Anasayfa Karar Bülteni AYM | Turgut Yokuş | BN. 2018/24266

Karar Bülteni

AYM Turgut Yokuş BN. 2018/24266

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2018/24266
Karar Tarihi 18.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal faaliyet sebebiyle naklen atama yapılamaz.
  • Sendika yöneticiliği sürgüne gerekçe oluşturamaz.
  • Naklen atama cezalandırma aracı olarak kullanılamaz.
  • İdarenin takdir yetkisi keyfî kullanılamaz.

Bu karar, kamu görevlilerinin sendikal faaliyetleri nedeniyle maruz kaldıkları idari yaptırımların, özellikle naklen atama (sürgün) işlemlerinin sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, idarenin kamu görevlilerini hizmet gereği naklen atama konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu kabul etmekle birlikte, bu yetkinin anayasal hakların kullanımını cezalandırmak amacıyla keyfî bir biçimde kullanılamayacağını vurgulamaktadır. Sendika yöneticisi olmanın ve demokratik haklar kapsamında sendikal eylemlere katılmanın, tek başına kamu hizmetini aksatan bir unsur olarak değerlendirilip sürgün niteliğinde bir atamaya gerekçe yapılamayacağı tüm idarelere açıkça hatırlatılmıştır.

Karar, idare hukuku pratiğinde haksız naklen atama işlemlerine karşı açılan iptal davalarında son derece güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. İdarelerin, bir kamu görevlisini disiplin soruşturması bahanesiyle görev yerinden uzaklaştırırken "hizmetin gereği" kavramının içini somut, objektif ve ikna edici delillerle doldurması gerektiği tescillenmiştir. Sadece sendikal kimlik üzerinden, gelecekteki olası eylemleri engelleme varsayımıyla tesis edilen işlemlerin Anayasa'nın güvence altına aldığı sendika hakkını ağır biçimde ihlal edeceği kesinleşmiştir. Bu yönüyle karar, sendikal örgütlenme özgürlüğünü idarenin keyfî müdahalelerine karşı koruyan önemli bir güvence kalkanı oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İstanbul'da sınıf öğretmeni ve aynı zamanda bir eğitim sendikasının şube başkanı olan başvurucu, sendikasının aldığı karar doğrultusunda sokağa çıkma yasaklarına dikkat çekmek amacıyla Mardin'de düzenlenen bir basın açıklamasına katılmıştır. Bu eyleme katılımı nedeniyle hakkında disiplin soruşturması başlatılan başvurucu, İstanbul'da sendika yöneticisi olması sebebiyle benzer eylemleri organize etme ihtimali bulunduğu gerekçe gösterilerek görev yeri değiştirilmiş ve Nevşehir'in Derinkuyu ilçesine naklen atanmıştır. Başvurucu, sadece sendikal bir eyleme katıldığı ve şube başkanı olduğu için başka bir ile sürgün edilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek iptal davası açmıştır. İdare mahkemesi ve istinaf mahkemesinin davasını reddetmesi üzerine başvurucu, naklen atama işlemiyle sendika hakkının, ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkını temel almıştır. Kamu görevlilerinin sendikal faaliyetleri, kamu düzenini bozmadığı sürece demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez bir parçasıdır ve devletin bu alana yönelik müdahaleleri dar yorumlanmalıdır.

Uyuşmazlıkta idarenin dayandığı temel idari kurallar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.76 ve Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği m.50 hükümleridir. Bu yasal düzenlemeler uyarınca idareye, kamu hizmetinin etkin işlemesini sağlamak amacıyla haklarında adli veya idari soruşturma yürütülen öğretmenlerin görev yerlerini il içi veya il dışı değiştirme konusunda çok geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, idarenin sahip olduğu bu geniş takdir yetkisi hukuk devleti ilkesi gereği asla keyfî olarak kullanılamaz. Naklen atama işlemi, memurlar üzerinde caydırıcı bir ceza veya fiili bir yaptırım aracı olarak değil, salt kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi ve aksaklıkların giderilmesi amacıyla tesis edilmelidir.

Ayrıca, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu m.18 hükmü, idarenin kamu görevlileri arasında sendika üyesi olup olmamalarına göre bir ayrım yapamayacağını açıkça emretmektedir. Bir kamu görevlisinin salt sendika yöneticisi olması gerekçe gösterilerek görev yerinin değiştirilmesi, bu açık kanun hükmüne ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendikal haklara açık bir aykırılık teşkil etmektedir. Derece mahkemeleri, idarenin naklen atama işlemlerini denetlerken atamanın gerçekte bir hizmet ihtiyacından mı kaynaklandığını yoksa kamu görevlisinin sendikal kimliği nedeniyle cezalandırılmak mı istendiğini titizlikle ve derinlemesine incelemek zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun katıldığı basın açıklaması nedeniyle başlatılan disiplin soruşturması sonucunda görev yerinin değiştirilmesini detaylı olarak incelemiştir. İdarenin tesis ettiği atama işleminde, başvurucunun sendika şube başkanı sıfatı taşıması ve bu görevi nedeniyle gelecekte benzer eylemlerin içinde yer alma ihtimalinin "kuvvetle muhtemel" görülmesi temel gerekçe yapılmıştır. Bu durum, idarenin atama işlemiyle aslında başvurucunun sendikadaki yönetici konumunu sonlandırmayı ve olası eylemlere katılımını engellemeyi hedeflediğini açıkça göstermektedir.

Yüksek Mahkeme, idarenin naklen atama konusunda sahip olduğu geniş takdir yetkisinin yalnızca kamu hizmetinin etkinliğini sağlamak amacıyla kullanılabileceğini hatırlatmıştır. Somut olayda ise müdahalenin doğrudan doğruya başvurucunun sendikal kimliği hedef alınarak yapıldığı, görev yerinde yürütülen kamu hizmetinin nasıl olumsuz etkilendiğinin ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulamadığı tespit edilmiştir. Salt sendika yöneticisi olmak, görev yeri değişikliği için hukuken geçerli ve makul bir sebep oluşturamaz.

İlk derece ve istinaf mahkemelerinin kararları incelendiğinde ise idarenin atama gerekçelerinin hukuki ve anayasal sınırları ihlal edip etmediğinin tartışılmadığı, müdahalenin esasının incelenmeksizin davanın reddedildiği görülmüştür. Bu tutum, başvurucunun anayasal güvence altındaki haklarını idarenin keyfî işlemlerine karşı korumasız bırakmıştır. Sonuç olarak, başvurucunun sendikal faaliyetleri ve şube başkanlığı görevi baz alınarak il dışına sürgün niteliğinde atanması, demokratik toplum düzeninin gereklerine uymayan ve zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmeyen orantısız bir müdahaledir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması için kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: