Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 22. HD | 2016/22049 E. | 2019/20876 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2016/22049 E. 2019/20876 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/22049
Karar No 2019/20876
Karar Tarihi 12.11.2019
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İmzalı bordrolar sahteliği ispatlanana kadar kesin delildir.
  • İhtirazi kayıtsız bordroda fazla çalışma yazılı ispatlanır.
  • İşyeri log kayıtları fazla çalışma ispatında etkilidir.
  • Banka kanalıyla yapılan ödemelerde ihtirazi kayıt aranmaz.

Bu karar, iş hukuku pratiğinde en çok uyuşmazlık konusu olan fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının ispat kurallarına ve dijital delillerin yargılamadaki yerine ilişkin son derece kritik bir standart getirmektedir. Yargıtay, işçinin fazla mesai yaptığını iddia etmesi durumunda ispat yükünün kural olarak işçide olduğunu, ancak bu ispat faaliyetinde işyeri kayıtlarının, özellikle sisteme giriş ve çıkışı gösteren bilgisayar log kayıtlarının taşıdığı hukuki değeri ve üstünlüğü net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, imzalı ve ihtirazi kayıt içermeyen ücret bordrolarının aksi ancak eşdeğer bir yazılı delille ispatlanabilecek kesin delil niteliğinde olduğunu bir kez daha vurgulayarak, yargılamanın objektif kriterler zemininde yürütülmesi gerektiğine işaret etmektedir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle bilgisayar başında veya sisteme entegre olarak tam zamanlı çalışan banka personeli, ticari portföy yöneticisi, yazılımcı gibi beyaz yakalı meslek grupları açısından büyük bir öneme sahiptir. Yargıtay, bu tür uyuşmazlıklarda mahkemelerin sadece tanık beyanlarıyla yetinip ortalama bir hesaplama yapmasını doğrudan bozma sebebi saymaktadır.

Mahkemelerin, işyerine ait bilgisayar açılış kapanış kayıtlarını, banka içi çalışma talimatlarını, emniyet müdürlüğüne bildirilen hafta sonu çalışma listelerini ve bina güvenlik defterlerini uzman bilirkişiler marifetiyle yerinde inceletmesi zorunlu kılınmıştır. Bu katı ispat yaklaşımı, uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve sadece duyuma veya tahmine dayalı soyut tanık beyanlarıyla yapılan afaki fazla mesai hesaplamalarının önüne geçerek, her iki taraf için de adil, somut ve Yargıtay denetimine elverişli bir yargılama sürecinin inşa edilmesini sağlayacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı, davalı bankada ticari portföy yöneticisi olarak çalışmaktayken, çalışma koşullarının ağırlığı, şubenin kapalı olduğu saatlerde çalışmaya zorlanması, sürekli geç saatlere kadar ve hafta sonları çalışmak zorunda kalması, prim ve ikramiyelerinin eksik ödenmesi ile psikolojik baskı (mobbing) görmesi sebeplerini ileri sürerek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir.

Bu feshe dayanarak işverene karşı dava açan davacı işçi; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ikramiye ve prim alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı banka ise davacının herhangi bir haklı sebep olmaksızın kendi isteğiyle istifa edip başka bir bankada çalışmaya başladığını, fazla çalışma yapmadığını, prim iddialarının banka yönergesine göre gerçeği yansıtmadığını ve kullandırılmayan izin hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Fazla çalışma ve hafta tatili çalışmalarının ispatı noktasında Türk iş hukukunda oldukça köklü ve yerleşik ispat kuralları bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, Türk Medeni Kanunu'nun genel ispat kuralları gereği kural olarak bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan ücret bordroları, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliği taşımaktadır. Bu kapsamda, sahteliği ileri sürülüp kesin olarak kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda tahakkuk ettirilen ve görünen fazla çalışma alacağının işçiye eksiksiz olarak ödendiği karinesine dayanılır.

Fazla çalışmanın ispatı bağlamında işyeri kayıtları, bilhassa işyerine giriş çıkışı gösteren personel takip sistemleri, bilgisayar açılış kapanış (log) belgeleri, puantaj kayıtları ile işyeri iç yazışmaları en temel ve öncelikli delil niteliğindedir. Şayet iddia edilen fazla çalışma bu tür yazılı ve nesnel belgelerle kanıtlanamıyorsa, ancak bu ihtimalde tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekmektedir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği, işyerindeki konumu ve işin yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı mahkemece araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yapıldığının ileri sürülmesi kural olarak mümkün değildir.

Ancak işçinin, tahakkuk ettirilen fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönünde bordroya düşülmüş açık bir ihtirazi kaydı bulunuyorsa, bordroda görünenden daha fazla çalışıldığının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması ihtimalinde ise işçi, bordroda belirtilenden daha fazla çalıştığını mutlaka eşdeğer kalitede bir yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçiye bordro imzalatılmadığı ancak ilgili tahakkukları içeren her ay değişik miktarlardaki ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapıldığı hallerde, işçinin banka dekontuna ihtirazi kayıt koyması hayatın olağan akışında beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Aynı ispat kuralları, hafta tatili ücret alacaklarının kanıtlanması için de geçerliliğini korumaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin fazla çalışma ve hafta tatili alacakları konusunda yerel mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi, nesnel kayıtlardan ziyade tanık beyanlarına dayalı olarak haftalık belirli saatler üzerinden yapılmış ve bu rapora itibar edilerek işçilik alacağı hüküm altına alınmıştır. Dosya içerisinde davacının bilgisayar açılış ve kapanış kayıtları bulunduğuna dair belgeler yer almasına ve tarafların bu yönde karşılıklı beyanları bulunmasına rağmen, mahkemece bu teknik deliller yeterince değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, tarafların her ikisinin de iddia ve savunmalarını ispatlamak amacıyla işyeri kayıtlarına delil olarak dayandığını, bu durumun yargılama aşamasında göz ardı edilemeyeceğini vurgulamıştır. Yüksek Mahkeme kararına göre; mahkemece yapılması gereken işlem, öncelikle işyeri kayıtları üzerinde bilişim sistemleri ve iş mevzuatı konusunda uzman bir bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesidir. Bu kapsamda davacıya ait bilgisayar sistemi açılış kapanış (log) kayıtlarının, hafta sonu çalışmalarına dair emniyet müdürlüğü bildirim listelerinin, banka içi çalışma talimatlarının ve bina güvenlik defterlerinin kronolojik olarak eksiksiz şekilde temin edilmesi şarttır.

İncelemeye elverişli nesnel kayıtların bulunması halinde, kayıt sunulan dönemler için öncelikle bu maddi kayıtlara göre; kayıt bulunmayan veya ulaşılamayan dönemler için ise ancak o zaman tanık beyanlarına göre bir hesaplama yöntemine gidilmelidir. Mahkeme, her bir haftanın mesaisini kendi içinde ayrı ayrı değerlendirecek şekilde denetime ve Yargıtay incelemesine elverişli bir bilirkişi raporu aldırmakla yükümlüdür. Bu nesnel araştırma yapılmaksızın salt tanık anlatımlarıyla, varsayıma dayalı ve ortalama bir saat üzerinden hesaplama yapılması usul kurallarına ve maddi gerçeğe aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, tarafların delilleri yeterince toplanmadan ve kayıtlar uzman bilirkişiye inceletilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi sebebiyle, yerel mahkeme kararını fazla çalışma ve hafta tatili alacakları yönünden bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: