Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2025/589 E. | 2025/2895 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/589 E. 2025/2895 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/589
Karar No 2025/2895
Karar Tarihi 19.03.2025
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • Tanık dinletme hakkı gerekçesiz olarak sınırlandırılamaz.
  • Davalıyla davası olan işçinin tanıklığı yasaklanamaz.
  • Hazır edilen tanığın dinlenmemesi usule aykırıdır.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında sıklıkla karşılaşılan tanık dinletme sınırlarına ve adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkına dair son derece kritik bir güvence sağlamaktadır. Yargıtay, tarafın açıkça bildirdiği ve mahkemede hazır ettiği tanıkların, sadece davalı işverenle husumetli oldukları veya seri dosyalarda davacı konumunda bulundukları gerekçesiyle dinlenmemesini açık bir hukuka aykırılık olarak nitelendirilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241. maddesinde düzenlenen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yetinilmesi kuralının, davayı uzatma kastı bulunmayan durumlarda mahkemelerce daraltıcı bir şekilde yorumlanamayacağı net biçimde ortaya konulmuştur.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi bakımından karar, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda mahkemelerin delil toplama yetkisini keyfi olarak sınırlandıramayacağını göstermektedir. İşçi lehine beyanda bulunan tanık ifadelerinin yeterli görülmediği bir senaryoda, geriye kalan tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesi, ispat hakkının özüne müdahale niteliği taşımaktadır. Özellikle çok sayıda işçiyi ilgilendiren seri davalarda ve EYT gibi güncel süreçlerden kaynaklı arabuluculuk iptali ile alacak davalarında, mahkemelerin husumetli tanık gerekçesiyle delil reddetmesinin önüne geçilmiştir. Bu içtihat, usul hukukumuzda davalı ile davası olan bir kişinin tanık olarak dinlenmesine engel bir kural bulunmadığını teyit ederek, taraf vekillerine ispat hakkının korunmasında güçlü bir argüman sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen yasal düzenleme kapsamında emekliliğe hak kazanmasının ardından, işverenin bu durumdaki personellerle çalışmak istememesi üzerine baskı ve psikolojik tacizle (mobbing) emeklilik dilekçesi vermeye zorlandığını iddia etmiştir. Davacı, aynı süreçte işten ayrılan bir kısım işçiye ihtiyari arabuluculuk yoluyla ek menfaat ödenmesine rağmen kendisine ve belirli bir gruba bu ödemenin yapılmadığını belirterek eşit davranma ilkesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür. Davacı taraf, iradesi fesada uğratılarak imzaladığını iddia ettiği arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile ödenmeyen ek menfaat alacağı ve eksik ödendiği belirtilen kıdem, ihbar tazminatı farklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. İşveren ise sürecin usule uygun yürütüldüğünü, ek menfaat uygulamasının genel bir işyeri uygulaması olmadığını ve davacının hak ettiği tüm ödemeleri aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kurallar, anayasal güvence altındaki adil yargılanma hakkı ve usul hukuku ilkeleri çerçevesinde şekillenmiştir. Bu kapsamda, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 uyarınca herkesin iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır. Bunun usul hukukundaki yansıması olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 uyarınca düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı, tarafların iddialarını açıklama ve ispat etme hakkını güvence altına almaktadır.

Kararda ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 hükmü detaylıca incelenmiştir. İlgili madde, mahkemenin gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenmemesine karar verebilmesine olanak tanımaktadır. Ancak Yargıtay, bu kuralın temel amacının davayı kötüniyetle uzatmaya yönelik çabaları önlemek olduğunu belirtmiştir. Silahların eşitliği ilkesi gereği, her iki tarafın delillerini sunma, iddialarını eşit şartlarda ispatlama hakkı vardır. İş hukukunda, davalı işverenle husumeti bulunan veya kendi davası olan bir işçinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair bir usul hükmü bulunmamaktadır. Hâkim, tanık beyanlarıyla mutlak surette bağlı olmayıp ifadeleri serbestçe takdir eder, ancak delilleri toplamaktan peşinen imtina edemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davacı tarafın listesinde belirttiği on tanıktan yalnızca ikisini dinleyerek yargılamayı sonuçlandırmıştır. Mahkeme, geri kalan tanıkların dinlenmeme gerekçesi olarak; bir kısmının seri dosyalarda davacı konumunda olup işverenle husumetli olmasını, bir kısmının EYT kapsamında işten ayrılıp zaman birliği koşulunu taşımamasını ve dinlenen iki tanığın iddia ve savunmalara dair yeterli bilgiyi vermiş olmasını göstermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kısıtlamayı hukuka uygun bulmuştur.

Ancak Yargıtay, duruşma salonu dışında hazır edilen tanıkların dahi dinlenmemesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Zira duruşmada bizzat hazır edilen tanıkların dinlenmesi talebi, davayı uzatma amacı taşımamaktadır ve bu nedenle 6100 sayılı Kanun m.241 hükmünün uygulanma şartları oluşmamıştır. Yargıtay incelemesinde, dinlenen iki davacı tanığının işçi lehine beyanda bulunmasına rağmen, mahkemenin iddiaların ispatlanamadığını belirterek davayı reddetmesi eleştirilmiştir. Bu çelişki, mahkemenin aslında iddialara ilişkin "yeterli bilgi edinmediğini" açıkça göstermektedir; dolayısıyla gerçeğin ortaya çıkması için diğer tanıkların da dinlenmesi zorunludur.

Ek olarak, usul hukukumuzda davalı işverenle kendi davası veya husumeti olan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair hiçbir yasak bulunmadığı, tanık beyanlarının mahkemece diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edilebileceği vurgulanmıştır. Yargılamanın, tarafın tanıkları dinlenmeden ve ispat hakkı kısıtlanarak bitirilmesi, hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak tespit edilmiştir. Öte yandan ihbar tazminatı talebi yönünden ise arabuluculuk tutanağında bu kalemin uyuşmazlık konusu edilmediği anlaşıldığından davanın usulden reddinin doğru olduğu, fark kıdem tazminatı açısından ise mahkemenin hatalı nitelendirme yaptığı belirlenmiştir. Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesi ve eksik inceleme nedeniyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: