Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2025/591 E. | 2025/2897 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/591 E. 2025/2897 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/591
Karar No 2025/2897
Karar Tarihi 19.03.2025
Dava Türü İşçilik Alacakları ve Tutanak İptali
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hukuki dinlenilme hakkı tanık kısıtlamasıyla ihlal edilemez.
  • İşçi davasında tanık sınırlandırması dar yorumlanmalıdır.
  • İşverenle husumetli olan işçinin tanıklığı peşinen reddedilemez.
  • Mahkeme kapısında bekleyen tanığın dinlenmemesi usule aykırıdır.
  • Hâkim dinlenen tanık ifadelerini serbestçe ve özenle takdir etmelidir.

Bu karar, iş yargılamasında adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkının sınırlarını ve mahkemelerin tanık dinleme usullerini netleştirmesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Özellikle işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda, işçinin iddialarını ispatlayabilmesi için sunduğu tanıkların mahkeme tarafından salt yargılamayı uzatma amacı taşıdığı ön kabulüyle reddedilmesi, Yargıtay tarafından hukuka ve adil yargılanma ilkesine aykırı bulunmuştur. Karar, usul hukukumuzda yer alan tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi kuralının, işçilik alacaklarına bir an önce kavuşmak isteyen bir işçinin davasında son derece titiz ve dar bir şekilde yorumlanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Kararın uygulamadaki en kritik emsal etkisi, işverenle kendi davası olan husumetli tanıkların dinlenmemesi yönündeki hatalı mahkeme pratiklerine son vermesidir. Yargıtay, hukuk sistemimizde işverenle davası olan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair bir kural bulunmadığını, tanık beyanlarının hâkim tarafından serbestçe ve diğer delillerle birlikte takdir edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Özellikle çok sayıda işçiyi ilgilendiren EYT emekliliği, arabuluculuk tutanaklarının irade fesadı ile iptali ve mobbing gibi ispatı zorlu iddialarda, duruşma salonu kapısında hazır bekleyen tanıkların dahi dinlenmemesi adil yargılanma ilkesine aykırı bulunarak kesin bir bozma sebebi sayılmıştır. Bu yönüyle karar, alt derece mahkemelerinin ispat hakkını ve tanık kısıtlama yetkisini keyfi kullanamayacağını gösteren çok güçlü bir içtihattır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir işçi, çalıştığı şirkette işveren tarafından EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi bahane edilerek emekli olmaya zorlandığını iddia ederek dava açmıştır. İşçinin anlatımına göre, işveren emekliliğe hak kazanan personelle çalışmak istememiş, sistematik baskı kurmuş ve işçileri ihtiyari arabuluculuk süreci ile işten ayrılmaya mecbur bırakmıştır. Davacı işçi, işten çıkış sürecinde iradesinin baskı ve mobbing ile fesada uğratıldığını belirterek imzalanan arabuluculuk tutanağının geçersiz sayılmasını talep etmiştir. Ayrıca, işten ayrılan bazı işçilere fazladan 5, 7 veya 9 aylık ücret tutarında ek menfaatler sağlanırken kendisine bu ödemenin yapılmadığını ifade ederek; eşit davranma borcuna aykırılık nedeniyle ödenmeyen ek menfaatin, kıdem ve ihbar tazminatı eksikliklerinin işverenden tahsilini istemiştir. İşveren ise sürecin yasalara uygun yürütüldüğünü, arabuluculukta anlaşılan konularda dava açılamayacağını ve davacının ek menfaate hak kazanmadığını savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkı üzerinde durmuştur. Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi uyarınca herkesin iddia ve savunmalarını mahkemeye özgürce sunma hakkı vardır. Bu hak, iç hukukumuzda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 kapsamında "hukuki dinlenilme hakkı" olarak düzenlenmiş olup, tarafların yargılamada açıklama yapma ve ispat hakkını teminat altına alır. Silahların eşitliği ilkesi gereği, her iki tarafın da eşit şekilde delil sunma ve tanık dinletme hakkı bulunmaktadır.

Kararda ağırlıklı olarak tartışılan bir diğer temel usul kuralı, mahkemelerin tanık dinlemeyi sınırlama yetkisidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmü, mahkemenin dinlenen tanık beyanlarıyla ispat edilmek istenen husus hakkında yeterince bilgi edindiği takdirde, geri kalan tanıkları dinlemekten vazgeçebileceğini düzenler. Ancak Yargıtay, bu kanun maddesinin gerekçesinin "davayı sırf uzatma niyetiyle hareket eden tarafın çabalarını önlemek" olduğunu açıkça vurgulamıştır. İşçilik alacaklarına bir an önce kavuşmak isteyen işçinin davayı uzatma kastı olamayacağı belirtilerek, bu sınırlama kuralının iş davalarında katı bir şekilde işçi aleyhine uygulanamayacağı içtihat edilmiştir. İlave olarak, usul kanunlarımızda işverenle husumeti olan (davası bulunan) bir işçinin tanık olamayacağına dair hiçbir hukuki kısıtlama bulunmadığı belirtilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, somut olayı incelediğinde, ilk derece mahkemesinin yargılama usulünde davacının ispat hakkını kısıtlayan çok ciddi eksiklikler tespit etmiştir. Davacı işçi, işten ayrılma sürecinde iradesinin sakatlandığını, ihtiyari arabuluculuk sürecinin usulsüz olduğunu, mobbinge maruz kaldığını ve eşit işlem borcuna aykırı davranıldığını ispatlamak amacıyla mahkemeye on kişilik kapsamlı bir tanık listesi sunmuştur. Ancak yerel mahkeme, bu tanıklardan sadece ikisini dinleyerek yetinmiş ve diğer sekiz tanığın dinlenmesi talebini reddetmiştir. Mahkeme bu ret kararına gerekçe olarak; dinlenmeyen bazı tanıkların işverenle husumetli olmasını ve seri davalarda davacı konumunda bulunmalarını, diğer bir kısmının ise aynı dönemde işten ayrıldıkları için dosyaya yeni bir katkı sağlamayacaklarını göstermiştir.

Yargıtay, mahkemenin bu tutumunu hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Özellikle duruşma tutanağına yansıyan kayıtlara göre, dinlenmesi talep edilen iki tanığın o esnada duruşma salonu kapısında hazır beklemesine rağmen dinlenmemesi, davayı uzatma amacı taşımayan bir durumda 6100 sayılı Kanun m. 241 hükmünün son derece hatalı uygulandığını göstermektedir. Daire, dinlenen iki tanığın davacı lehine ifade vermesine rağmen, yerel mahkemenin "iddialar ispatlanamadı" diyerek davayı reddetmesinin kendi içinde çelişkili olduğunu, şayet mahkemece yeterli kanaate varılamadıysa hazır edilen diğer tanıkların mutlak surette dinlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, işverenle kendi davaları olan işçilerin peşinen tanıklıktan dışlanamayacağı, hâkimin tanık ifadelerini serbestçe takdir etmesi gerektiği tespit edilmiştir. İhbar tazminatı talebinin arabuluculuk uyuşmazlık tutanağında yer almaması sebebiyle usulden reddi doğru bulunmuş olsa da, kıdem tazminatı farkına dair kurulan hüküm de hatalı görülmüştür. Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının ihlal edilmesi nedeniyle eksik incelemeyle kurulan Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: