Karar Bülteni
AYM Kadriye Uygun BN. 2023/5823
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/5823 |
| Karar Tarihi | 02.10.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma tazminatı değer kaybetmemelidir.
- Enflasyon karşısındaki değer kaybı mülkiyeti ihlal eder.
- Makul süre şikayetlerinde komisyon yolu tüketilmelidir.
- Geç icra iddiaları komisyon incelemesine tabidir.
Bu karar, kamu makamlarının hukuka aykırı olarak gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eylemleri neticesinde hükmedilen tazminatların, ekonomik dalgalanmalar ve yüksek enflasyon karşısında değer kaybetmesi sorunsalını mülkiyet hakkı perspektifinden güçlü bir şekilde aydınlatmaktadır. Hukuken bu karar, bireylerin kendi kusurları olmaksızın mülklerinden fiilen yoksun bırakılmalarının ardından elde ettikleri yargısal kazanımların (tazminat bedellerinin) aradan geçen uzun zaman zarfında gerçek ve güncel satın alma gücünü koruyacak şekilde ödenmesinin anayasal bir zorunluluk olduğunu teyit etmektedir. Tazminatların enflasyon karşısında erimesine göz yumulması, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve kişiye olağan dışı, aşırı bir külfet yükleyen açık bir anayasal ihlal sebebi olarak tescillenmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, Anayasa Mahkemesinin bu istikrarlı içtihadı, idarenin fiili el atma eylemlerinden kaynaklanan tazminat bedellerinin geç ödenmesi veya yargısal süreçteki gecikmeler nedeniyle değer kaybına uğradığı iddiasıyla açılacak yahut hâlihazırda devam eden tüm yargılamalar için kesin bir bağlayıcı kılavuz niteliğindedir. Mahkemeler, hükmedilen alacak ve tazminat bedellerinin enflasyon karşısında reel değerini koruyacak şekilde hesaplanması, güncellenmesi ve faiz ile munzam zarar gibi telafi edici mekanizmaların mağduriyeti giderecek şekilde etkin işletilmesi yükümlülüğü altındadır. Ayrıca karar, adil yargılanma hakkı bağlamında makul sürede yargılanma ve mahkeme kararlarının idarece geç icra edilmesi şikayetleri bakımından yasal düzenlemelerle kurulan Tazminat Komisyonuna başvurulmasının zorunlu ilk adım olduğunu bir kez daha hatırlatarak, bireysel başvurunun ikincillik vasfını ve olağan kanun yollarının tüketilmesi kuralını uygulamacılara net bir dille bildirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, başvurucu Kadriye Uygun'un sahip olduğu taşınmaza idare tarafından herhangi bir yasal kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması ve devamında yaşanan hukuki ve fiili süreçte başvurucunun ağır bir mağduriyet yaşaması etrafında şekillenmektedir. Başvurucu, taşınmazına haksız yere el atılması nedeniyle idareye karşı açtığı tazminat davasında haklı bulunmuş ve lehine bir bedele hükmedilmiştir. Ancak hukuki yargılama sürecinin fazlasıyla uzaması ve idarenin mahkemece hükmedilen tazminat bedelini zamanında ödememesi nedeniyle, hak edilen meblağ geçen zaman içindeki yüksek enflasyon karşısında ciddi oranda değer kaybetmiştir. Başvurucu; idarenin mahkeme kararını gecikmeli olarak icra ettiğini, yargılama sürecinin makul süreyi aştığını ve geç ödenen kamulaştırmasız el atma tazminatının reel değerini yitirmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ile adil yargılanma hakkının zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve uğradığı zararların giderilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığın temelini değerlendirirken, öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ilkelerini temel dayanak noktası olarak ele almıştır. Mülkiyet hakkı, kişilere sahibi oldukları eşya üzerinde kanun dairesinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi veren en temel insan haklarından biridir. Kamulaştırmasız el atma, idarenin kamu gücünü kullanarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine ve anayasal kamulaştırma usullerine riayet etmeksizin bireylerin özel mülkiyetine fiilen ve haksız bir şekilde müdahale etmesi anlamına gelmekte olup, bu eylem mülkiyet hakkının en ağır ihlallerinden biri olan haksız fiil olarak nitelendirilmektedir. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bu haksız müdahale sonucunda vatandaşlara ödenecek olan tazminat bedelinin, mülkün gerçek karşılığı olması ve bu bedelin aradan geçen zamandaki enflasyon karşısında erimemesi anayasal bir güvencedir.
Anayasa Mahkemesi, daha önce vermiş olduğu yerleşik nitelikteki emsal kararlarında (örneğin Ali Şimşek, Mehmet Akdoğan ve Kadir Çakar kararları), kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak veya değer kaybına uğramış hâliyle ödenmesinin, başvuruculara şahsi olarak katlanılamaz, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirtmiştir. Diğer taraftan uyuşmazlığın adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma ve mahkeme kararlarının icra edilmemesi şikayetleri boyutunda ise usule ilişkin tüketme kuralları devrededir. 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve bu kanuna eklenen ilgili geçici maddeler (özellikle 7445 sayılı Kanun m. 40 ile getirilen düzenlemeler) uyarınca, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikayetleri ile yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarında doğrudan Anayasa Mahkemesine gelmeden önce Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi yasal bir zorunluluk hâline getirilmiştir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, bu olağan idari ve yasal tüketme kuralı atlanarak yapılan başvurular esasa girilmeden usulden reddedilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun dile getirdiği ihlal iddialarını mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı (makul sürede yargılanma ve kararın icrası) kapsamında iki ayrı başlık altında titizlikle ele almıştır. İlk olarak mülkiyet hakkına yönelik temel ihlal iddiası mercek altına alınmıştır. Yapılan incelemede, başvurucuya ait taşınmaza herhangi bir kamulaştırma işlemi olmaksızın hukuka aykırı olarak el atıldığı, açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatın ise aradan geçen uzun yargılama ve icra süreci boyunca yüksek enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği kesin olarak tespit edilmiştir. Mahkeme, daha önce bu hukuki meseleyle ilgili olarak benzer konularda verdiği emsal kararlara ısrarla atıf yaparak, tazminatın enflasyon karşısında reel değerini yitirmesinin mülkiyet hakkı bağlamında bireye devlet eliyle aşırı, orantısız ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirtmiştir. Somut başvuru dosyasında, daha önce belirlenen bu anayasal ilkelerden ve ulaşılan sonuçlardan ayrılmayı gerektirir herhangi bir istisnai, spesifik veya farklı bir hukuki durum saptanmamış, devletin haksız eyleminden kaynaklanan mağduriyetin gerçek ve güncel ekonomik değerler üzerinden tam anlamıyla giderilmediği kanaatine varılmıştır.
İkinci olarak, başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve lehine olan mahkeme kararının idarece zamanında icra edilmediğine yönelik iddiaları usul yönünden değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucu tarafından mevzuatta yapılan güncel yasal değişiklikler çerçevesinde, derdest olan bu tür başvurular için özel olarak ihdas edilen Tazminat Komisyonunun, uyuşmazlığın ilk elden incelenmesi ve çözülmesi gereken etkin bir başvuru mercii olduğuna dikkat çekmiştir. Bireysel başvurunun Anayasa'da da düzenlenen ikincillik vasfı gereği, hukuk sisteminde hâlihazırda var olan, ulaşılabilir nitelikteki ve ihlali doğrudan giderme potansiyeline sahip olan komisyon yolunun başvurucu tarafından tüketilmediği açıkça tespit edilmiştir. İkincillik ilkesi, bireylerin öncelikle olağan kanun yollarını ve idari mekanizmaları tüketmesini emrettiğinden, yargılamanın uzun sürmesi ve kararın icra edilmemesi yönündeki şikayetler hakkında esasa girilerek bir inceleme yapılması hukuken mümkün görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi bu bağlamda, bahsi geçen usuli eksiklik nedeniyle bu iddiaların başvuru yollarının tüketilmemiş olması kuralına takıldığını ve esastan incelenemeyeceğini hüküm altına almıştır. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla da yeniden yargılama yolunun açılmasının hukuki bir zorunluluk olduğu vurgulanmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.