Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | HD | 2016/13474 E. | 2017/8653 K.

Karar Bülteni

YARGITAY HD 2016/13474 E. 2017/8653 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay Hukuk Dairesi
Esas No 2016/13474
Karar No 2017/8653
Karar Tarihi 23.05.2017
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma ve Davanın Reddi
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Fesih sebepleri açık ve somut gösterilmelidir.
  • İşçinin kusurlu eylemleri fesih için geçerli nedendir.
  • Sözleşmeye aykırılığa orantılı yaptırım uygulanmalıdır.
  • Güven ilişkisini zedeleyen davranışlar ilişkiyi çekilmez kılar.

Bu karar, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinde performans düşüklüğü ve kurallara aykırı kusurlu davranışların birleştiği durumlarda, işverenin fesih hakkını nasıl kullanması gerektiğine dair hukuki sınırları çizen çok önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Yargıtay, işverenin feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğünü yerine getirirken, sadece biçimsel koşullara uymasının (fesih işleminin yazılı yapılması, gerekçenin bildirilmesi ve işçinin savunmasının alınması) tek başına yeterli olmadığını, aynı zamanda söz konusu davranışların işyerindeki olumsuz etkilerini de somut bir şekilde ortaya koyması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır. Kararın detaylarında, işçinin iş güvenliği ve kasa kurallarını mükerrer şekilde ihlal etmesi, işveren açısından iş ilişkisinin sürdürülmesini imkansız kılan ve ilişkiyi çekilmez hale getiren ciddi bir zemin olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalar açısından bu kararın en büyük emsal etkisi, feshin "son çare olması" (ultima ratio) ve "ölçülülük" ilkelerinin somut olayın özgün şartlarına göre nasıl yorumlanması gerektiği noktasında kendisini göstermektedir. Yerel mahkeme kararda, işçinin daha uygun olabilecek başka bir mağazada veya başka birimde görevlendirilerek değerlendirilmemesini ölçüsüzlük olarak nitelemiş ve işe iadeye hükmetmiştir. Oysa Yargıtay, kasa kuralları gibi doğrudan doğruya güven ve sadakat gerektiren kritik öneme sahip kuralların defalarca ihlal edilmesini, işyerinde ciddi maddi ve manevi olumsuzluklara yol açan davranışlar olarak nitelendirmiş ve bu spesifik durumda iş ilişkisinin sürdürülmesinin işverenden makul ölçüler içinde beklenemeyeceğine kesin olarak hükmetmiştir. Bu durum, uygulamada yer alan işverenlerin, işçinin kusurlu eylem ve davranışlarını doğru bir şekilde belgelendirmesinin ve bu davranışların aradaki güven ilişkisini nasıl geri dönülemez şekilde zedelediğini kanıtlamasının ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu hukuk camiasına teyit etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkete ait büyük bir mağazada bölüm müdürü sıfatıyla çalışmaya başladıktan sonraki süreçte, mağaza müdürü tarafından kendisine sürekli olarak mesnetsiz baskı ve mobbing uygulandığını, bu haksız durumu üst yönetime bildirmesinin hemen ardından ise işten hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden atıldığını ileri sürerek işe iade talebiyle mahkemeye başvurmuş ve yasal haklarını talep etmiştir.

Buna karşılık davalı işveren ise işçinin görevine başladığı andan itibaren kendisine mesleki gelişimi için gerekli olan tüm eğitimlerin eksiksiz olarak verildiğini, ancak işçinin bu eğitimlere rağmen eksikliklerini gidermediğini, performansının şirket standartlarına göre son derece yetersiz olduğunu savunmuştur. Ayrıca işverenin beyanına göre davacı, mazeretsiz devamsızlık yapmış ve işyerindeki mağaza güvenlik kuralları ile kasa kapanış prosedürlerini birden fazla kez kasten veya ihmalen ihlal etmiştir. Temel uyuşmazlık, işçinin sergilediği bu tekrarlayan kural ihlallerinin ve olumsuz davranışların, iş sözleşmesinin feshini haklı kılacak ve iş güvencesini ortadan kaldıracak ağırlıkta geçerli bir neden oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay, taraflar arasındaki uyuşmazlığı değerlendirirken 4857 sayılı İş Kanunu m.18 ve devamı maddelerinde düzenlenen iş güvencesi ile feshin geçerli nedene dayandırılmasına ilişkin hükümleri temel almıştır. İlgili kanun hükümleri uyarınca, işverenin iş sözleşmesini geçerli bir nedenle feshedebilmesi için, feshin zorunlu biçimsel şartlarına eksiksiz uyması gerekir. Fesih işleminin mutlaka yazılı olarak yapılması, fesih nedenlerinin açık ve somut olarak bildirilmesi ve işçiden savunmasının alınması yasal bir zorunluluktur.

Fesih kararının içerik yönünden incelenmesinde, 4857 sayılı İş Kanunu m.18 kapsamında yer alan, işçinin yetersizliğinden ve kendi davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih halleri ön plana çıkar. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, işçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte yatan asıl hukuki amaç işçiyi cezalandırmak değil; sözleşme yükümlülüklerini ihlal eden bu eylemlerin gelecekte de tekrarlanmasını engellemektir. İşçinin kusurlu davranışlarıyla sözleşmeyi ihlal etmesi ve bu durumun iş ilişkisini telafisi zor biçimde olumsuz yönde etkilemesi halinde hukuken geçerli fesihten söz edilebilir.

İş sözleşmesinin feshinde iş hukuku prensiplerinden olan "ölçülülük ilkesi" ve "feshin son çare olması" kuralı büyük bir önem taşır. İşveren, sözleşmeye aykırı eylemde bulunan işçiye, işlediği fiille doğrudan orantılı bir yaptırım uygulamak zorundadır. Yargıç, feshin geçerliliğini denetlerken işçinin eyleminin ağırlığını ve işverenin uyguladığı tedbirin ulaşılmak istenen amaca elverişli olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından katlanılamaz hale geldiği, aradaki güvenin sarsıldığı ve sözleşmeye devamın makul ölçüler içinde beklenemeyecek derecede ağırlaştığı hallerde feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilir. Bu süreçte genel ispat yükü, 4857 sayılı İş Kanunu m.20/2 hükmü gereği işverenin üzerindedir ve işveren, davranışların işyerindeki düzeni bozduğunu şüpheden uzak kanıtlarla ortaya koymalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki deliller, taraf beyanları ve işyeri kayıtları incelendiğinde, davacı işçinin iş sözleşmesinin yalnızca bir performans düşüklüğü gerekçesiyle değil, aynı zamanda işyerindeki güven sarsıcı kural ihlallerine dayanan çoklu nedenlerle feshedildiği tespit edilmiştir. Davacı hakkında, işyeri güvenlik kurallarına aykırı hareketlerinden ötürü farklı tarihlerde birden fazla resmi tutanak düzenlenmiş ve kendisinden usulüne uygun şekilde savunma alınmıştır.

İşçinin kusurlu eylemlerine bakıldığında; kasa kapanış işlemlerini fiilen sonlandırmadan ana sistem kapanışı yapması, mağaza Z raporlarını almadan kasayı kapatması, kasa kapanışında açıklanamayan hesap farkı çıkmasına sebebiyet vermesi, farklı kasalar üzerinden işlem yaparak kasalar arası uyumsuzluğa yol açması, gider pusulası sırasını atlayarak güvenlik rutinine doğrudan aykırı davranması ve yapılması zorunlu olan iade ile iptal işlemlerine imza atmaması gibi ağır eylemleri gerçekleştirdiği açıkça belgelenmiştir. Ayrıca, birkaç kasanın kapanışını tamamen aynı anda yaparak şirketin belirlediği kritik güvenlik kurallarını ihlal etmesi, kural tanımazlığın ciddiyetini artıran bir diğer önemli unsur olmuştur.

Yerel mahkeme, işverenin davacıya uygun olabilecek başka bir mağazada veya pozisyonda görev verme yoluna gitmeyerek feshin son çare olması ilkesini ihlal ettiğine ve ölçüsüz davrandığına kanaat getirmiş olsa da, Yargıtay bu hukuki yoruma iştirak etmemiştir. İşçinin, doğrudan işletmenin kalbi olan para akışına ilişkin temel güvenlik kurallarını müteaddit defalar ihlal ettiği göz önüne alındığında, bu davranışların işyerinde ağır olumsuzluklara yol açtığı tartışmasızdır. Yaşanan kural ihlallerinin sıklığı ve niteliği birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında bulunması gereken sadakat ve güven ilişkisinin sarsıldığı, iş sözleşmesinin sürdürülmesinin işveren açısından çekilmez bir hal aldığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, uygulanan fesih işleminin geçerli nedenlere dayandığı ve işverenin fesih hakkını ölçülülük ilkesi sınırları içerisinde kullandığı saptanmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını ortadan kaldırarak feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: