Karar Bülteni
AYM Ayşe Karabaş ve Diğerleri BN. 2024/66025
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi / Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2024/66025 |
| Karar Tarihi | 11.02.2026 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkına müdahaledir.
- Müdahale kanunda belirtilen usullere kesinlikle uymalıdır.
- Tazminatın enflasyon karşısında değer kaybetmesi ölçüsüzdür.
- Değer kaybı başvurucuya olağan dışı külfet yükler.
Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara herhangi bir yasal usul işletmeksizin fiilen el atması ve bunun karşılığında maliklere ödenmesi gereken tazminatların enflasyon karşısında eritilmesi sorununu anayasal güvenceler çerçevesinde ele almaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin resmi yollara başvurmaksızın gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eylemlerinin açık bir şekilde mülkiyet hakkına haksız müdahale oluşturduğunun altını çizmiştir. İdarenin kanuni prosedürü izlemeyerek mülkiyet hakkını ihlal etmesinin yanı sıra, geç ödenen veya yargılama sürecinde enflasyon karşısında ciddi değer kaybına uğratılan tazminatların da ayrıca bir mülkiyet hakkı ihlali doğurduğu net bir şekilde ifade edilmiştir.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece güçlü ve belirleyicidir. Özellikle enflasyonist ekonomik ortamlarda, idarenin haksız el atmaları neticesinde vatandaşlara ödenecek tazminat tutarlarının geçen zaman içinde değer kaybına uğratılması, yargı mercilerince doğrudan hak ihlali nedeni sayılacaktır. Yargılamaların uzamasıyla ortaya çıkan reel ekonomik kayıpların vatandaşın üzerinde bırakılamayacağı, devletin bu değer kaybını mutlak surette telafi etmekle yükümlü olduğu yerleşik bir içtihat olarak pekiştirilmiştir. Bu karar, derece mahkemelerine tazminat hesaplamalarında güncel ekonomik koşulları ve enflasyon oranlarını malik lehine dikkate alma zorunluluğunu bir kez daha güçlü bir şekilde hatırlatmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, Ayşe Karabaş ve diğer vatandaşların mülkiyetinde bulunan taşınmaza, idare tarafından herhangi bir resmi kamulaştırma kararı alınmaksızın fiilen el atılması olayından kaynaklanmaktadır. Taşınmazlarına hukuka aykırı şekilde el konulan malikler, mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle idareye karşı yasal yollara başvurarak zararlarının giderilmesi için tazminat talebinde bulunmuşlardır. Ancak açtıkları dava sonucunda lehlerine hükmedilen tazminat tutarlarının, geçen uzun zaman içinde ve yüksek enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybetmesi üzerine mağduriyetleri daha da artmıştır. Başvurucular, hem idarenin hiçbir yasal süreci işletmeden arazilerine el koymasını hem de aradan geçen süre zarfında kendilerine ödenmesine karar verilen tazminatın eriyerek gerçek değerinin çok altına düşmesini Anayasa Mahkemesi önüne taşımışlardır. Temel talep, haksız el atma ve enflasyon kaynaklı değer kaybı nedeniyle ihlal edilen mülkiyet hakkının tespit edilmesi ve uğranılan zararların tazminat ile yeniden yargılama yoluyla giderilmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin anayasal çerçevesini değerlendirirken öncelikle Anayasa’nın mülkiyet hakkını genel hatlarıyla güvence altına alan 35. maddesi ile kamulaştırma şartlarını özel olarak düzenleyen 46. maddesini temel almaktadır. Bir kamu gücünün özel mülkiyete müdahale edebilmesi için bunun mutlaka kanuni bir dayanağının bulunması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesine tam olarak uygun olması Anayasa'nın 13. maddesi gereğidir.
İdarenin özel mülkiyete müdahale ederken uyması gereken temel kanuni ve yasal çerçeve, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri ile net bir şekilde çizilmiştir. İdarenin, bu kanunda belirtilen resmi usullere uymaksızın bir taşınmaza fiilen veya hukuken el atması, yerleşik içtihatlara göre doğrudan doğruya kanunilik ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir.
Bununla birlikte, sadece müdahalenin şekli değil, karşılığında ödenecek bedelin niteliği de hukuki bir önem taşır. Hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında erimesi durumu da mülkiyet hakkı bağlamında ağır bir hukuk ihlalidir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, kamulaştırma bedellerinin veya kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması veya uğratılarak ödenmesi, başvurucular üzerine şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu durum, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi malik aleyhine bozduğundan ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır. Mülkiyet hakkı, bireyin temel ekonomik güvencesi olup devletin bu hakkın reel değerini koruma hususunda pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu somut olayı mülkiyet hakkının iki farklı boyutu üzerinden detaylı bir şekilde incelemiştir. İlk aşamada, başvurucuların sahip olduğu taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması konusu ele alınmıştır. Mahkeme, idarenin özel mülkiyete yönelik bu müdahalesinin Anayasa'nın temel ilkeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında öngörülen yasal usullere tamamen aykırı olduğunu tespit etmiştir. İdarenin kanuni bir dayanak olmadan gerçekleştirdiği bu tür müdahalelerin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı ve mülkiyet hakkına yapılan eylemin açıkça kanunilik şartını ihlal ettiği ortaya konulmuştur.
İkinci inceleme boyutu ise, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğratılmasına yöneliktir. Somut olayda, başvurucular lehine hükmedilen tazminat bedelinin tespit ve ödenmesi sürecinde yaşanan zaman kayıpları nedeniyle, elde edilen tazminat miktarının güncel ekonomik gerçeklikler ve yüksek enflasyon karşısında eridiği görülmüştür. Anayasa Mahkemesi, bu durumun başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini, Anayasa'da güvence altına alınan mülkiyetin gerçek karşılığının ödenmesi kuralının fiilen etkisiz hale getirildiğini belirlemiştir. Derece mahkemesinin yargılama sürecinde ulaştığı sonuçlar her ne kadar şeklen bir tazminat hakkı doğurmuş olsa da, bu hakkın enflasyonun olumsuz etkisinden arındırılmadan uygulanması, adil dengeyi malik aleyhine bozmuştur. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin tespitine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.