Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2018/6401 E. 2021/4986 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire |
| Esas No | 2018/6401 |
| Karar No | 2021/4986 |
| Karar Tarihi | 15.10.2021 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Müstafi sayılma işlemi disiplin cezası niteliği taşımaz.
- Disiplin affı hükümleri müstafi sayılanlara uygulanamaz.
- Görevi kesintisiz terk etmek memuriyetten çekilmedir.
Bu karar, memuriyetten çekilmiş sayılma (müstafi sayılma) işleminin idari ve hukuki niteliği ile kamu görevlilerine yönelik çıkarılan disiplin affı kanunlarının kapsamını belirlemek açısından büyük bir önem taşımaktadır. Kamu görevlilerinin kanunda öngörülen süre boyunca kesintisiz ve mazeretsiz olarak görevlerine gitmemesi durumu, idare hukukunda memuriyetten çekilme iradesi olarak kabul edilir ve bu durum yetkili mercilerce tesis edilen bir disiplin cezası işlemi değildir. Karar, görevden çekilmiş sayılma işleminin cezai bir tasarruf olmaktan ziyade, memurun kendi eylemi sonucunda kanun gereği kendiliğinden ortaya çıkan bir statü kaybı olduğunu teyit etmektedir. Bu nedenle, müstafi sayılma durumunun disiplin cezalarına yönelik af ve hak iadesi getiren yasal düzenlemelerin kapsamı dışında tutulması hukuken isabetlidir.
Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu içtihat, geçmişte çeşitli gerekçelerle (örneğin kılık kıyafet kısıtlamaları veya mobbing iddiaları) görevine devam edemeyen ve müstafi sayılan memurların, daha sonra yürürlüğe giren disiplin affı kanunlarına dayanarak geçmişe dönük sigorta primleri ve özlük haklarını talep etmelerinin mümkün olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Disiplin afları yalnızca idare tarafından verilmiş somut disiplin cezalarını (uyarma, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, memuriyetten çıkarma vb.) ortadan kaldırmakta olup, kanundan doğan statü kayıplarını kapsamamaktadır. İdare mahkemeleri ve yüksek yargı mercileri, memurun eylemiyle oluşan çekilmiş sayılma hallerini disiplin mevzuatı dışında değerlendirmeye devam edecektir. Bu yönüyle karar, idarelere ve kamu görevlilerine disiplin affının hukuki sınırları konusunda net bir rehberlik sunmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir üniversite hastanesinde hemşire olarak görev yapan davacı, başörtüsü taktığı için hakkında disiplin soruşturması açıldığını, iş yerinden kovulduğunu ve daha sonra işe gitmek istemesine rağmen kendisine mobbing uygulanarak kuruma girişinin engellendiğini iddia etmiştir. Bu olaylar sonucunda davacı, kesintisiz olarak işe gitmediği gerekçesiyle kurum tarafından görevinden çekilmiş (müstafi) sayılmıştır. Yıllar sonra davacı, devlet memurlarına yönelik olarak çıkarılan disiplin affı kanunlarından yararlanarak ödenmeyen sigorta primlerinin ödenmesi ve geçmişe dönük tüm özlük haklarının kendisine iade edilmesi talebiyle idareye başvurmuştur. İlgili kurumun bu başvuruyu reddetmesi üzerine davacı, ret işleminin hukuka aykırı olduğunu öne sürerek üniversite rektörlüğüne karşı iptal davası açmıştır. Davacı, kendi iradesi dışında işten uzaklaştırıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini ve memuriyet haklarının iadesini talep etmektedir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü, memuriyetten çekilme (istifa) müessesesi ile disiplin cezalarının affına ilişkin yasal düzenlemelerin kapsamının incelenmesini gerektirmektedir. Kamu görevlilerinin mazeretsiz ve kesintisiz olarak görevlerini terk etmeleri durumu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.94 hükmünde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, devlet memurunun bağlı olduğu kuruma yazılı müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabileceği gibi, izinsiz veya kurumca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin kesintisiz on gün terk edilmesi halinde, memurun yazılı müracaat şartı aranmaksızın çekilme isteğinde bulunduğu kabul edilir. Bu durum idare hukukunda "müstafi sayılma" olarak adlandırılmaktadır.
Öte yandan, memurlara uygulanan disiplin cezalarının affedilmesi ve geçmişe dönük mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla zaman zaman özel kanuni düzenlemeler yapılmaktadır. Bu bağlamda, 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun ve bu kanunla bağlantılı olarak mağduriyetlerin giderilmesine yönelik 5510 sayılı Kanun'un geçici maddeleri (özellikle 6353 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 44. ve 56. maddeler) büyük önem taşımaktadır. Bu düzenlemeler, geçmiş dönemlerde kılık kıyafet kuralları veya benzeri nedenlerle disiplin cezası alarak memuriyetten çıkarılan kişilerin haklarının iadesini amaçlamaktadır.
Yerleşik yargı içtihatlarına göre, disiplin affı getiren kanunlar sadece yetkili disiplin amirleri veya kurulları tarafından tesis edilen "disiplin cezalarını" kapsamaktadır. Görevden çekilmiş sayılma işlemi ise memuriyet disiplin yaptırımları arasında yer almadığından, bir disiplin cezası olarak nitelendirilemez. Dolayısıyla, bu durumdaki memurların disiplin affı öngören kanun hükümlerini dayanak göstererek geçmişe dönük özlük ve mali hak talep etmeleri yasal olarak mümkün görülmemektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dava dosyasının ve ilk derece mahkemesi kararının incelenmesi neticesinde, davacının Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesinde hemşire olarak görev yaparken, 25.07.2001 tarihinden itibaren kesintisiz olarak görevine gitmediği sabittir. Davacı, kılık kıyafet kısıtlamaları ve kurum içindeki mobbing uygulamaları nedeniyle iş yerine alınmadığını iddia etmiş olsa da, kurum tarafından tesis edilen 04.09.2001 tarihli idari işlemle davacı, yasal süre boyunca mazeretsiz devamsızlık yaptığı gerekçesiyle görevden çekilmiş (müstafi) sayılmıştır.
Somut olayda çözülmesi gereken temel hukuki mesele, davacının müstafi sayılmasına neden olan durumun daha sonra yürürlüğe giren disiplin affı kanunları kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Davacı, durumunun 5510 sayılı Kanun kapsamında ele alınmasını ve geçmişe dönük sigorta primleri ile özlük haklarının iade edilmesini talep etmiştir. Ancak söz konusu yasal düzenlemeler, açıkça yetkili merciler tarafından "disiplin cezası" verilerek memuriyetine son verilen kamu görevlilerini kapsamaktadır. Mahkemenin tespitlerinde de vurgulandığı üzere, 657 sayılı Kanun m.94 uyarınca tesis edilen memuriyetten çekilmiş sayılma işlemi, teknik ve hukuki anlamda bir disiplin cezası değildir. Bu işlem, memurun göreve devamsızlık eylemine kanunla bağlanan kesin bir statü sonucudur.
Disiplin affı kanunlarının kapsamının yorum yoluyla genişletilmesi ve kanunda açıkça disiplin cezası olarak sayılmayan memuriyetten çekilme durumlarının da bu kapsama dahil edilmesi hukuken mümkün değildir. Davacının görevine son verilmesi bir disiplin soruşturması neticesinde uygulanan memuriyetten çıkarma cezası ile değil, devamsızlık eylemi nedeniyle kendiliğinden gerçekleşen müstafilik durumu ile olmuştur. Bu nedenle, davacının ilgili af kanunlarından yararlandırılmamasına yönelik tesis edilen ret işlemi hukuka ve mevzuata tam olarak uygundur. Temyiz aşamasında Danıştay tarafından yapılan incelemede de, idare mahkemesinin kararında herhangi bir usul veya yasaya aykırılık tespit edilmemiştir.
Sonuç olarak Danıştay 12. Daire, davanın reddi yönündeki idare mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğuna kanaat getirerek kararı onamıştır.