Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2016/30329 E. | 2020/14720 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/30329 E. 2020/14720 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/30329
Karar No 2020/14720
Karar Tarihi 04.11.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Belirsiz alacak davasında ıslaha karşı zamanaşımı ileri sürülemez.
  • Islaha karşı zamanaşımı def'inin hukuki bir sonucu yoktur.
  • Zamanaşımı davanın açıldığı tarihte tüm alacak için kesilir.

Bu karar, iş hukukunda sıklıkla karşılaşılan belirsiz alacak davası kurumunun usul hukuku boyutundaki çok önemli bir kuralına ışık tutmaktadır. İşçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan belirsiz alacak davalarında, yargılama sürecinde alacak miktarının netleşmesi üzerine yapılan miktar artırımı (ıslah) işlemine karşı davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı itirazının hukuken geçersiz olduğu Yargıtay tarafından açıkça vurgulanmıştır. Mahkemelerin bu tür davalarda ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı itirazını dikkate alarak alacakları reddetmesi veya sınırlandırması hukuka aykırı bulunmuştur.

Emsal nitelikteki bu karar, işçi ve işveren vekillerinin dava stratejilerini belirlerken Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun belirsiz alacak davasına ilişkin hükümlerine sıkı sıkıya bağlı kalmaları gerektiğini göstermektedir. Belirsiz alacak davalarında davanın açıldığı tarihte tüm alacaklar için zamanaşımının kesildiği kuralı pekiştirilmiş, ıslah aşamasında yapılacak zamanaşımı savunmalarının sonuç doğurmayacağı kesinleştirilmiştir. Bu durum, uygulamada yerel mahkemelerin zaman zaman düştüğü hatayı düzelterek, işçilik alacaklarının hesaplanmasında ve hüküm altına alınmasında yeknesaklığı ve hukuki öngörülebilirliği sağlamak adına kritik bir öneme sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir şirkette uzun yıllar personel ve kasa sorumlusu olarak kesintisiz çalışan bir işçi ile işveren arasındadır. İşçi, şirket ortaklarından birinin kendisine mobbing uyguladığını, şirketteki yetkilerini elinden alarak vasıfsız bir eleman konumuna düşürdüğünü ve son olarak kardeşiyle yöneticiler arasında çıkan bir tartışmanın ardından haksız yere işten çıkarıldığını iddia ederek dava açmıştır. Bu kapsamda kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve yıllık izin ücretlerinin ödenmesini talep etmiştir.

İşveren tarafı ise iddiaları reddederek işçinin yeni bir iş bulduğu için kendi isteğiyle istifa ettiğini, iddia edilen düzeyde yoğun bir fazla çalışma bulunmadığını ve talep edilen alacakların bir kısmının zamanaşımına uğradığını savunmuştur. İlk derece mahkemesinin yapılan yargılama sonucunda işçiyi haklı bularak alacakların bir kısmını kabul etmesi üzerine, karara karşı işveren vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukuku yargılamalarında uyuşmazlığın temelini oluşturan en önemli usul kurallarından biri, dava türünün doğru belirlenmesi ve buna bağlı olarak zamanaşımı def'inin mahkemece nasıl değerlendirileceğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107 uyarınca, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun fiilen imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirterek belirsiz alacak davası açabilmektedir. Belirsiz alacak davasının en temel hukuki sonucu, davanın açılmasıyla birlikte talep edilen alacağın tamamı için zamanaşımının kesilmesidir.

Zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasını veya tamamen ortadan kalkmasını değil, sadece o hakkın dava yoluyla talep edilebilirliğini engelleyen, davalıya tanınmış bir savunma aracıdır. Ancak bu savunmanın usulüne uygun şekilde yapılması zorunludur. İşçilik alacakları gibi uzmanlık ve hesaplama gerektiren taleplerde davacının belirsiz alacak davası açması durumunda, bilirkişi raporu sonrasında davacının talebini artırması işlemi teknik anlamda bir ıslah değil, talebin tam olarak belirlenmesi işlemidir.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, belirsiz alacak davası olarak açılan bir davada, davacının alacağını miktar olarak belirleyip talebini artırmasına karşı davalı tarafın sonradan yapacağı zamanaşımı itirazının hiçbir hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. Zira zamanaşımı süresi, davanın açıldığı ilk tarihte zaten tüm alacak kalemleri için kesintiye uğramıştır. Dolayısıyla, sonradan yapılan artırım işlemine karşı sunulan zamanaşımı def'i mahkemelerce dikkate alınamaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyayı ve yerel mahkemenin kararını incelediğinde, toplanan deliller ve kararın dayandığı yasal gerektirici sebepler ışığında davalı işverenin esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarını yerinde bulmamıştır. Ancak, uyuşmazlığın usul hukuku boyutunda son derece önemli bir tespit yapılarak kararın bozulmasına hükmedilmiştir.

Somut olayda davacı işçi, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava dilekçesinde talebini "belirsiz alacak davası" olarak açıkça nitelendirmiş ve belirli bir miktar belirtmeksizin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davasını açmıştır. Yargılama süreci devam ederken, toplanan belgeler ve bilirkişi hesaplamaları neticesinde alacak miktarları somutlaşmış, bunun üzerine davacı taraf usul kuralları çerçevesinde talebini artırmıştır. Bu talep artırımı işlemi üzerine davalı işveren vekili ise ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunmuştur.

Yerel mahkeme, kararını tesis ederken davalı işverenin ıslaha karşı ileri sürdüğü bu zamanaşımı def'ini dikkate almış ve işçilik alacaklarını bu sınırlama doğrultusunda değerlendirerek kısmen kabul kararı vermiştir. Yargıtay ise bu uygulamanın usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirtmiştir. Yüksek Mahkeme'nin tespitine göre, açıkça belirsiz alacak davası şeklinde açılan davalarda, davalının bedel artırımı sonrasında ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasının hiçbir hukuki geçerliliği bulunmamaktadır.

Bu kesin usul kuralının göz ardı edilerek davalı tarafın yersiz zamanaşımı def'inin mahkemece dikkate alınması ve işçilik alacaklarının buna göre hatalı bir şekilde hüküm altına alınması ana bozma sebebi yapılmıştır. Yargıtay, yerel mahkemenin belirsiz alacak davasının niteliğine aykırı davrandığını vurgulamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin belirsiz alacak davasında ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı itirazını dikkate alarak verdiği kararı usul yönünden bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: