Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2023/18375 E. | 2023/16456 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2023/18375 E. 2023/16456 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2023/18375
Karar No 2023/16456
Karar Tarihi 01.11.2023
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Davaların yığılmasında her talep için ayrı ıslah yapılabilir.
  • Bozma kararı sonrası tahkikat bitene kadar ıslah mümkündür.
  • Prim alacağı bağımsız bir talep olup ayrıca ıslah edilebilir.

Bu karar, iş hukuku ve usul hukuku pratiğinde sıklıkla karşılaşılan "ıslah hakkının kullanımı" ve "davaların yığılması" (objektif dava birleşmesi) kurumlarına ilişkin son derece önemli ve ufuk açıcı hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Temel usul kuralı olarak kanunlarımızda bir davada tarafların yalnızca bir kez ıslah yoluna başvurabileceği bilinmektedir. Ancak Yargıtay bu kararında, işçilik alacakları davasında birden fazla talebin aynı dilekçede ileri sürülmesinin hukuken davaların yığılması niteliğinde olduğunu ve aslında her bir talebin bağımsız bir dava hüviyeti taşıdığını net bir biçimde vurgulamıştır. Bu hukuki niteleme neticesinde, hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı düşmediği sürece, işçinin her bir bağımsız alacak kalemi için ayrı ayrı ıslah hakkını kullanabileceği açıkça ortaya konulmuştur.

Kararın uygulamadaki emsal etkisi, özellikle bozma kararı sonrasında usuli işlemlerin nasıl yürütüleceği konusunda alt derece mahkemelerinde yaşanan tereddütleri gidermesinden kaynaklanmaktadır. Kanun koyucu tarafından getirilen bozma sonrası ıslah imkânının sınırları bu kararla daha belirgin hâle getirilmiş olup, tahkikat işlemleri devam ettiği sürece bozma sonrası hesaplanan yeni alacak kalemleri için ıslah yapılabileceği tescillenmiştir. Uygulamada yerel mahkemelerin "dosyada daha önce bir kez ıslah yapıldı" gerekçesiyle reddettikleri taleplerin, eğer farklı bir alacak kalemine ilişkinse ve tahkikat sürüyorsa kabul edilmesi gerektiği yönündeki bu içtihat, işçilerin usuli hak kayıplarının önüne geçecek, yargılamanın uzamasını engelleyecek ve adil yargılanma hakkını ciddi anlamda güçlendirecek niteliktedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkette uzun süredir çalışmakta iken işyerinde psikolojik tacize (mobbing) maruz kaldığını, fazla çalışma yaptığını ancak ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüş ve kıdem ile ihbar tazminatlarının, ayrıca yıllık izin, fazla mesai, tatil ve prim gibi işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise davacının başka bir iş bulduğu için kendi isteğiyle istifa ettiğini, çalışma saatlerinin uzun olmadığını, iddia edilen psikolojik baskının gerçeği yansıtmadığını ve işçinin tüm haklarının halihazırda ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Uyuşmazlık, işçinin bozma kararı sonrasında yeniden hesaplanan prim alacağı için mahkemeye sunduğu ıslah dilekçesinin, "bir davada sadece bir kez ıslah yapılabilir" kuralı gerekçe gösterilerek mahkemece reddedilmesinin usule ve hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle mülga 1475 sayılı İş Kanunu m.14 ile yürürlükteki 4857 sayılı İş Kanunu m.41 ve usul hukuku kurallarını temel almıştır. Kararın usul hukukuna ilişkin incelemesinde ise yargılamanın temel prensipleri olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.110 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.176 etrafında detaylı bir hukuki değerlendirme yapılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.176'nın ikinci fıkrası uyarınca, Yargıtay'ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, mahkemenin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceği açıkça kurala bağlanmıştır. Bu kural, bozma sonrası ortaya çıkan yeni hukuki durumların taraflarca talep edilebilmesine imkân tanımaktadır. Aynı yasanın 110 uncu maddesi uyarınca, davacının aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi "davaların yığılması" (objektif dava birleşmesi) olarak tanımlanmaktadır.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, davaların yığılması durumunda aslında talep sayısınca dava mevcuttur ve her talep için mahkemece ayrı ayrı yargılama yapılarak hüküm verilir. Kanun, bir davada yalnızca bir kez ıslah yapılabileceğini hükme bağlamış olsa da, davaların yığılması durumunda her bir talep hukuken ayrı bir dava kabul edildiğinden, hakkın kötüye kullanılması teşkil etmediği sürece her bir talep yönünden ıslah hakkının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği temel bir usul prensibi olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme tarafından yapılan ilk yargılamada, davacının başka bir iş bulduğu gerekçesiyle kendi isteğiyle işten ayrıldığı kanaatine varılarak kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı, fazla mesai ve prim alacakları reddedilmiş, davanın yalnızca kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi başvuruları esastan reddetmiş, ardından Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, prim alacağının hesaplanması gerektiği gerekçesiyle kararı bozarak dosyayı İlk Derece Mahkemesine iade etmiştir.

Bozma ilamına uyan İlk Derece Mahkemesi, prim alacağının hesaplanmasına yönelik tahkikat işlemlerini sürdürürken, davacı taraf prim alacağı miktarını bilirkişi raporu doğrultusunda artırmak için ıslah dilekçesi sunmuştur. Ancak yerel mahkeme, davacının yargılamanın önceki aşamalarında kıdem tazminatı ile yıllık izin ve fazla çalışma alacakları için halihazırda ıslah yoluna başvurduğunu belirterek "ikinci kez ıslah yapılamayacağı" gerekçesiyle bu yeni talebi reddetmiş ve prim alacağını ilk talep edilen miktar ile sınırlı tutarak hüküm altına almıştır.

Yargıtay tarafından yapılan değerlendirmede, davacının işçilik alacaklarına yönelik her bir talebinin usul hukuku anlamında ayrı bir dava konusu olduğu ve davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) durumunun söz konusu olduğu tespit edilmiştir. Her talep bağımsız bir dava olarak kabul edildiğinden, daha önce prim alacağı yönünden hiçbir ıslah işlemi yapılmadığı dikkate alınarak, bu özel alacak kalemine yönelik ıslah talebinin incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, bozma kararından sonra prim alacağının yeniden hesaplandığı ve bu alacak yönünden mahkemedeki tahkikat işlemlerinin henüz sona ermediği gözetilerek, bozma sonrası ıslah hakkının kullandırılmamasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğu belirlenmiştir. Mahkemenin usul kurallarını dar yorumlayarak davacının yasal hakkını kısıtlaması, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacının ıslah talebinin reddedilerek hesaplanan prim alacağına eksik hükmedilmesini hatalı bularak İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: