Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Kaya Seyahat Turizm Ltd. Şti. | BN....

Karar Bülteni

AYM Kaya Seyahat Turizm Ltd. Şti. BN. 2020/38341

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/38341
Karar Tarihi 18.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İdarenin ihaleyi iptal yetkisi mülkiyet hakkına müdahaledir.
  • İhale yetkilisinin kamu yararı gereği takdir hakkı vardır.
  • İhalenin iptali, sözleşme yapılsa dahi öngörülebilir bir durumdur.
  • İdarenin takdir yetkisi yargısal denetimden geçmişse keyfilik yoktur.

Bu karar, kamu ihaleleri sonucunda taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin sonradan iptal edilmesinin mülkiyet hakkı bağlamındaki hukuki niteliğini somut sınırlarıyla ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idare ile ihale kazananı arasında sözleşme imzalanmış ve işin ifasına başlanmış olmasını mülkiyet hakkı kapsamında ekonomik bir değer olarak kabul etmiştir. Ancak idarenin ihaleyi iptal etme yetkisinin kamu kaynaklarının etkin kullanılması ve kamu yararı amacıyla sınırlı olmak kaydıyla meşru bir müdahale aracı olduğu vurgulanmıştır. Sözleşme kurulduktan sonra dahi, ihale sürecine ilişkin idari veya yargısal kararlar neticesinde sözleşmenin feshedilmesinin hukuk devletinde öngörülebilir bir risk olduğu ifade edilmiştir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi açısından bu karar, idarelerin ihale süreçlerindeki takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığını, ancak bağımsız mahkemelerce yargısal denetime tabi tutularak hukuka uygun bulunması hâlinde bu yetki kullanımının ölçülü kabul edileceğini göstermektedir. Benzer uyuşmazlıklarda, ihale komisyonu kararlarının onaylanmaması veya ihalenin sonradan iptali gibi idari tasarrufların, bariz bir takdir hatası veya açık keyfilik içermediği sürece mülkiyet hakkını ihlal etmeyeceği yönünde güçlü bir içtihat oluşturmaktadır. Özellikle kamu ihalelerinde itiraz ve yargı süreçleri devam ederken sözleşme imzalayan yüklenicilerin, olası bir yargı veya iptal kararının sonuçlarına katlanmaları gerektiği ortaya konmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) tarafından düzenlenen kurum personelinin servis araçlarıyla taşınması hizmet alımı ihalesine katılan başvurucu şirket, en uygun teklifi vererek ihaleyi kazanmıştır. Ancak ihaleyi yapan idare, geçerli tekliflerin yaklaşık maliyete çok yakın olduğu, ihalede yeterli rekabetin oluşmadığı ve işin niteliğinin değiştiği gerekçeleriyle ihaleyi iptal etmiştir. Şirketin Kamu İhale Kurumuna yaptığı itiraz üzerine iptal kararı kaldırılmış, taraflar arasında sözleşme imzalanarak işe fiilen başlanmıştır. Bu gelişme üzerine idare, Kamu İhale Kurumu kararına karşı iptal davası açmıştır. Dava sürecinin sonunda Danıştay, idareyi haklı bularak ihalenin iptali kararını hukuka uygun bulmuş ve neticesinde şirket ile olan sözleşme feshedilmiştir. Başvurucu şirket, ihalenin keyfî gerekçelerle iptal edildiğini, sözleşmenin feshi nedeniyle zarara uğradığını ve kâr mahrumiyeti yaşadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kuralları, mülkiyet hakkının genel kapsamı ve kamu ihalelerine ilişkin spesifik yasal mevzuat etrafında şekillenmiştir. İhale sözleşmesinin taraflarca akdedilerek işin ifasına başlanmış olması, Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında korunan meşru ve ekonomik bir değer olarak kabul edilmiştir. Anayasal kurallar uyarınca mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olmayıp, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabilmektedir.

Mülkiyet hakkına yapılan bu müdahalenin kanuniliği bağlamında, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu m.39 hükmü dikkate alınmıştır. Söz konusu kanun maddesi, ihale komisyonu kararı üzerine idarenin verilmiş olan bütün teklifleri reddederek ihaleyi tamamen iptal etmekte serbest olduğunu ve bu nedenle idarenin herhangi bir mali yükümlülük altına girmeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Bu yetkinin kullanılması, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması amacına hizmet ettiği için mülkiyetin kullanımını düzenleme yetkisi kapsamında meşru ve kamu yararı ölçütünü karşılayan bir eylem olarak nitelendirilmiştir.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük ilkesi kapsamında elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt ilkelerine uygun olması şartı aranmaktadır. Kamu kurumlarınca kamu kaynakları kullanılarak yapılan ihalelerde kaynakların verimli kullanılması maksadıyla idarenin, 4734 sayılı Kanun m.5'te yer alan saydamlık, rekabet, eşit muamele ve ihtiyaçların uygun şartlarla karşılanması ilkelerini gözeterek takdir yetkisine sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu idari takdir yetkisinin Danıştay gibi bağımsız yargı mercilerince denetime tabi olması, keyfiliği önleyen temel bir usuli güvence olarak değerlendirilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı mülkiyet hakkına yapılan müdahale ve bu müdahalenin ölçülülüğü bağlamında detaylı bir şekilde incelemiştir. Öncelikle, başvurucu şirket ile idare arasında sözleşme imzalanmış ve taşıma hizmetinin sunulmasına fiilen başlanmış olması sebebiyle ortada mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken ekonomik bir değerin varlığı tespit edilmiştir. İhalenin iptal edilmesi eylemi ise devletin mülkiyetin kullanımını düzenleme ve kontrol yetkisi çerçevesinde meşru bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Kararda, ihaleye sunulan ve geçerli kabul edilen iki teklifin yaklaşık maliyete yüzde 98 ve yüzde 99,42 gibi çok yakın oranlarda olduğu belirlenmiştir. Bu durum karşısında yeterli rekabetin oluşmadığı ve işin niteliğinin değiştiği tespitiyle idarenin ihaleyi iptal etmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. İhalenin iptali kararının nihai olarak Danıştay denetiminden geçerek hukuka uygun bulunması, idarenin takdir yetkisini tamamen kamu yararı doğrultusunda kullandığını ve kararda açık bir keyfiliğin ya da bariz bir takdir hatasının bulunmadığını ortaya koymuştur.

Bunun yanı sıra, başvurucunun Kamu İhale Kurumuna yaptığı şikâyet süreci neticesinde sözleşme imzalamış olmasının, ihalenin ileride yargı kararıyla iptal edilemeyeceği anlamına gelmediği, bu hukuki durumun ihaleye katılan basiretli bir şirket tarafından öngörülebilir olduğu vurgulanmıştır. Başvurucunun bütün yargı sürecine etkin bir biçimde müdahil olarak katıldığı ve iddialarını sunabildiği belirtilerek usuli güvencelerin ihlal edilmediği saptanmıştır. Ayrıca, başvurucunun ödediği damga vergisi gibi tutarların iadesine ilişkin olarak vergi mahkemesinde dava açtığı ve lehine karar verildiği, iddia edilen diğer maddi zararlar ve kâr mahrumiyeti için ise idari ya da adli yargıda tam yargı davası açma imkânının her zaman bulunduğu dikkate alınarak başvurucuya aşırı bir külfet yüklenmediği belirlenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: