Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 5. Daire | 2021/666 E. | 2023/20714 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 5. Daire 2021/666 E. 2023/20714 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 5. Dairesi
Esas No 2021/666
Karar No 2023/20714
Karar Tarihi 28.12.2023
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Beraat kararı idari değerlendirmeyi doğrudan bağlamaz.
  • İdari mahkeme irtibat ve iltisakı ayrıca incelemelidir.
  • Etkin pişmanlık beyanı iltisak ve irtibatı kanıtlar.
  • Gerekçesiz karar usul ve hukuka aykırıdır.

Bu karar, FETÖ/PDY veya diğer terör örgütleriyle irtibat ve iltisak nedeniyle tesis edilen kamu görevinden çıkarma işlemlerinin yargısal denetiminde idari mahkemelerin rolünü ve yetki sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Karara göre, ilgililer hakkında ceza mahkemelerince verilen beraat, takipsizlik veya ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar, idari yargıdaki değerlendirmeyi doğrudan ve mutlak surette bağlamaz. İdari yargı mercileri, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları ışığında, kişilerin örgütle irtibat veya iltisakının bulunup bulunmadığını dosyaya sunulan maddi deliller ve ceza yargılamasındaki tespitleri de dikkate alarak tarafsız ve bağımsız bir şekilde değerlendirmek, ardından kararlarını detaylıca gerekçelendirmek zorundadır.

Kararın uygulamadaki önemi ve emsal etkisi, özellikle ceza yargılaması esnasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak itiraflarda bulunan kamu görevlilerinin idari davalarındaki durumunu netleştirmesinden ileri gelmektedir. Ceza davasında samimi itiraflarda bulunarak etkin pişmanlıktan yararlanan ve bu nedenle ceza almayan bir kişinin kendi beyanları, idari yargıda o örgütle olan irtibat ve iltisakının tartışmasız ve somut bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, idare mahkemesinin sadece ceza mahkemesindeki suçlamaya dayanarak verdiği ret kararı gerekçe yönünden eksik bulunsa da, davacının kendi itiraflarının uyuşmazlığı çözmesi sebebiyle bozma nedeni yapılmamıştır. Danıştay bu yaklaşımıyla, benzer davalarda mahkemelerin resen araştırma yükümlülüğünün sınırlarını, idari işlemlerin sebep unsurunun nasıl denetleneceğini ve kişinin kendi ikrarının hukuki bağlayıcılığını göstererek idare hukukunda sağlam bir içtihat oluşturmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı, İçişleri Bakanlığı bünyesinde kamu görevlisi olarak çalışmakta iken, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu idarece değerlendirilerek işinden çıkarılmıştır. Davacı, herhangi bir terör örgütüne irtibat, iltisak veya mensubiyetinin kesinlikle bulunmadığını, kendi isteği ile terör örgütü yapılanması hakkında bildiklerini anlattığını ve bu yapıyla bağlantısını çok önceden tamamen kestiğini belirtmiştir. Ayrıca, örgütün ideolojisini hiçbir zaman benimsemediğini, maruz kaldığı baskılar yüzünden mağdur olduğunu ve ceza mahkemesinde hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu iddialar doğrultusunda davacı, haksız yere işten çıkarıldığını savunarak İçişleri Bakanlığına karşı dava açmış, bu işlemin iptalini ve geriye dönük olarak yoksun kaldığı tüm özlük ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına iade edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde idari merciler ve mahkemeler tarafından dayanılan en temel kural, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname geçici m.35/B hükmüdür. İlgili madde uyarınca, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin meslekten çıkarılması öngörülmektedir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarihli kararı neticesinde maddedeki "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresi iptal edildiğinden, idari yargı yerleri incelemelerini yalnızca "irtibat ve iltisak" kavramları üzerinden titizlikle yapmak zorundadır.

Yerleşik Danıştay içtihatları ve idare hukuku prensiplerine göre, idari yargı yerlerince bir idari işlemin hukuka uygunluğu denetlenirken, işlemin dayandığı sebep unsurunun somut, açık ve hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulması şarttır. Kişiler hakkında ceza mahkemelerinde beraat, takipsizlik, ceza verilmesine yer olmadığı veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması, idari yargının bağımsız bir şekilde irtibat ve iltisak değerlendirmesi yapmasına hukuki bir engel teşkil etmez.

Bununla birlikte, idari yargılamaya hakim olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.20 uyarınca re'sen araştırma ilkesi gereği idari yargı mercileri, maddi gerçeğe tam olarak ulaşmak için gerekli her türlü inceleme ve araştırmayı doğrudan yapmalıdır. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunluluğu, adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. Ancak yargılamalarda, davacının ceza davası sırasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak samimi ikrarda bulunması, idari işlemin tesisinde belirleyici olan maddi olgular ve irtibat unsuru üzerindeki çekişmeyi ortadan kaldıran bağlayıcı bir hukuki gerçeklik olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 5. Dairesi dosya üzerindeki incelemesinde, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığı sadece ceza yargılaması neticesinde davacının suçunun sabit olduğu gerekçesiyle reddetmesini, eksik inceleme ve gerekçesizlik bağlamında hukuka aykırı bulmuştur. İlk derece ve bölge idare mahkemesinin, idarece sunulan bilgi ve belgeleri ile ceza davasındaki diğer maddi delilleri resen araştırmadan ve tamamen bağımsız bir "irtibat ve iltisak" değerlendirmesi yapmadan hüküm kurması usul kurallarına uygun görülmemiştir. Masumiyet karinesi gereğince, sürmekte olan veya farklı sonuçlanan bir ceza yargılamasının tek başına davacı aleyhine kesin bir durum olarak değerlendirilemeyeceği de kararda açıkça vurgulanmıştır.

Ancak somut olayın esasına inildiğinde, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması dosyası detaylıca incelenmiştir. Davacının kendi hür iradesi ve samimi beyanları ile Kara Harp Okulu öğrencisi olduğu dönemden itibaren FETÖ/PDY terör örgütünün sohbet toplantılarına katıldığını, örgüt üyelerinden himmet talepleri aldığını, ankesörlü ve ardışık arama yöntemiyle örgütün sivil mahrem imamları tarafından defalarca arandığını ve örgütle örgütsel bir bağ kurduğunu bizzat itiraf ettiği görülmüştür. Ceza mahkemesi tarafından davacının bu samimi itirafları dikkate alınarak hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmış ve ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilerek bu karar kesinleşmiştir.

Danıştay, davacının ceza yargılamasındaki bu şüpheye yer bırakmayan samimi ikrarının, terör örgütü ile olan iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisini bizzat kendi sözleriyle kanıtladığını tespit etmiştir. Davacının kendi itirafları, dava konusu kamu görevinden çıkarma işleminin sebep unsurunu oluşturan maddi olguları şüphesiz biçimde doğruladığından ve uyuşmazlıktaki çekişmeli durumu tamamen ortadan kaldırdığından, alt mahkemelerin eksik gerekçeyle karar vermesi doğrudan bir bozma nedeni yapılmamıştır.

Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararını gerekçe eklemek suretiyle onama yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: