Sürekli Iş Göremezlik Zararları Ve Tazminatı
Sürekli iş göremezlik zararları, haksız fiil sonucu kişilerin beden veya çalışma gücünde meydana gelen kalıcı kayıpları ifade eder. Bu durum, mağdurun hayatı boyunca aynı işi yaparken daha fazla efor sarf etmesine neden olur. Hukuki süreçte tazminat, kişinin mesleği, yaşı ve maluliyet oranına göre hesaplanır.*
Hukuka aykırı ve kusurlu bir fiil neticesinde kişilerin bedensel bütünlüğünün ihlal edilmesi, Türk Borçlar Kanunu kapsamında haksız fiil sorumluluğunu doğurmaktadır. Bu sorumluluğun en önemli sonuçlarından biri sürekli iş göremezlik zararlarıdır. Kalıcı sakatlık, efor kaybı veya meslekte kazanma gücü kaybı olarak da adlandırılan bu durum, zarar gören kişinin çalışma gücünün sürekli olarak azalması veya tamamen yitirilmesi anlamına gelmektedir. Meydana gelen trafik kazası veya benzeri haksız fiiller sonucunda kişinin malvarlığında anlık bir eksilme olmasa dahi, aynı günlük işleri veya mesleki faaliyetleri yerine getirirken eskiye oranla daha fazla güç ve çaba sarf etmek zorunda kalması, normatif zarar kavramı çerçevesinde tazminat hakkı doğurmaktadır. Türk Borçlar Kanunu madde 54 uyarınca bedensel bütünlüğün zedelenmesinden doğan zararlar kapsamında yer alan çalışma gücü kaybı, zarar görenin yaşamı boyunca katlanmak zorunda kalacağı zorlukların ekonomik bir karşılığı olarak hukuki güvence altına alınmıştır. Bu bağlamda, haksız fiil neticesinde oluşan kalıcı bedensel kayıpların telafisi, mağdurun hayat standartlarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Sürekli İş Göremezlik Halleri Ve Sınıflandırması
Sürekli iş göremezlik halleri, meydana gelen hasarın niteliğine ve mağdurun bedensel fonksiyonlarındaki kayıp oranına göre sürekli kısmi iş göremezlik ve sürekli tam iş göremezlik olmak üzere iki temel başlık altında incelenmektedir. sürekli kısmi iş göremezlik, bir organın eksilmesi veya zayıflaması neticesinde kişinin beden gücünün belirli bir oranda azalmasıdır. Örneğin, haksız fiil sonucunda koluna platin takılan bir mağdurun kolunu eskisi gibi işlevsel kullanamaması, ağrı çekmesi veya fiziksel güçlükler yaşaması organ zayıflaması kapsamında değerlendirilmektedir. Öte yandan, sürekli tam iş göremezlik, mağdurun beden fonksiyonlarını tümüyle yitirmesi ve hiçbir işte çalışamayacak duruma gelmesini ifade eder. Bu ihtimalde kişinin maluliyet oranı yüzde yüz olarak kabul edilmekte olup, mağdurun hayatını idame ettirebilmesi için başkasının bakımına muhtaç hale gelmesi durumunda, efor tazminatına ek olarak bakıcı giderleri de taleplere dâhil edilebilmektedir. Amaç, kişinin ihlal edilen bedensel bütünlüğünün yarattığı dezavantajlı durumun ekonomik olarak dengelenmesidir.
Mağdurun Statüsüne Göre İş Göremezlik Tazminatı
Sürekli iş göremezlik zararlarının tespiti ve tazminat miktarının hesaplanması, mağdurun yaşına, mesleğine ve sosyal statüsüne göre büyük farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıklar, adaletin tesisi ve gerçek zararın tam olarak karşılanması gayesini taşır. Çalışan bireyler yönünden, maluliyetin mesleki faaliyete etkisi büyük önem arz eder; zira solak bir futbolcunun bacağından yaralanması ile bir terzinin aynı şekilde yaralanması çalışma gücüne bütünüyle farklı etki edecektir. Estetik zarar görenlerde de mesleğin niteliği baz alınarak, bedensel izlerin gelir elde etme olanaklarını kısıtlayıp kısıtlamadığı dikkate alınır. Küçük çocuklar için tazminat, on sekiz yaşından veya ileride gelir elde etmeye başlayacakları aktif çalışma döneminden itibaren hesaplanırken, emekliler ve yaşlılar için pasif dönem baz alınarak asgari ücret üzerinden değerlendirme yapılmaktadır. Çalışmayan ev kadınları ise, ev içi hizmetleri hayat boyu ifa ettikleri kabul edildiğinden, ev işlerinde harcayacakları ilave eforun karşılığı olarak sürekli iş göremezlik tazminatı talep etme hakkına sahiptir.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatının Hesaplanma Usulü
Sürekli iş göremezlik tazminatının doğru ve adil bir şekilde hesaplanabilmesi için güncel hukuki içtihatlar ışığında spesifik parametreler ve bilimsel aktüerya yöntemleri kullanılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu kapsamında bedensel zararların tazmini belirlenirken, kişinin kaza tarihindeki mevcut geliri, yaşı, tıbbi raporlarla kesinleşmiş maluliyet oranı ve istatistiksel bakiye ömür süresi temel alınır. Hesaplama süreci, mağdurun aktif olarak çalışabileceği dönemi ve emeklilik sonrası hayatını kapsayan pasif dönemi ayrı ayrı değerlendirmektedir. Yargıtay uygulamalarına göre, bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmakta olup, ileriki yıllara ait bilinmeyen kazançların belirlenmesinde yüzde on artırım ve yüzde on iskonto katsayılarını içeren progresif rant yöntemi tatbik edilmektedir. tazminat bedelinin ortaya çıkarılmasında aktüerya uzmanları tarafından adım adım uygulanan aşamalar bulunmaktadır:
- Sağlık kurulu raporlarıyla saptanmış sürekli beden gücü kayıp oranı ve olaya ilişkin kusur dağılımının tespiti.
- Olay tarihi ile hesap tarihi arasındaki net asgari ücret veya kanıtlanmış gerçek kazançlara dayalı işlemiş (bilinen) dönem hesabı.
- Zarar görenin altmış yaşına kadar sürecek olan ve mesleki kazancının geometrik artışlarla değerlendirildiği işleyecek aktif dönem hesabı.
- Altmış yaşından bakiye ömür sonuna kadar uzanan ve net asgari ücret üzerinden kurgulanan pasif dönem hesabı.