Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Uğurlu Gazetecilik Ltd. Şti. | BN....

Karar Bülteni

AYM Uğurlu Gazetecilik Ltd. Şti. BN. 2023/14121

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/14121
Karar Tarihi 03.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Basın, doğru ve güvenilir bilgi vermelidir.
  • Gerçeğin çarpıtılması eleştiri sınırlarını aşar.
  • Haberin görünür gerçeğe uygunluğu sorgulanmalıdır.
  • Asgari araştırma yapılmadan verilen haberler sorumluluk doğurur.

Bu karar, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir öneme sahip olan basın özgürlüğü ile bireylerin şeref ve itibarının korunması hakkı arasındaki ince sınırın hukuken nasıl çizilmesi gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, basının halkı bilgilendirme işlevini yerine getirirken sınırsız bir özgürlüğe sahip olmadığını, bu hakkın "doğru ve güvenilir bilgi verme" ödev ve sorumluluğu ile ayrılmaz bir bütün olduğunu net bir şekilde vurgulamıştır. Özellikle bir kişinin toplum nezdinde infial yaratacak nitelikte ağır bir suçtan mahkûm edildiği yönündeki iddiaların haberleştirilmesinde, basın kuruluşlarının asgari bir araştırma yükümlülüğü bulunduğu ortaya konulmuştur.

Uygulamadaki emsal etkisine bakıldığında bu karar, gazetecilik etiği ve medya kuruluşlarının hukuki sorumluluğu bağlamında yol gösterici bir kılavuz niteliği taşımaktadır. Mahkeme, haberin yapıldığı tarihteki "görünür gerçeklik" kriterini büyük bir titizlikle incelemiş, kişinin yıllar önce beraat ettiği ve hakkındaki kararın kesinleştiği durumlarda asılsız yere mahkûm olmuş gibi sunulmasının basın özgürlüğü korumasından yararlanamayacağına hükmetmiştir. Bunun yanı sıra, adil yargılanma hakkı kapsamında tarafı olunan hukuk davalarında UYAP sistemi üzerinden dosya aşamalarını görebilmesine rağmen duruşmaları mazeretsiz olarak takipsiz bırakmanın, sonradan bir usul ihlali iddiasına dayanak oluşturamayacağı belirtilerek davacıların ve davalıların yargılama sürecindeki özen yükümlülüğüne dikkat çekilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, ulusal çapta yayın yapan Yeni Akit gazetesinin internet sitesinde 11 Ocak 2019 tarihinde yayımlanan bir haber sebebiyle ortaya çıkmıştır. Söz konusu haberde, emniyet mensubu olan davacı M.D.'nin, tıpkı babası gibi geçmişte bir üniversite öğrencisine işkence suçundan yargılanarak hapis cezası aldığı iddia edilmiştir. Oysa davacı polis memuru, isnat edilen bu suçtan yıllar önce beraat etmiş ve bu beraat kararı onanarak kesinleşmiştir. Haberin yayından kaldırılmaması üzerine polis memuru, yayıncı şirkete karşı kişilik haklarının zedelendiği gerekçesiyle manevi tazminat davası açmıştır. Yerel mahkeme, haberin görünür gerçeğe uygun olmadığına hükmederek davayı kısmen kabul etmiş ve gazete aleyhine 10.000 TL manevi tazminata karar vermiştir. Gazete ve yayımcı şirket ise, hükmedilen bu tazminatın ve yapılan yargılamadaki usul eksikliklerinin ifade ve basın özgürlüğü ile adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde, Anayasa'nın ifade ve basın hürriyetini düzenleyen temel kuralları ile haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen yasal mevzuat esas alınmıştır. İfade özgürlüğüne yönelik müdahalenin yasal dayanağı olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49 çerçevesinde haksız fiil sorumluluğu işletilmiştir.

Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve 28. maddesinde korunan basın hürriyeti, demokratik toplum düzeninin işleyişi için yaşamsal bir öneme sahiptir. Ancak bu anayasal özgürlükler tamamen sınırsız olmayıp, Anayasa'nın 12. maddesi uyarınca bireyin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı sahip olduğu ödev ve sorumlulukları da barındırmaktadır. Basın özgürlüğü; meslek mensuplarının basın ahlak kurallarına riayet etmelerini, gerçeğe aykırı olmayan, doğru ve güvenilir bilgiyi toplumla paylaşacak şekilde iyi niyetli olarak hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır. Gerçeğin çarpıtılarak aktarılması, kabul edilebilir eleştiri ve haber verme sınırlarını açıkça aşmaktadır.

Bununla birlikte, ifade özgürlüğüne yönelik olarak idari ve yargısal makamlarca yapılacak her türlü sınırlamanın, Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen kanunlar tarafından öngörülme, meşru bir amaca dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama şartlarını bir arada sağlaması zorunludur. Kişilere ilişkin yapılan haberlerde, gerçeğe aykırı bir bilginin yayılmasının o kişinin şeref ve itibar hakkına verebileceği potansiyel ağır zararlar göz önünde bulundurularak, haberin görünür gerçeğe uygunluğu ve güncelliği iyi niyet kuralları çerçevesinde dikkatle sorgulanmalıdır. Ayrıca, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri kapsamında, taraflara iddia ve savunmalarını sunma hususunda yargı mercilerince uygun ve eşit imkânların sağlanması hukukun üstünlüğü ilkesinin temel bir gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucu yayın şirketinin internet sitesi üzerinden yaptığı haber ile davacının şeref ve itibarına yönelik gerçekleştirilen müdahaleyi basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti sınırları içerisinde titizlikle incelemiştir. Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, haberin içeriğinde yer alan davacının "işkence suçundan yargılanarak hapis cezası aldığı" yönündeki bilginin, haberin yayımlandığı tarihteki görünür gerçeğe kesinlikle uygun olmadığı açıkça tespit edilmiştir. Dosya kapsamındaki belgelere göre davacı polis memuru, ilgili işkence suçundan 2004 yılında beraat etmiş ve bu beraat kararı 2006 yılında Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir.

Başvurucu basın kuruluşunun, bir kamu görevlisinin insanlığa karşı suçlar arasında kabul edilen işkence gibi son derece ciddi ve ağır bir suçtan mahkûm edildiğini ulusal çapta yayın yapan bir mecrada haberleştirirken, basının üzerine düşen en temel asgari araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği saptanmıştır. İlgili bilginin doğruluğunu teyit edecek herhangi bir yasal araştırmanın yapılmamış olması ve yalan haberin kesin bir yargı dille okuyucuya sunulması, basının doğru ve güvenilir bilgi verme sorumluluğuyla hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Ayrıca, ilgili ceza yargılamasının üzerinden çok uzun yıllar geçmiş olması sebebiyle söz konusu haberin güncelliğini yitirdiği ve olayın tam da o tarihte haber yapılmasında acil bir toplumsal fayda da bulunmadığı vurgulanmıştır. Derece mahkemesinin, başvurucunun gerçeğe aykırı haber yaymasını haksız fiil olarak nitelendirmesi ve bunun neticesinde hükmettiği 10.000 TL'lik manevi tazminatın, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve ölçülülük ilkesine uygun olduğu tespit edilmiştir.

Bunun yanı sıra, başvurucu şirketin usuli itirazları kapsamında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine ilişkin iddiaları da Mahkemece ele alınmıştır. Başvurucunun, UYAP sistemi üzerinden davanın tahkikat aşamasına geldiğini gördüğü ve yapılacak duruşma tarihlerinden haberdar olduğu hâlde, hiçbir hukuki mazeret bildirmeksizin duruşmalara katılmadığı saptanmıştır. Davanın takibinde üzerine düşen temel özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen başvurucunun, yargılama sürecinde dezavantajlı bir duruma düşürülmediği ve kendisine usule ilişkin iddialarını sunmak için yeterli imkânların sağlandığı anlaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna ve ifade özgürlüğünün ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: