Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Türkan Kulaksız ve Diğerleri | BN....

Karar Bülteni

AYM Türkan Kulaksız ve Diğerleri BN. 2022/69839

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/69839
Karar Tarihi 18.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal (Manevi Tazminat) / Ret (Mükerrer)
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Mükerrer bireysel başvurular dava şartı yokluğundan reddedilir.
  • İhlalin sonuçları manevi tazminat ile ortadan kaldırılır.

Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara fiilen veya hukuken kamulaştırma işlemi yapmaksızın el atmasının anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkını açık ve ağır biçimde ihlal ettiğini net bir biçimde teyit etmesi bakımından hukuken büyük önem taşımaktadır. İdarenin kamu yararı amacıyla mülkiyet hakkına müdahale etme yetkisi ve ayrıcalığı bulunsa da, bu müdahalenin mutlaka anayasal sınırlar ve kanuni usuller çerçevesinde yapılması zorunludur. Somut olayda Anayasa Mahkemesi, kanuni dayanaktan tamamen yoksun bu tür fiilî ve haksız müdahalelerin hukuk devleti ilkesiyle kesinlikle bağdaşmadığını ortaya koymuştur. Ayrıca kararda, aynı ihlal iddiasıyla yapılan mükerrer başvuruların medeni usul hukuku kuralları kıyasen uygulanarak reddedilmesi gerektiği vurgulanarak, Anayasa Mahkemesinin iş yükünün hafifletilmesi, usul ekonomisi ve mahkemeye erişim hakkının sınırları bağlamında önemli bir usul kuralı hatırlatılmıştır.

Benzer nitelikteki mülkiyet davalarında bu kararın emsal etkisi oldukça yüksektir. Zira Türkiye'de idarenin uzun yıllardır süregelen kamulaştırmasız el atma pratiklerine karşı mülkiyet sahiplerinin etkin bir şekilde korunması gerektiği bir kez daha güçlü bir biçimde içtihatlaştırılmıştır. Mahkeme, idarenin usule uymayan müdahalelerinde yalnızca mülkiyetin kaybından doğan maddi zararların değil, aynı zamanda mülk sahiplerinin idarenin keyfî tutumu karşısında yaşadığı çaresizlik, sıkıntı ve üzüntülerin de manevi tazminat yoluyla mutlaka giderilmesi gerektiğini belirterek uygulamadaki eksikliklere karşı güçlü bir hukuki güvence mekanizması sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucuların maliki ve yasal sahibi olduğu taşınmazlara, idare tarafından kanunun emrettiği usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın doğrudan ve fiilen el atılmasından kaynaklanmaktadır. Başvurucular, hiçbir yasal bildirim yapılmadan ve bedel ödenmeden kendilerine ait arazilere idarece fiilen müdahale edildiğini, bu durumun mülkiyet haklarını hukuka aykırı şekilde kısıtladığını belirterek mülkiyet haklarının ağır şekilde ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. İdare, kamu gücünü kullanarak taşınmazlara müdahale etmiş ancak bu müdahaleyi yasaların açıkça öngördüğü zorunlu kamulaştırma prosedürlerine uymadan keyfî bir biçimde gerçekleştirmiştir. Başvurucular, söz konusu haksız ve hukuka aykırı el atma eyleminin yüksek mahkemece tespit edilmesini ve bu haksız eylem neticesinde yıllarca yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi için manevi tazminat ödenmesini talep etmişlerdir. Ayrıca süreç içinde aynı başvurucu tarafından aynı konuya ilişkin birden fazla mükerrer başvuru da yapılarak uyuşmazlığın usul boyutu da gündeme gelmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik müdahaleleri incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.13, Anayasa m.35 ve Anayasa m.46 hükümlerini temel dayanak olarak almaktadır. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca herkes mülkiyet hakkına sahiptir ve bu temel hak ancak üstün bir kamu yararı amacıyla, yalnızca kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkına yapılan herhangi bir idari müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için açık bir kanuna dayanması, meşru bir kamu yararı amacı gütmesi ve ölçülülük ilkesine titizlikle riayet etmesi zorunludur.

Kamulaştırma eylemleri bakımından ise idare hukukunun temel yasalarından olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri doğrudan devreye girmektedir. İdarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza yasal olarak müdahale edebilmesi için bu kanunda öngörülen idari süreçleri harfiyen yerine getirmesi, usulüne uygun bir kamu yararı kararı alması ve mülkiyet bedelini hak sahibine peşin olarak ödemesi gerekmektedir. İdarenin kanuni usullere uymaksızın özel mülkiyete fiilen veya hukuken el atması "kamulaştırmasız el atma" olarak tanımlanmakta olup, bu durum yerleşik içtihat prensipleri gereği doğrudan mülkiyet hakkının kanunilik ilkesine aykırı şekilde ihlali anlamına gelmektedir.

Ayrıca yargılama usulü açısından bireysel başvuru sisteminde mükerrer başvuru yasağı dikkate alınmıştır. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ve ilgili İçtüzük hükümlerinde açık düzenleme bulunmayan istisnai hâllerde, uyuşmazlığın niteliğine uygun düştüğü ölçüde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri kıyasen uygulanır. Derdestlik veya kesin hüküm itirazlarına ilişkin temel usul kuralları gereği, aynı kişi tarafından aynı hukuki nedene ve aynı olgulara dayalı olarak yapılan ikinci bir başvuru, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmektedir. Tazminat hukuku doktrininde ise ihlalin tespitinin ardından mağdurun eski hâle getirme prensibi uyarınca tatmin edilmesi için manevi tazminatın etkin bir giderim yolu olduğu genel kabul görmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan somut olay incelemesinde, öncelikle birleştirilen bireysel başvurulardan biri olan 2023/26386 numaralı dosya usul hukuku yönünden ele alınmıştır. Yapılan detaylı kontrolde, söz konusu başvurunun daha önce 2023/21731 numara ile kayda alınan bireysel başvuru ile tamamen aynı ihlal iddialarını içerdiği ve birebir aynı yargılama sürecine dayandığı tespit edilmiştir. Bireysel başvuru mevzuatında mükerrer başvuruya ilişkin açık ve özel bir kural bulunmamakla birlikte, usul hukukunun temel prensipleri gereğince Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarına ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanması gerektiği belirlenmiş ve bu doğrultuda 2023/26386 numaralı başvuru mükerrer olduğu gerekçesiyle usulden reddedilmiştir.

Esasa ilişkin yapılan derinlemesine incelemede ise, idarenin başvurucuların mülkiyetinde olan taşınmazlara hukuki bir dayanak olmaksızın fiilen el attığı, ancak bu eylemi gerçekleştirirken Kamulaştırma Kanunu'nda yer alan emredici kurallara ve bağlayıcı usullere uymadığı saptanmıştır. Mahkeme, daha önceki emsal kararlarında benimsediği yerleşik ilkelere atıf yaparak, usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın taşınmaza el atılmasının, Anayasa'nın güvence altına aldığı kanunilik şartını açıkça ihlal ettiğini vurgulamıştır. İdarenin mülkiyet hakkına yaptığı bu keyfî müdahalesi kanuni dayanaktan tamamen yoksun bulunmuştur ve ihlal tespiti yapılmıştır.

Giderim yönünden yapılan tespitte, hak ihlalinin tespit edilmesinin ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderilmesinin somut olay bağlamında başvuruculara hukuki bir yarar sağlamayacağı kanaatine varılmıştır. Eski hâle getirme kuralı ve ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması ilkeleri doğrultusunda, mülkiyet hakkı ihlal edilen başvuruculara yaşadıkları mağduriyetin bir nebze olsun giderilmesi adına yalnızca manevi tazminat ödenmesinin etkin ve yeterli bir giderim yolu olacağı değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mükerrer başvurunun reddine, diğer başvurular yönünden mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma nedeniyle ihlal edildiğine ve başvuruculara manevi tazminat ödenmesi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: