Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 22. HD | 2019/7908 E. | 2019/22799 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2019/7908 E. 2019/22799 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2019/7908
Karar No 2019/22799
Karar Tarihi 10.12.2019
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Uyuşmazlığın Giderilmesi
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Ağır eleştiri her zaman haklı fesih sayılmaz.
  • Çalışma barışını bozan ifadeler geçerli fesih nedenidir.
  • Sataşma boyutuna ulaşmayan ifadeler haklı fesih oluşturmaz.
  • Yöneticiye cehalet abidesi demek ağır eleştiri niteliğindedir.

Bu karar, iş hukuku uygulamasında işçilerin ifade özgürlüğü ile işverenin yönetim hakkı ve işyeri barışının korunması arasındaki hassas dengeyi kurması bakımından büyük bir öneme sahiptir. İşyerinde yaşanan sorunların üst yönetime bildirilmesi en temel hak arama yöntemlerinden biri olmakla birlikte, bu bildirimler sırasında kullanılan üslubun sınırlarının ne olması gerektiği hukuken her zaman tartışma konusu olmuştur. Karar, haklı fesih ile geçerli fesih arasındaki ince çizgiyi net bir biçimde çizerek, her ağır eleştirinin doğrudan tazminatsız işten çıkarma sebebi sayılamayacağını açıkça ortaya koymuştur. İşçinin, yöneticisi hakkında beceriksiz ve cehalet abidesi gibi ifadeler kullanması, kişinin onuruna ve haysiyetine yönelik doğrudan bir saldırı veya sataşma olarak değil, mesleki yetersizliğe vurgu yapan ağır bir eleştiri olarak nitelendirilmiştir. Bu hukuki yorum, işçilerin kıdem ve ihbar tazminatı haklarının korunması açısından son derece güvence sağlayıcıdır.

Diğer taraftan, benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi göz önüne alındığında, bu karar işverenlerin fesih süreçlerinde ne tür bir yol izlemeleri gerektiğine ışık tutmaktadır. İşverenler, işçinin ağır eleştirisi karşısında doğrudan haklı fesih yoluna giderek yasal tazminatları ödemekten kaçınamayacaktır. Ancak Yargıtay, kaba ve rencide edici ifadelerin işyeri huzurunu, çalışma barışını ve karşılıklı güven ilişkisini temelden sarstığını kabul ederek, bu tür durumlarda işverene geçerli fesih hakkı tanımıştır. Böylece, istinaf mahkemeleri (bölge adliye mahkemeleri) arasında ortaya çıkan hukuki yorum farklılıkları ve uyuşmazlıklar kesin olarak giderilmiş, tüm ülke çapında benzer uyuşmazlıklarda uygulanacak yeknesak bir hukuki standart oluşturulmuştur. Bu durum, hukuk güvenliği ilkesinin tesis edilmesine ve çalışma hayatındaki fesih süreçlerinin daha öngörülebilir hale gelmesine büyük katkı sağlamıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir grup işçi, çalıştıkları şirketteki çalışma koşullarının ağırlaştığını ve sendikal faaliyetleri nedeniyle kendilerine sistemli bir şekilde psikolojik baskı uygulandığını iddia etmiştir. Yaşanan sorunlara çözüm bulabilmek ve şikayetlerini dile getirmek amacıyla on iki işçi ortak bir e-posta hazırlayarak şirketin Almanya'da bulunan üst düzey yöneticilerine göndermiştir. Ancak bu e-posta metninde, şirketin üretim müdürü hedef alınarak "üretim müdürü dediğimiz kişi tam anlamıyla beceriksiz ve cehalet abidesidir, bunları kim, neden ve neye göre seçti merak etmekteyiz" şeklinde oldukça sert ifadelere yer verilmiştir. İşveren, yazıda geçen bu ifadelerin işçi ile işveren arasındaki sadakat borcuna aykırı olduğunu, doğrudan işverenin yönetim hakkını sorguladığını ve başka bir çalışana sataşma boyutuna ulaştığını gerekçe göstererek on iki işçinin de iş sözleşmesini haklı nedenle, derhal ve tazminatsız olarak feshetmiştir. İşçiler ise asıl fesih nedeninin sendika üyeliklerini engellemek olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade talebiyle dava açmışlardır. Süreç içerisinde yerel mahkemeler ve farklı bölge adliye mahkemeleri feshin niteliği konusunda birbiriyle çelişen farklı kararlar verince, bu hukuki uyuşmazlığın Yargıtay tarafından kesin olarak giderilmesi talep edilmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi iki temel kavrama dayanır: "haklı neden" ve "geçerli neden". 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II düzenlemesinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri ayrıntılı olarak sıralanmıştır. Bu maddenin (d) bendinde, işçinin işverene, ailesine veya işverenin başka bir işçisine "sataşması" derhal ve tazminatsız haklı fesih nedeni olarak kabul edilmiştir. Haklı fesih, iş ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri için dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getiren ve sözleşmenin derhal, herhangi bir bildirim süresi tanınmaksızın ve tazminatsız olarak sona erdirilmesine imkan tanıyan ağır sözleşme ihlallerini ifade eder.

Buna karşılık geçerli fesih ise, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan durumlardır. Geçerli fesih halleri, haklı fesih kadar ağır bir ihlal oluşturmamakla birlikte, iş ilişkisinin normal bir şekilde devamını işveren açısından makul olmaktan çıkaran, taraflar arasındaki güven bağını zedeleyen ve çalışma barışını olumsuz yönde etkileyen durumlardır.

Yerleşik Yargıtay içtihatları ve genel hukuk prensiplerine göre, işçinin işverenin yönetim şeklini, işleyişini veya yöneticilerini eleştirmesi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir. Ancak bu eleştiri, kişinin şeref, onur ve haysiyetini kırıcı, karalayıcı veya çalışma ortamında açıkça gerginliğe, tartışmaya ve kavgaya sebebiyet verecek nitelikte bir "sataşma" boyutuna ulaşırsa haklı fesih nedeni doğar. Eğer kullanılan ifadeler doğrudan şahsiyete hakaret veya sataşma seviyesine varmamakla birlikte, makul eleştiri sınırlarını ve nezaket kurallarını aşıyor, kaba, rencide edici bir hal alarak çalışma barışını ve işverenle olan güven ilişkisini zedeliyorsa, bu durum kural olarak geçerli fesih nedeni oluşturur. Çağdaş iş hukukunun temel amacı, çalışma ilişkisinin karşılıklı güvene dayanan tam bir uyum ve huzur içerisinde sürdürülmesini sağlamaktır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemeleri arasında ortaya çıkan içtihat uyuşmazlığını gidermek amacıyla dosyayı incelerken, feshe konu edilen e-postadaki ifadelerin niteliğini detaylı bir hukuki değerlendirmeye tabi tutmuştur. Davacı işçiler tarafından üst yönetime gönderilen yazıda açıkça dile getirilen "üretim müdürü dediğimiz kişi tam anlamıyla beceriksiz ve cehalet abidesidir, bunları kim, neden ve neye göre seçti merak etmekteyiz" şeklindeki sözler uyuşmazlığın temel dayanağını oluşturmaktadır.

Yüksek Dairenin tespitlerine göre, dilekçedeki diğer bazı ifadeler ifade özgürlüğü ve eleştiri kapsamında kalmakla birlikte, bir kişinin doğrudan "beceriksiz" veya "cehalet abidesi" olarak nitelendirilmesi, o kişinin bulunduğu görevi yürütebilecek yeteneğe, gerekli bilgi birikimine ve mesleki donanıma sahip olmadığı anlamına gelmektedir. Bu ifadeler, işverenin başka bir çalışanına, özellikle de bir yöneticiye yönelik yapılmış oldukça ağır bir eleştiri niteliği taşımaktadır. Ancak Yargıtay, bu sözlerin makul eleştiri sınırlarını fazlasıyla aşıp kaba ve kişiyi rencide edici mahiyette olmasına rağmen, doğrudan doğruya şeref ve namusa dokunacak sözler kapsamında bulunmadığını vurgulamıştır.

Bu ifadeler, bir tartışma veya kavga esnasında kişinin doğrudan yüzüne karşı söylenerek açık bir gerginliğe sebebiyet vermediğinden, hukuken "sataşma" boyutuna da ulaşmadığı kabul edilmiştir. Bu sebeple söz konusu eylem, 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II kapsamında derhal ve tazminatsız olarak haklı fesih sebebi yaratacak ağırlıkta görülmemiştir. Bununla birlikte, işçilerin rencide edici, kaba ve ağır biçimde eleştirdikleri kişiyle aynı ortamda uyum ve huzur içinde çalıştırılmalarının, işyerindeki hiyerarşik yapının ve disiplinin sürdürülmesinin artık işverenden beklenemeyeceği de çok açıktır. Yaşanan olay, işyeri düzenini ve taraflar arasındaki karşılıklı güven ilişkisini geri dönülemez biçimde sarsıcı niteliktedir.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, işçinin başka bir işçiye yönelik kullandığı beceriksiz ve cehalet abidesi şeklindeki ifadelerin sataşma boyutuna ulaşmadığına, ancak çalışma barışını bozması nedeniyle feshin geçerli nedene dayandığına ve bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu yönde giderilmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: