Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2023/20827 E. | 2024/43 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2023/20827 E. 2024/43 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2023/20827
Karar No 2024/43
Karar Tarihi 08.01.2024
Dava Türü Yetki Tespitine İtiraz
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hakkın kötüye kullanılması hukuk düzenince korunmaz.
  • Muvazaalı işyeri değişiklikleri detaylıca incelenmelidir.
  • Sendika yetki hileleri dürüstlük kuralına aykırıdır.
  • İşçilerin sendika seçme özgürlüğü engellenemez.

Bu karar, işverenlerin sendikal örgütlenmeyi engellemek ve toplu iş sözleşmesi süreçlerini manipüle etmek amacıyla hukuki boşlukları veya idari işlemleri kötüye kullanmasının önüne geçilmesi bakımından kritik bir öneme sahiptir. Yargıtay, bir sendikanın yetki tespiti başvurusu aşamasında, işverenin sırf sendika çoğunluğunu değiştirmek maksadıyla yeni bir işyeri sicil numarası açarak işçileri hileli şekilde buraya kaydırması iddialarının Medeni Kanun'un dürüstlük kuralı çerçevesinde incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Karar, sadece kâğıt üzerindeki şeklî ve idari kayıtlara bakılarak değil, maddi gerçeğin ve işverenin asıl niyetinin araştırılarak sonuca varılmasını zorunlu kılmaktadır.

Benzer davalarda emsal niteliği taşıyan bu içtihat, sendikaların yetki tespiti süreçlerinde karşılaştıkları suni işyeri kayıtları ve hileli işçi bildirimlerine karşı yargı yolunun daha etkin kullanılabileceğini göstermektedir. Örgütlenme sürecini sekteye uğratmak isteyen işverenlere karşı, işçilerin anayasal hakkı olan sendika seçme özgürlüğünün korunmasında mahkemelere aktif bir inceleme görevi yüklenmiştir. Uygulamada, alt işveren oyunları veya yeni şirket kurma suretiyle çoğunluk hesaplarının bozulması girişimlerine karşı yargı mercilerinin işin fiili yapılış şekline odaklanması gerektiği vurgulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı Öz-İplik-İş Sendikası, davalı işveren olan şirkete ve diğer davalı Öz Güven-Sen Sendikasına karşı yetki tespitine itiraz davası açmıştır. Davacı sendika, işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmak amacıyla yetki tespiti için Bakanlığa başvurmuştur. Ancak Bakanlık, davacı sendika için yeterli çoğunluk sağlanamadığından olumsuz, diğer sendika için ise olumlu yetki kararı vermiştir. Uyuşmazlığın temel sebebi, işverenin yetki tespit başvurusundan hemen önce tamamen yeni bir işyeri sicil numarası oluşturması ve 276 işçiyi aslında yeni işe almadığı halde bu sicile aktararak sendikanın yetki almasını engellemek için çoğunluk hesaplarını hileli yollarla değiştirmesidir. Davacı sendika, işçilere sendikadan istifa etmeleri için baskı yapıldığını ve hileli nakil işlemleriyle örgütlenmenin kırılmaya çalışıldığını belirterek, tespit kararlarının iptalini ve kendi sendikalarının toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olduğunun tespit edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde, Anayasal bir hak olan sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi hakkı ile Medeni Hukukun en temel prensibi olan dürüstlük kuralı birlikte değerlendirilmiştir. Anayasa'nın 53 üncü maddesi, işçilerin karşılıklı olarak çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip olduğunu güvence altına almaktadır.

Sendikaların yetki tespiti prosedürü, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.41 ve devamında düzenlenmiştir. Yasal kurallara göre, bir işçi sendikasının toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi olması ve işletme düzeyinde ise işçilerin en az yüzde kırkının kendi üyesi bulunması gerekmektedir. Yetki tespiti sürecinde Bakanlık, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve e-Devlet kayıtlarını esas alarak işlem yapmaktadır. İlgili taraflar ise 6356 sayılı Kanun m.43 kapsamında bu tespitlere karşı mahkemede itiraz davası açabilmektedir.

Davanın temel hukuki dayanağı ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2 hükmüdür. Bu kurala göre, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. İşverenin, salt sendikanın kanuni yetki çoğunluğunu düşürmek için suni kayıtlar oluşturması veya fiilen aynı işi yapan işçileri farklı işkollarında göstermesi, objektif iyiniyetle bağdaşmaz. Yargıtay'a göre, sendikal hakların kullanımını engellemeye yönelik muvazaalı idari işlemler hakkın kötüye kullanılmasıdır ve mahkemelerce titizlikle incelenerek maddi gerçek ortaya çıkarılmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme sürecinde toplanan deliller ve dosya kapsamı incelendiğinde, davalı Bakanlığın kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla işletmede toplam 827 işçinin çalıştığı, davalı Öz Güven-Sen Sendikasının 460, davacı Öz-İplik-İş Sendikasının ise 341 üyesi bulunduğu belirtilmiştir. Ne var ki, davacı sendikanın iddialarının özünü; yetki tespiti başvurusundan hemen önce davalı işveren tarafından yeni bir SGK işyeri sicil numarası oluşturulması ve 276 mevcut işçinin bu sicile kaydırılarak işkolunun hileli şekilde değiştirilmesi oluşturmaktadır.

İlk Derece Mahkemesi tarafından davalı şirkete müzekkere yazılarak, yeni kurulan söz konusu işyerindeki işçilerin ilk işe giriş tarihlerinin ve önceki çalıştıkları işkollarının bildirilmesi istenmiştir. Davalı şirket bu müzekkereye cevap vermiş olmasına rağmen, yerel mahkemece gönderilen cevaplar ve ekleri üzerinde yeterli bir inceleme yapılmamıştır. Özellikle işçilerin yeni işyerine nakil olmadan önce yaptıkları işlerin niteliği ile yeni gösterildikleri işkolu karşılaştırılarak, ortada sendikanın yetki almasını engellemeye yönelik kötüniyetli bir işveren davranışı olup olmadığı yeterince denetlenmemiştir.

Yargıtay tarafından yapılan değerlendirmede, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı prensipleri çerçevesinde, idari kayıtların ve işveren işlemlerinin arkasındaki asıl niyetin detaylıca araştırılmasının yasal bir zorunluluk olduğu vurgulanmıştır. Yetkiyi etkileyecek boyutta kalabalık bir işçi grubunun aniden farklı bir işyerine aktarılması iddiası, davanın sonucuna doğrudan etki edecek niteliktedir. Yerel mahkemenin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, uyuşmazlığın esasına yönelik bu son derece kritik iddia üzerinde durmadan, eksik inceleme ile davanın reddine karar vermesi hatalı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın esasına etkili olan iddia üzerinde durulmadan eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme yapılması gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: