Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2016/8623 E. | 2019/20085 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/8623 E. 2019/20085 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/8623
Karar No 2019/20085
Karar Tarihi 18.11.2019
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Husumetli tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılmalıdır.
  • Brütten nete hesaplamada yasal primler kesilmelidir.
  • İhtarname tebliği işvereni yasal olarak temerrüde düşürür.
  • Hafta tatili çalışması somut delillerle ispatlanmalıdır.

Bu karar hukuken, işçi alacaklarının ispatında kullanılan tanık beyanlarının niteliğini, ispat yükünü ve bordro hesaplama yöntemlerindeki yasal zorunlulukları net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yargıtay, özellikle işverene karşı kendi davası bulunan, yani husumetli olan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini, bu nitelikteki beyanların tek başına hükme esas alınamayacağını güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Ayrıca, işçi alacaklarının brüt tutardan net tutara çevrilmesi aşamasında sadece gelir ve damga vergisinin değil, SGK ile işsizlik sigortası primlerinin de zorunlu olarak kesilmesi gerektiği hukuken tescillenmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi oldukça yüksektir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan "hizmet süresinin eksik incelenmesi", "husumetli tanık beyanlarıyla hafta tatili hesabı yapılması" ve "kesintilerin hatalı uygulanması" sorunlarına karşı yerel mahkemelere kesin ve bağlayıcı bir sınır çizmektedir. Aynı zamanda, ihtarname gönderilerek temerrüde düşürülen işveren açısından, kıdem tazminatı dışındaki tüm alacak kalemlerine dava veya ıslah tarihi beklenmeksizin doğrudan temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği yönündeki içtihat, işçi haklarının zamanında ödenmesi ve faiz kayıplarının önlenmesi bakımından son derece kritik bir öneme sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir künefe ve tatlı dükkanında işçi olarak çalışan davacı, işverenine karşı dava açarak ödenmeyen yasal haklarını talepilmiştir. Davacı işçi, uzun yıllar boyunca günde on iki ile on beş saat gibi oldukça uzun ve yıpratıcı sürelerle aralıksız çalıştığını, dinlenmesi gereken hafta tatillerinde ve resmi bayram günlerinde dahi işe gitmek zorunda kaldığını ancak bu zorlu çalışmalarının maddi karşılığının verilmediğini ifade etmiştir. Ayrıca çalışma dönemi boyunca sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden eksik yatırıldığını, hak ettiği maaşın bir kısmını elden aldığını ve işyerinde kendisine sistemli bir şekilde mobbing uygulandığını belirterek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini dile getirmiştir. Davalı işveren ise işçinin kendi isteğiyle istifa ederek işten ayrıldığını, çalışma saatlerinin her zaman kanuni sınırlar içinde kaldığını, hafta tatillerinde düzenli olarak izin kullandığını ve işverenden hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak açılan bu davanın bütünüyle reddedilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay, bu uyuşmazlığı detaylı bir şekilde çözerken ispat hukuku prensipleri ve işçilik alacaklarının doğru hesaplanmasına dair temel kuralları titizlikle işletmiştir. İlk olarak tanık beyanlarının yargılamadaki gücü ve değerlendirilmesi noktasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.240, m.254 ve m.255 hükümleri dikkate alınmıştır. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, işverene karşı husumeti bulunan, yani halihazırda işverene karşı kendi alacak davası devam eden tanıkların beyanlarına daima büyük bir ihtiyatla yaklaşılmalıdır. Hukukun genel ispat kuralları gereğince, husumetli tanıkların ifadeleri tek başına yeterli kabul edilemez, mutlaka başkaca inandırıcı yan delillerle desteklenmesi gerekir.

Bunun yanında, işçi alacaklarının brüt tutardan net tutara dönüştürülmesinde yasal kesintilerin eksiksiz yapılması zorunluluğu da özellikle vurgulanmıştır. Yasal düzenlemelere göre, ücret ve benzeri işçilik alacaklarından salt gelir vergisi ve damga vergisi düşülmesi matematiksel ve hukuki olarak yeterli değildir. Mahkemelerce yasa gereği %14 oranında SGK işçi payı ile birlikte 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca %1 oranında işsizlik sigortası prim kesintisinin de yapılması kesin bir şarttır.

Son olarak, işçi alacaklarının faiz başlangıç tarihi ile ilgili temel borçlar hukuku ve iş hukuku prensipleri uygulanmıştır. Bir işçi, alacaklarının ödenmesi için noter kanalıyla işverene ihtarname gönderdiğinde, bu ihtarın tebliğ edildiği tarih itibariyle işveren hukuken temerrüde düşmüş sayılır. Bu sebeple, niteliği gereği farklı kurallara tabi olan kıdem tazminatı haricindeki diğer tüm alacak kalemlerine, dava veya ıslah tarihi ayrımı yapılmaksızın doğrudan bu temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerektiği kuralı kesin bir şekilde benimsenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin verdiği kararı ve bilirkişi raporunu incelediğinde somut olaya dair ciddi eksiklikler ve hukuki hatalar tespit etmiştir. İlk olarak, uyuşmazlığın temelini oluşturan hizmet süresinin belirlenmesinde mahkemenin yalnızca davacının dava dilekçesindeki beyanını esas alması hatalı bulunmuştur. Dosyada yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve dinlenen husumetsiz davacı tanığının işe başlama tarihi dikkate alındığında, ayrıca işçinin çalışma süresi içinde bir yıl kadar işten ayrılıp ara verdiği dönem hesaptan dışlanmadığı için, hizmet süresinin eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile belirlendiği net bir şekilde vurgulanmıştır.

İkinci önemli tespit, hafta tatili alacağına yöneliktir. Davacının hafta tatilinde çalıştığını ispatlamak amacıyla mahkemeye dinlettiği iki tanıktan birinin aynı işverene karşı kendi davası bulunduğu için husumetli olduğu, diğer tanığın ise hafta tatili çalışması iddiasını hiç doğrulamadığı görülmüştür. Yargıtay, husumetli tanık beyanının somut yan delillerle desteklenmemesi ve ispat yükünün yerine getirilememesi nedeniyle hafta tatili talebinin tamamen reddedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkemenin kabul kararını bozmuştur.

Üçüncü kritik tespit, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporundaki hesaplama hatalarına ilişkindir. Mahkemece kabul edilen raporda, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretleri hesaplanırken brüt ücretten net ücrete geçiş aşamasında yasal bir zorunluluk olan SGK işçi payı ile işsizlik sigortası priminin düşülmemesi açık bir hesaplama ve hukuk hatası olarak nitelendirilmiştir.

Son olarak, faiz başlangıç tarihi yönünden yerel mahkemenin uygulaması sert bir şekilde eleştirilmiştir. Davacı işçinin keşide ettiği fesih ihtarnamesi ile işvereni usulüne uygun şekilde temerrüde düşürdüğü sabit olmasına rağmen, kıdem tazminatı dışındaki alacaklar için dava ve ıslah tarihi şeklinde suni bir ayrım yapılarak faiz işletilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, belirtilen maddi ve hukuki hatalar nedeniyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: