Karar Bülteni
AYM Uygun Tarım Ürünleri Ltd. Şti. BN. 2023/15851
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/15851 |
| Karar Tarihi | 03.07.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında erimesi hak ihlalidir.
- Uzayan yargılamalarda mülkiyetin değerinin korunması devlete aittir.
- Makul süre şikayetleri için öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.
Bu karar, kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının ödenmesi sürecinde yaşanan gecikmeler nedeniyle ortaya çıkan enflasyon kaynaklı değer kayıplarının hukuki mahiyetini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bedelin geç ödenmesi ve enflasyon karşısında erimesi durumunda, mülk sahibine şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiğini net bir şekilde teyit etmiştir.
Benzer kamulaştırma ve el atma davalarında emsal etkisi son derece yüksektir. Yargılama makamlarının ve idarenin, ödenecek tazminatları hesaplarken sürecin uzamasından kaynaklanan enflasyonist değer kayıplarını telafi edecek adil mekanizmalar işletmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Uygulamada idareler, hak sahiplerine ödenecek bedelleri zamanında ödemekle yükümlü tutulurken, gecikme durumunda malikin alım gücünün korunması gerektiği prensibi yerleşik bir içtihat hâlini almıştır. Bu içtihat, idari kurumların kamulaştırma işlemlerinde kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakkı arasındaki hassas dengeyi korumalarını zorunlu kılmaktadır. Gecikmelerin mali faturasının vatandaşa kesilemeyeceği kuralı, devletin pozitif yükümlülüklerinin altını çizerken tazminat hukukunda enflasyon düzeltmesinin önemini vurgular. Bu karar aynı zamanda, makul süre iddiaları bakımından doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmak yerine öncelikle Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiği yönünde tüm hukukçular için önemli bir usuli rehber niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Tasfiye hâlinde bulunan Uygun Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Ve diğer bazı başvurucular, kendilerine ait taşınmazlarla ilgili olarak yaşanan kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma süreçleri sonrasında hukuki yollara başvurmuştur. Açılan davalarda yargılama süreçlerinin çok uzun sürmesi nedeniyle idarece hükmedilen tazminat bedelleri ile kamulaştırma bedellerinin zaman içinde enflasyon karşısında büyük bir değer kaybına uğradığını ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, devletin uzun süren yargılamalar nedeniyle kendilerine ödenen bedelin alım gücünü tamamen yitirdiğini belirterek, bu durumun mülkiyet haklarını zedelediğini ifade etmişlerdir. Ek olarak, yargılamaların çok uzun yıllar boyunca devam etmesinden dolayı adil yargılanma hakları kapsamındaki makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak maddi ve manevi tazminat ile ihlalin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasını talep etmişlerdir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında koruma altına alınan mülkiyet hakkı ilkelerine dayanmaktadır. Mülkiyet hakkı, kişilere sahip oldukları mal varlığı değerleri üzerinde barışçıl bir şekilde tasarrufta bulunma imkânı sunar. Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma süreçlerinde devletin mülk sahiplerine taşınmazın gerçek karşılığını ödemesi, anayasal bir zorunluluktur.
Eğer idare tarafından ödenecek olan tazminat veya kamulaştırma bedeli, enflasyon oranları karşısında ciddi bir değer kaybına uğratılarak geç ödeniyorsa, bu durum başvurucu üzerinde orantısız, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi anlamına gelir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, bedelin ödenmesinde yaşanan gecikmelerin yarattığı alım gücü kaybı doğrudan mülkiyet hakkının ihlalini oluşturmaktadır.
Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkı ile ilgili şikayetlerde 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve 7445 sayılı Kanun ile getirilen yasal değişiklikler belirleyici bir rol oynamaktadır. Mevzuata eklenen geçici usul kuralları uyarınca, belirli bir tarih itibarıyla derdest olan uzun yargılama şikayetleri için Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması zorunlu hâle getirilmiştir. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, hukuk sisteminde var olan ve ihlali giderme kapasitesine sahip bu tür idari başvuru yolları tüketilmeden Yüksek Mahkemeye doğrudan yapılan müracaatlar, başvuru yollarının tüketilmemesi kuralı gereğince kabul edilemez bulunmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvuruculara ait taşınmazların kamulaştırılması ve kamulaştırmasız el atma işlemleri karşılığında hükmedilen tazminat bedellerinin enflasyon karşısında erimesi meselesini titizlikle incelemiştir. Yapılan hukuki değerlendirmede, geçmişte benzer nitelikteki başvurularda benimsenen temel anayasal ilkeler esas alınmıştır. Yüksek Mahkeme, kamulaştırma bedellerinin ve tazminatların zamanın geçmesi ve enflasyonist baskılar karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının, devletin edimini geç yerine getirmesinden kaynaklandığını tespit etmiştir. Bedelin enflasyon karşısında reel değerini yitirmesi, başvuruculara kendi kusurları olmaksızın şahsi, olağan dışı ve oldukça ağır bir külfet yüklemiş olup, gerçekleştirilen bu müdahalenin ölçülülük ve orantılılık ilkelerine aykırılık teşkil ettiği saptanmıştır. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta mülkiyet hakkının korunması güvencelerinin zedelendiği son derece açıktır.
Diğer yandan, başvurucuların yargılamanın makul süreyi aşarak çok uzun sürdüğüne ilişkin adil yargılanma hakkı kapsamındaki iddiaları ayrıca değerlendirilmiştir. Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına yönelik olarak kanun koyucu tarafından yeni bir idari başvuru yolu ihdas edilmiştir. İlgili yasal düzenlemeler uyarınca, yasada belirtilen tarih itibarıyla derdest olan şikayetler bakımından Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi yasal bir zorunluluktur. Somut başvuruda, başvurucuların söz konusu ihlali telafi etme ve giderme kapasitesi bulunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunu tüketmeden doğrudan bireysel başvuruda bulundukları tespit edilmiştir. İkincillik ilkesi gereğince, hukuk sistemindeki olağan başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden yapılan bu şikayetin esasının incelenmesine hukuken olanak görülmemiştir.
Bu kapsamda mülkiyet hakkı ihlalinin giderilmesi için yargılamanın yenilenmesi gerektiğine hükmedilirken, uzun yargılama şikayetleri usulden reddedilmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından, başvurucuların ayrıca talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemleri reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama talepli başvuruyu kabul etmiştir.