Karar Bülteni
AYM B.E. Ve Diğerleri BN. 2023/2315
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2023/2315 |
| Karar Tarihi | 16.09.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma tazminatı değer kaybına uğratılamaz.
- Enflasyon kaynaklı alacak erimesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Mülkiyetten yoksun kalmada bedel reel değeriyle ödenmelidir.
- Vatandaşa aşırı külfet yüklenmesi adil dengeyi bozar.
Anayasa Mahkemesi bu kararında, kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda vatandaşların hak kazandığı tazminatların enflasyon karşısında erimesinin, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına açık bir müdahale olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmiştir. İdarenin hukuka aykırı fiili neticesinde ödenmesi gereken tazminatların, yargılama ve ödeme süreçlerindeki uzamalar sebebiyle reel değerini yitirmesi, bireyler üzerine aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Karar, devletin tazmin yükümlülüğünü yerine getirirken sadece rakamsal bir ödeme yapmasının yeterli olmadığını, bu ödemenin alım gücünü net olarak yansıtması gerektiğini vurgulamaktadır.
Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, uzun süren idari ve yargısal süreçler neticesinde tahsil edilen alacakların güncel ekonomik gerçekliklere uyarlanması gerektiğini göstermesi açısından kritik bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma dosyalarında, yerel mahkemelerin ve istinaf dairelerinin hükmettikleri bedellerin ödeme anına kadar geçecek süredeki enflasyonist etkileri telafi edecek adalet mekanizmalarını işletmeleri gerektiği ortaya konulmuştur. Önümüzdeki süreçte, benzer mülkiyet hakkı ihlali iddialarında derece mahkemelerinin bu yerleşik ilkeleri dikkate alarak, vatandaşların alacaklarını değer kaybına uğratmadan hüküm altına almaları, aksi takdirde uzun yeniden yargılama süreçlerinin kaçınılmaz olacağı hukuk camiası açısından kesinleşmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, kendilerine ait taşınmazlara idare tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı ve yasal işlem olmaksızın fiilen el atılması üzerine, maruz kaldıkları bu haksız mülkiyet sınırlandırmasının giderilmesi ve zararlarının karşılanması talebiyle tazminat davası açmıştır. Yerel mahkemeler nezdinde görülen hukuki süreçler sonucunda başvurucular lehine belirli bir miktar kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilerek karara bağlanmıştır.
Ancak yargılama aşamalarının oldukça uzun sürmesi, öte yandan ülkede yaşanan yüksek enflasyon oranları dikkate alındığında, mahkemelerce ödenmesine karar verilen tazminat tutarlarının reel olarak ciddi bir değer kaybına uğramasına neden olmuştur. Başvurucular, hak kazandıkları bu tazminat bedellerinin geçen süre zarfında enflasyon karşısında erimesi ve paranın alım gücünün önemli ölçüde düşmesi sebebiyle mülkiyet haklarının ağır biçimde ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve uğradıkları bu haksız maddi değer kaybının telafi edilmesi için ihlal tespitiyle yeniden yargılama yapılmasını talep etmişlerdir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkı ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarına ilişkin uyguladığı temel hukuki prensipler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ve Anayasa m. 46 çerçevesinde şekillenmektedir. Anayasa'nın 35. maddesi herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu güvence altına alırken, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğini açıkça düzenler. Kamulaştırmasız el atma davalarında mahkemelerce hükmedilen tazminat alacakları da bu anayasal güvence kapsamında korunması gereken hukuki ve ekonomik bir değer, yani "mülk" olarak nitelendirilmektedir.
Bunun yanı sıra, Anayasa m. 46 uyarınca, devlet veya kamu tüzel kişileri tarafından kamu yararı gerekçesiyle dahi olsa özel mülkiyete konu taşınmazlara el atıldığında, bu taşınmazların gerçek karşılıklarının peşin olarak ödenmesi anayasal bir zorunluluktur. Gerçek bedelin ödenmesi ilkesi, sadece şekli ve rakamsal bir miktarın belirlenmesini ifade etmez; aynı zamanda tespit edilen bu bedelin, malikin mülkiyetinden yoksun kaldığı andaki gerçek alım gücünü yansıtmasını ve kişiyi ekonomik olarak fakirleştirmemesini de gerektirir.
Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, kamulaştırma bedellerinin veya idarenin hukuka aykırı şekilde fiilen el koyması neticesinde doğan kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması, idarenin haksız eylemi neticesinde mülkünden mahrum kalan vatandaşlara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi anlamına gelmektedir. Bu haksız durum, bireyin temel hakkının korunması ile kamunun genel yararı arasında bulunması gereken hakkaniyetli ve adil dengeyi birey aleyhine, ölçüsüz bir biçimde bozar. Hakkı olan paranın satın alma gücündeki düşüşler dikkate alınmadan uzun süreler sonra ödenmesi veya güncellenmeden eksik hüküm altına alınması, mülkiyet hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların kamulaştırmasız el atma nedeniyle hak kazandıkları tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğradığı yönündeki somut iddialarını detaylı bir şekilde incelemiştir. Mahkeme, daha önce benzer nitelikteki uyuşmazlıklar hakkında vermiş olduğu emsal kararları hatırlatarak, kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması şikâyetlerinde uygulanacak anayasal ilkeleri bu olayda da aynen benimsemiştir.
Somut olayda, idare tarafından haksız bir şekilde taşınmazlarına fiilen el atılan başvurucular lehine Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından hükmedilen ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından denetimi yapılan tazminat miktarının, yargılama sürecinde geçen zaman zarfında gerçekleşen enflasyon nedeniyle reel anlamda ciddi bir erimeye maruz kaldığı tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, devletin tazminat ödeme yükümlülüğünün şeklen yerine getirilmesinin mülkiyet hakkının korunması için yeterli olmadığını, bu ödemenin kişilerin uğradığı gerçek zararı ve mülklerinin gerçek karşılığını tam anlamıyla yansıtacak ekonomik bir satın alma değeri taşıması gerektiğini açıkça vurgulamıştır.
Süreçten geçen davada hükmedilen meblağların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması, mülklerinden kendi rızaları dışında yoksun bırakılan başvurucuların katlanması gerekenin çok ötesinde, şahsi, olağan dışı ve aşırı bir külfet yüklenmesine yol açmıştır. Kamu otoritelerinin enflasyonist ortamda paranın zaman değerini koruyacak yasal veya fiilî mekanizmaları işletmemesi, mülkiyet hakkı kapsamında gözetilmesi gereken adil dengeyi tamamen başvurucular aleyhine bozmuştur. Kararda, mevcut dosyada bu yerleşik anayasal ilkelerden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir farklı veya istisnai durumun bulunmadığı da saptanmıştır. Bu nedenle, oluşan ihlalin sonuçlarının usulünce ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili derece mahkemesine gönderilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi 1. Bölümü, enflasyon karşısında uğratılan değer kaybı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere başvuruyu kabul etmiştir.