Karar Bülteni
AYM Ayşe Gözel ve Diğerleri BN. 2024/51057
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2024/51057 |
| Karar Tarihi | 11.02.2026 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma tazminatı değerini korumalıdır.
- Enflasyon kaynaklı değer kaybı mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Geç ödemeler mülk sahibine aşırı külfet yükleyemez.
- Kamu yararı ve mülkiyet hakkı dengesi korunmalıdır.
Bu karar, idare tarafından haksız şekilde el atılan taşınmazlar için açılan davalarda hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybetmesinin anayasal mülkiyet hakkı güvencelerine aykırı olduğunu açıkça ortaya koyması bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, devletin kamu gücünü kullanarak mülkiyet hakkına müdahale ettiği durumlarda, mülk sahibine ödenecek tazminatın gerçek değerini daima koruması gerektiği prensibini bir kez daha pekiştirmiştir. Yüksek enflasyon ortamında uzayan yargılama ve ödeme süreçlerinin ağır bedeli sade vatandaşa yüklenemez. İdarenin sebep olduğu gecikmeler veya enflasyonun yaratmış olduğu aşınmalar, mülkiyetin gerçek karşılığının ödenmesi kuralını doğrudan ihlal eden temel unsurlar olarak değerlendirilmiştir.
Emsal etkisi yönünden bu karar, süregelen ve enflasyon nedeniyle tazminat alacakları eriyen binlerce kamulaştırmasız el atma dosyası için yön gösterici güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır. Mahkemelerin, hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında erimesini önleyecek telafi edici mekanizmaları muhakkak dikkate alması gerektiğini net bir şekilde göstermektedir. Uygulamada, derece mahkemelerinin benzer uyuşmazlıklarda salt yasal faiz ile yetinmemesi ve paranın alım gücündeki düşüşü dengeleyecek yönde kararlar üretmesi hususundaki zorunluluğu pekiştiren bu emsal, idareyi de kamulaştırmasız el atma süreçlerinde çok daha hızlı hareket etmeye zorlamaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular Ayşe Gözel ve diğerleri, kendilerine ait taşınmaza idare tarafından hukuka aykırı bir şekilde, usulüne uygun hiçbir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine ilgili idareye karşı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Yerel mahkemece yargılama neticesinde başvurucular lehine bir tazminata hükmedilmiş olmakla birlikte, yargılama ve kesinleşme sürecinin uzaması ve ülkede yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle hükmedilen tazminat bedeli zaman içinde ciddi oranda değer kaybetmiştir. Başvurucular, taşınmazlarının elden çıkmasına karşılık olarak kendilerine ödenmesine karar verilen bedelin paranın alım gücündeki düşüş karşısında eridiğini ve idarenin bu zararı gidermediğini belirterek mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlığın temelini, geciken ve enflasyon karşısında reel değerini yitiren bu tazminatın mülkiyet hakkını zedeleyip zedelemediği oluşturmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif ve negatif yükümlülükleri temel almıştır. Mülkiyet hakkı, bireyin eşya üzerindeki egemenliğini korurken, idarenin kamu yararı amacıyla yapacağı müdahalelerin ancak kanunla ve gerçek karşılığının peşin ödenmesi şartıyla mümkün olabileceğini emreder. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın taşınmaza el atılması başlı başına bir hukuka aykırılık oluştururken, bu haksız ihlalin giderilmesi için hükmedilen tazminatın da mülkiyet hakkının gereklerine mutlak surette uygun olması şarttır.
Yerleşik içtihat prensipleri çerçevesinde Anayasa Mahkemesi; Ali Şimşek, Mehmet Akdoğan, Kadir Çakar, Hanım Çeyiz ve Emine Dilek Onaran gibi emsal kararlarına atıf yaparak kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesini mülkiyet hakkına yapılmış orantısız bir müdahale olarak nitelendirmektedir. İdare hukuku ve insan hakları doktrininde de tereddütsüz kabul edildiği üzere, kişilerin mülklerinden yoksun bırakılmaları durumunda ödenecek tazminatın "gerçek ve güncel değer" olması esastır. Hükmedilen bedelin yüksek enflasyon karşısında değer yitirmesi, mülk sahibine şahsi ve olağan dışı bir külfet yükler. Bu durum, idarenin kamu yararını gerçekleştirme amacı ile bireyin temel haklarının korunması arasında bulunması gereken adil dengeyi ağır biçimde birey aleyhine bozar. Devlet, mülkiyetin el değiştirmesi sürecinde yaşanan gecikmelerin ekonomik faturasını vatandaşına yükleyemez.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucular Ayşe Gözel ve diğerlerinin taşınmazına idarece kamulaştırmasız el atıldığını ve buna karşılık olarak yerel mahkeme tarafından hak sahipleri lehine bir tazminata hükmedildiğini tespit etmiştir. Ancak yargılama ve ödeme süreçlerinde yaşanan zaman kaybı, söz konusu tazminatın reel alım gücünde ciddi ve telafisi zor bir düşüşe neden olmuştur. Yüksek Mahkeme, eldeki başvuruyu daha önce karara bağladığı ve emsal teşkil eden içtihatları ışığında titizlikle inceleyerek, başvurucuların hukuki durumunun anılan emsal dosyalardaki ihlal olgularından ayrılmadığına kanaat getirmiştir.
Mahkemenin dosya kapsamındaki değerlendirmelerine göre, kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması veya uzun süreler bekletilerek değersizleşmiş hâliyle ödenmesi, kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki hassas ve adil dengeyi bozmaktadır. İdarenin kendi kusuruyla veya yargılama sisteminin işleyişi nedeniyle ortaya çıkan hukuki gecikmelerin tüm maliyeti başvuruculara yüklenemez. Başvuruculara enflasyon karşısında erimiş bir bedelin ödenmesi, onların sadece mülkiyetlerinden mahrum kalmalarına yol açmamış, aynı zamanda ekonomik olarak da haksız bir külfete katlanmaları sonucunu doğurmuştur. Bu husus, kişilere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir yük yüklenmesi anlamına gelmektedir ve Anayasa'nın mülkiyet hakkı için çizdiği koruma sınırlarını açıkça aşmaktadır. Somut olayda idarenin yarattığı bu adaletsizliği giderecek ve tazminatın gerçek değerini koruyacak bir yasal mekanizmanın işletilmemesi doğrudan anayasal hakkın ihlali olarak görülmüştür.
Tüm bu hususlar ışığında Yüksek Mahkeme, mevcut ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve enflasyon kaynaklı değer kaybının telafi edilmesi amacıyla yerel mahkemede yeniden yargılama yapılmasında hukuki zorunluluk bulunduğuna işaret etmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma tazminatının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.