Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2020/9225 BN.

Karar Bülteni

AYM 2020/9225 BN.

Anayasa Mahkemesi | Ali Kurul ve Diğerleri | 2020/9225 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/9225
Karar Tarihi 17.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Ret / Düşme / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Ödemenin mahkemeden gizlenmesi hakkın kötüye kullanımıdır.
  • Düşük tazminat etkili başvuru hakkını zedeler.
  • Tazminat komisyonuna gidilmesi zorunlu bir yoldur.

Bu karar, kamulaştırmasız el atma eylemlerinden kaynaklanan mülkiyet hakkı ihlallerini, yargı kararlarının icra edilmemesi süreçlerini ve bu kapsamda işletilen idari ve yargısal yolların etkililiğini çok boyutlu bir şekilde ortaya koyması açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik unsurunu taşımaması durumunda doğrudan ihlal kararı verirken, aynı zamanda kararların icra edilmemesi veya geç icra edilmesi nedeniyle İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından ödenen tutarların yetersiz kalmasını etkili başvuru hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle başvuru hakkının kötüye kullanılması ve Tazminat Komisyonuna başvuru zorunluluğu hususlarında kendini göstermektedir. Anayasa Mahkemesi, yargılama sürecinde meydana gelen olumlu gelişmeleri, örneğin alacağın tahsil edilmesi gibi durumları Mahkemeye bildirmeyen başvurucuların taleplerini kötü niyetli bularak reddetmiş ve yargı sürecinde şeffaflık ilkesinin önemini vurgulamıştır. Ayrıca, yargılamaların uzun sürmesi veya kararların geç icra edilmesine dair şikayetlerde, doğrudan Anayasa Mahkemesine gelmeden önce İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurulmasının zorunlu olduğunu teyit etmiş, bu durumun bireysel başvurunun ikincillik ilkesinin kesin bir gereği olduğunu uygulamaya koymuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, idarenin vatandaşlara ait taşınmazlara hukuka aykırı şekilde bedel ödemeksizin el atması ve sonrasında yaşanan hukuki süreçlerdeki mağduriyetler etrafında şekillenmiştir. Başvurucular, kendilerine ait taşınmazlara kamulaştırma işlemi yapılmadan idare tarafından el konulduğunu, bu nedenle açtıkları davalar sonucunda lehlerine hükmedilen yargı kararlarının ise idare tarafından icra edilmediğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır.

Bunun yanı sıra, kararların geç icra edilmesi nedeniyle İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna yaptıkları başvurularda kendilerine ödenen tazminat tutarlarının çok düşük olduğu ve tüm bu yargısal sürecin makul süreyi aştığı şikayetlerinde bulunulmuştur. Kısacası olayda, idareye karşı mülkiyet haklarının korunması, lehe olan mahkeme kararlarının uygulanması ve yaşanan mağduriyetlerin adil bir tazminatla giderilmesi talep edilmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkına ilişkin uyuşmazlıkları çözerken Anayasa'nın ilgili temel prensiplerini ve usul kanunlarını dikkate almıştır. Özellikle taşınmaza el atılması hususunda, müdahalenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirtilen usullere ve kanunilik ilkesine uygun olması gerektiği vurgulanmıştır. İdarenin kanuni bir usul işletmeden fiilen taşınmaza el koyması, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkına yönelik açık bir anayasal ihlal olarak değerlendirilmektedir.

Bireysel başvuru süreçlerinde dürüstlük ve şeffaflık kuralı bağlamında, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun hükümleri ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü kuralları devreye girmektedir. Bireysel başvuru süreci devam ederken başvuruyu doğrudan etkileyecek nitelikteki gelişmelerin, örneğin söz konusu alacağın idarece tahsil edilmesi durumunun Mahkemeye bildirilmemesi, başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak kabul edilmekte ve yaptırıma tabi tutulmaktadır.

Ayrıca, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması ve yargı kararlarının idarece geç veya eksik icra edilmesi şikayetlerinde 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve bu kanunda 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler temel kural olarak alınmıştır. Bu kanuni düzenlemelere göre, anılan nitelikteki iddialar için öncelikle İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurulması gerekmekte, bu idari/yargısal yol tüketilmeden doğrudan bireysel başvuru yapılması ikincillik ilkesi gereği kabul edilmemektedir. Öte yandan, Komisyon tarafından ödenen tazminatların icra edilmeme süresiyle orantısız şekilde düşük belirlenerek bariz takdir hatası yapılması, Anayasa'nın 40. maddesindeki etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak görülmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, birleştirilerek incelenen bu başvuru dosyalarında farklı iddialara yönelik çeşitli tespitlerde bulunmuştur. İlk olarak, süreç devam ederken vefat eden ve mirasçıları tarafından başvuruları hukuken devam ettirilmeyen Abdulvahap Gören, Mehmet Memik ve Zühal Konuk yönünden incelenmeyi gerektirir bir durum kalmadığından bu kişilerin başvurularının düşmesine karar verilmiştir.

Mülkiyet hakkı yönünden yapılan incelemede, taşınmazlara idarece usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el atılması eyleminin kanunilik ilkesine açıkça aykırı olduğu tespit edilerek mülkiyet hakkının ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.

Yargı kararlarının icra edilmemesi şikayeti yönünden yapılan incelemede ise bazı başvurucuların (2020/14746, 2020/23034, 2020/23035 ve 2020/30603 numaralı dosyalar), idare tarafından alacaklarının tamamının ödendiği halde bu önemli gelişmeyi Anayasa Mahkemesine bildirmedikleri saptanmıştır. Mahkemenin doğru bir kanaate ulaşmasını engelleyen bu durum başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiş ve ilgili şikayetler reddedilmiştir. Kalan başvurucular açısından ise, makul sürede yargılanma ve kararın icrası iddialarıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine gelinmesi, öncelikle İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna gidilmesi kuralına aykırı bulunmuş ve başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmiştir.

Tazminat Komisyonuna giden ancak aldıkları tazminatın çok düşük olduğunu belirten başvurucular yönünden de iki ayrı sonuca varılmıştır. Bir grup başvurucuya ödenen miktar Mahkemece orantılı ve makul görülüp iddiaları dayanaktan yoksun bulunurken, diğer başvurucular açısından Komisyonun belirlediği tazminat tutarlarının kararların icra edilmeme süresiyle orantısız olduğu, bariz takdir hatası içerdiği ve ihlalin giderilmesi için oluşturulan bu yolu etkisiz kıldığı belirlenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş, ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla ilgili dosyalarda manevi tazminat ödenmesine ve yeniden inceleme yapılmasına karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: