Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2018/6100 E. 2022/607 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Dairesi |
| Esas No | 2018/6100 |
| Karar No | 2022/607 |
| Karar Tarihi | 17.02.2022 |
| Dava Türü | İptal ve Tam Yargı |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Emeklilik işlemleri tekemmül ettikten sonra vazgeçilemez.
- Emeklilik hakkının kullanılma zamanı kişiye aittir.
- Onay tarihinden sonraki vazgeçme talepleri geçersizdir.
- Baskı iddiası somut delillerle ispat edilmelidir.
Bu karar, memurların kendi istekleriyle emekliye ayrılma süreçlerinde idarenin ve kamu görevlisinin yetki sınırlarını son derece net bir şekilde çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Emeklilik, memurlara yasa ile tanınmış genel bir hak olmakla birlikte, bu hakkın kullanım zamanının bizzat memur tarafından belirlenmesi esastır. Kararda hassasiyetle vurgulandığı üzere, yetkili idari makamların emeklilik onayını vermesiyle birlikte hukuki süreç tekemmül etmekte ve memurun statüsünde geri dönülemez bir değişiklik meydana gelmektedir. İdarenin, memurun kendi talebinde belirlediği tarihten önce emeklilik onayını alarak kişiyi hukuki güvenceden yoksun bırakmaması gerektiği kararda açıkça ifade edilmektedir.
Söz konusu kararın benzer davalardaki emsal etkisi, emeklilikten vazgeçme taleplerinin idari süreç içerisinde hangi aşamaya kadar geçerli kabul edileceği hususunda ortaya çıkmaktadır. Yüksek Mahkeme, emekliye sevk onayının imzalanmasından ve işlemin tekemmül etmesinden sonra sunulan vazgeçme dilekçelerinin hukuki bir sonuç doğurmayacağını kesin olarak hüküm altına almış ve idari istikrar ilkesini korumuştur. Bunun yanı sıra, kamu görevlileri tarafından uygulamada sıkça öne sürülen mobbing, yıldırma veya psikolojik baskı altında emeklilik dilekçesi verildiği yönündeki soyut iddiaların, hukuken geçerli ve kabul edilebilir bir mazeret olarak değerlendirilebilmesi için somut, inandırıcı ve kesin delillerle ispatlanması gerektiği prensibi bir kez daha teyit edilmiştir. Bu yönüyle karar, idari işlemlerin güvenilirliği açısından kritik bir emsaldir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Sultanbeyli Belediyesinde mimar statüsünde kamu görevlisi olarak çalışan davacı, 18 Ekim 2016 tarihinde kuruma bir dilekçe vererek kendi isteğiyle aynı tarih itibarıyla emekliye ayrılma talebinde bulunmuştur. İlgili idare makamları, davacının bu talebini uygun bularak gerekli süreci işletmiş ve 21 Ekim 2016 tarihinde yetkili makamın oluru ile emekliye sevk işlemini onaylamıştır. Ancak davacı, bir süre sonra kuruma yeni bir başvuru yaparak, hakkında yürütülen görevden uzaklaştırma işlemi nedeniyle psikolojik baskı ve mobbing altında kaldığını, bu nedenle iradesi dışında dilekçe verdiğini öne sürmüş ve 11 Kasım 2016 tarihinde emeklilik kararından vazgeçtiğini bildirmiştir.
İdare, memurun emeklilik işleminin daha önceki bir tarihte makam onayıyla tekemmül edip tamamlandığı gerekçesiyle, sonradan sunulan bu vazgeçme talebini reddetmiştir. Talebinin reddedilmesi üzerine davacı, emekliye sevk edilmesine dair idari işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek işlemin iptal edilmesi ve bu işlem sebebiyle yoksun kaldığını iddia ettiği tüm mali ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle yargı yoluna başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü, memurların emeklilik haklarının kullanım şartlarını, idari işlemlerin tekemmül evrelerini ve idarenin bu süreçteki bağlı yetki sınırlarını düzenleyen temel yasal düzenlemelere dayanmaktadır. İlgili uyuşmazlığın çözümünde öncelikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri çerçevesinde "emeklilik" müessesesinin genel bir hak olarak memurlara tanındığı dikkate alınmaktadır. İsteğe bağlı emeklilik hallerinde, gerekli kanuni hizmet süresi ve yaş şartlarını taşımak kaydıyla, emekli olma zamanını bizzat saptama yetkisi doğrudan bu hakkı kullanan kamu görevlisinin özgür iradesine bırakılmıştır.
Bununla birlikte, kamu personelinin emeklilik sürecinin idari boyutta tamamlanma evresi 5434 sayılı Kanun Ek m.26 hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu emredici kanuni düzenlemeye göre, ilgililerin emeklilik işlemleri kurumun en yüksek amirinin onayının usulüne uygun şekilde alınması ile tekemmül eder. İdari işlem idare hukuku prensiplerine göre tekemmül ettikten sonra, memurun salt kendi emeklilik isteğinden tek taraflı irade beyanıyla vazgeçmesi statü hukuku gereği hukuken mümkün görülmemektedir.
Yerleşik idare hukuku prensipleri ve Danıştay içtihatları uyarınca, idarenin bu onay sürecini işletirken memurun iradesine ve zaman planlamasına kesinlikle saygı göstermesi gerekmektedir. İdare, kişinin emekli olmak için dilekçesinde açıkça belirttiği ve talep ettiği bir tarih bulunuyorsa, bu onayı alırken o tarihten önce işlemleri tekemmül ettirmemeli ve kişinin söz konusu tarihe kadar kararından vazgeçme hakkını elinden almamalıdır. Aksi bir uygulama, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile genel bir hak olarak kişiye tanınan emeklilik zamanını belirleme yetkisinin idari bir işlemle hukuka aykırı şekilde ortadan kaldırılması anlamına gelir. Bu kurallar, memur güvencesi ile idari işleyişin düzeni arasında denge kurmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 12. Dairesi tarafından yapılan incelemede, davacının kendi isteğiyle sunduğu emeklilik talebine, idarenin verdiği onay tarihine ve vazgeçme dilekçesinin kuruma sunulduğu döneme ilişkin yasal süreç çok detaylı bir biçimde kronolojik olarak değerlendirilmiştir. Dosyaya sunulan resmi bilgi ve belgelerden, davacının 18 Ekim 2016 tarihli dilekçesiyle açık bir irade beyanıyla aynı tarih itibarıyla emekli olma talebinde bulunduğu, idarenin de bu talebi işleme koyarak belediye başkanının makam oluru ile 21 Ekim 2016 tarihinde davacıyı resmen emekliye sevk ettiği saptanmıştır. Davacı ise, idari işlemin onaylanıp kesinleştiği bu tarihten yaklaşık yirmi gün sonra, 11 Kasım 2016 tarihinde iradesini değiştirerek emeklilikten vazgeçtiğini idareye bildirmiştir.
Yüksek Mahkeme, somut olayda emeklilik işlemlerinin tekemmül tarihinin uyuşmazlığın çözümü için belirleyici unsur olduğunun altını çizmiştir. İdare, davacının dilekçesinde belirttiği tarihten önce işlemi alelacele onaylayarak memurun hakkını kullanmasına veya vazgeçmesine engel olmamış, aksine dilekçe tarihinden sonraki makul bir tarihte onay vererek idari işlemi yasalara uygun olarak tamamlamıştır. Davacının emeklilikten vazgeçtiğine dair iradesi, idare tarafından yetkili makamlarca alınan 21 Ekim 2016 tarihli emekliye sevk onayından çok sonra ortaya çıkmıştır. İdari işlemin yetkili amir tarafından onaylanıp tekemmül etmesinden sonra geriye dönük olarak vazgeçme talebinin işleme konulması, kamu görevlilerinin statü hukuku kuralları gereğince hukuken mümkün görülmemiştir.
Bununla birlikte, davacının görevden uzaklaştırma işlemi sebebiyle ağır bir psikolojik baskı ve mobbing altında kaldığı, bu yüzden sağlıklı karar veremeyerek emeklilik dilekçesi verdiği yönündeki iddiaları da titizlikle incelenmiştir. İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere, Danıştay incelemesinde de bu yöndeki salt soyut iddialar hukuken geçerli, kabul edilebilir bir mazeret ya da idari işlemi kökünden sakatlayan bir irade fesadı hali olarak kabul edilmemiştir. Mobbing ve baskı iddialarının somut, kesin ve her türlü şüpheden uzak inandırıcı delillerle ortaya konulamadığı açıkça görülmüştür.
Tüm bu hususlar ışığında, davacının idari onay tarihinden çok sonra sunduğu vazgeçme dilekçesinin reddedilmesi suretiyle tekemmül etmiş olan emeklilik sürecinin devam ettirilmesinde hukuka, mevzuata ve kamu yararına aykırı bir yön bulunmadığı kesin olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bularak kararı onamıştır.