Karar Bülteni
AYM Metin Yeşilyurt ve Diğ. BN. 2020/27305
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/27305 |
| Karar Tarihi | 11.06.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- İdarenin haksız fiili mülkiyet hakkını ihlal eder.
- İptal kararına rağmen idarenin tazmin yükümlülüğü doğar.
- Ruhsatsız yapıların ekonomik değeri mülkiyet kapsamındadır.
- Hukuka aykırı işlemin zararı eksiksiz giderilmelidir.
Bu karar, idarenin hukuka aykırılığı kesinleşmiş bir yargı kararıyla tespit edilen eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etme yükümlülüğünü mülkiyet hakkı bağlamında güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, imar uygulaması sonucu idarenin yetkisiz bir biçimde gerçekleştirdiği yıkım ve tahliye işlemlerine karşı açılan tam yargı davasının reddedilmesini mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Karar, idarenin kendi eylemlerinin hukuki sonuçlarına katlanması gerektiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır.
Emsal niteliğindeki bu içtihat, ruhsatsız veya sonradan kamu alanında kalan yapı ve eklentilerin dahi belirli şartlar altında anayasal anlamda ekonomik bir değer ve mülkiyet hakkı kapsamında korunan bir menfaat oluşturduğunu açıkça ifade etmektedir. İdare mahkemelerinin salt şekilci yaklaşımlarla maddi zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle tazminat taleplerini reddetmesi, bu kararla birlikte daha sıkı bir anayasal denetime tabi tutulacaktır. Mahkemelerin, idarenin hukuka aykırı fiillerinden doğan zararları telafi etmek (restitutio in integrum) adına delil toplama yetkilerini daha aktif kullanarak mağduriyetleri gidermesi gerektiği vurgulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, hissedarı oldukları ve üzerinde inşaat malzemeleri satışı yaptıkları işletmenin bulunduğu alanın imar uygulamasıyla yeşil alana dönüşmesinin ardından ilgili belediye tarafından tahliye edilerek yapıların yıkılması üzerine idareye karşı dava açmıştır. İlk aşamada açılan iptal davasında mahkeme, yıkım ve tahliye kararının hukuka aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Başvurucular, bu iptal kararına dayanarak hukuka aykırı olduğu tescillenen yıkım işlemi sebebiyle uğradıkları ticari kayıpların ve enkaz bedelinin karşılanması amacıyla manevi ve maddi tazminat istemiyle tam yargı davası açmıştır. İdare mahkemesi, zararın somut belgelerle ispatlanamadığı ve ruhsatsız kaçak yapıların manevi tazminata konu olamayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. İstinaf başvurusunun da reddedilmesi üzerine başvurucular, zararlarının karşılanmaması sebebiyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı, kişilerin mal varlığı değerleri üzerinde barışçıl bir şekilde tasarrufta bulunmasını ve bu değerlerden dilediği gibi yararlanmasını koruma altına almaktadır. Mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca kanuni bir dayanağa sahip olması, meşru bir kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesine sıkı sıkıya uygun olması zorunludur. Kanunilik unsuru, hakka yapılan müdahalenin temel dayanağı olup bu unsurun eksikliği doğrudan ihlal sonucunu doğurur.
İmar hukuku bağlamında, 3194 sayılı İmar Kanunu m.18 düzenlemesi gereğince belediye hizmetlerine ayrılan yerler üzerinde bulunan yapıların kamulaştırma işlemi yapılmadan kesinlikle yıkılamayacağı kuralı esastır. Bu tür kamuya ait alanlardaki yapıların veya ticari faaliyet gösteren alanların tahliyesi için mülki idare amirinin yetkilendirilmiş olması gerekmektedir.
Hukuk devleti ilkesinin en temel gerekliliklerinden biri de idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinden doğan zararları tam ve eksiksiz olarak tazmin etme (restitutio in integrum - eski hâle getirme) yükümlülüğüdür. Bireylerin mülkiyet hakkı kapsamında korunan ekonomik değerlerine idarece hukuka aykırı bir şekilde müdahale edildiği yargı kararlarıyla tespit edildiğinde, devletin bu zararları derhâl telafi etmesi gerekmektedir. Ruhsatsız yapıların yıkılması veya fiili tahliyesi dahi, kişinin o yapılar veya ticari faaliyetleri üzerindeki haklı ekonomik menfaatinin mülkiyet hakkı kapsamında korunmasına engel teşkil etmez. Zararın tespiti aşamasında, idare mahkemelerinin katı ispat kurallarına sığınmak yerine keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usuli mekanizmaları işleterek hukuka aykırılığın yarattığı maddi ve manevi mağduriyeti giderme yönünde aktif bir yükümlülüğü bulunmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvuruculara ait işletmenin daha önceden alınmış bir iş yeri izin harcı belgesine dayandığını ve belediye tutanaklarında alanda ticari faaliyet için kullanılan malzemelerin varlığının sabit olduğunu belirterek, bu yapı ve malzemelerin mülkiyet hakkı kapsamında korunan birer ekonomik değer olduğunu tespit etmiştir. İdare mahkemesi tarafından daha önce verilen ve kesinleşen iptal kararıyla, belediyenin yıkım ve tahliye işleminin hukuka aykırı olduğu ve kanuni dayanaktan yoksun bir şekilde gerçekleştirildiği açıkça ortaya konulmuştur.
Anayasa Mahkemesi, idarenin kendi hukuka aykırı eyleminden doğan zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu vurgulamıştır. Yıkım işleminin kanuni dayanaktan yoksun olduğu saptanmasına rağmen, tazminat davasına bakan idare mahkemesi tarafından başvurucuların uğradığı zararın somut belgelerle ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi, mülkiyet hakkının ihlaline neden olan hukuka aykırılığın giderilmesini engellemiştir. Mahkemenin, başvurucuların fotoğraflar sunmasına ve bilirkişi incelemesi ile keşif yapılması yönündeki taleplerine rağmen bu yollara başvurmadan şekli bir yaklaşımla davayı reddetmesi, devletin hukuka aykırı işleminden doğan zararları telafi etme yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır. İdarenin tesis ettiği hukuka aykırı işlemle sebep olduğu mali kayıpları telafi etmekle yükümlü kılınması, kamu görevlileri açısından caydırıcı bir etki doğurması bakımından da anayasal bir gerekliliktir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.