim Suçları Hiç işlenmemiştir 4 çocuk tarafından işlenmiştir
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: