Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2022/104841 BN.

Karar Bülteni

AYM 2022/104841 BN.

Anayasa Mahkemesi | Emiş Akcan ve Diğerleri | 2022/104841 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/104841
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma tazminatı enflasyona ezdirilemez.
  • Değer kaybı mülkiyet hakkının ağır ihlalidir.
  • Geciken icra işlemleri için komisyona başvurulmalıdır.
  • Mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülü olmalıdır.

Bu önemli karar, idarenin fiilî el atma eylemleri sonrasında vatandaşlara ödenmesine hükmedilen tazminatların enflasyonist ortamda gerçek değerini yitirmesinin mülkiyet hakkı boyutuyla nasıl değerlendirileceğine dair çok kritik ve emsal teşkil eden temel anayasal prensipleri yeniden ve güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. İdarelerin, mülkiyet hakkına resmi bir kamulaştırma kararı olmaksızın fiilen el atması başlı başına bir sorun iken, bu hukuksuzluğun giderilmesi amacıyla yargı mercilerince hüküm altına alınan tazminatların uzun yargılama ve icra süreçleri boyunca enflasyon karşısında eritilmesi, maliklerin hak arama çabalarını anlamsız kılmaktadır. Anayasa Mahkemesi bu kararında, hükmedilen tutarların değer kaybına uğratılarak ödenmesinin vatandaş üzerinde şahsi ve olağan dışı ağır bir külfet oluşturduğunu net bir biçimde ortaya koyarak, kamu gücünün mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahalesini engellemeyi amaçlamıştır.

Karar aynı zamanda anayasa yargısının işleyişi ve bireysel başvuru yolunun ikincillik vasfı açısından da uygulayıcılara çok önemli bir rehber niteliğindedir. Yüksek Mahkeme, makul sürede yargılanma hakkının ihlali ve mahkeme kararlarının geç icra edilmesi ya da hiç icra edilmemesi şeklindeki iddialar bakımından, yasal mevzuatta yapılan son değişikliklerle kurulan idari başvuru mekanizmalarına dikkat çekmektedir. Tazminat Komisyonu gibi ilk bakışta ulaşılabilir ve başarı şansı sunan olağan hukuki yollar tüketilmeden Anayasa Mahkemesi önüne getirilen uyuşmazlıkların esastan incelenemeyeceği prensibi bir kez daha pekiştirilmiş, böylece hukuk profesyonelleri için başvuru yollarının sırasına dair usuli sınırlar netleştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara idare tarafından herhangi bir yasal kamulaştırma işlemi tesis edilmeksizin fiilen el atıldığını ve bu fiili durumun mülkiyet haklarını kısıtladığını belirterek yargı yoluna başvurmuşlardır. Açılan davalar neticesinde mahkemeler, idarenin haksız el atması nedeniyle başvurucular lehine kamulaştırmasız el atma tazminatı ödenmesine karar vermiştir. Ancak bu tazminatların belirlenmesi, yargılama süreçlerinin sonlanması ve icra edilerek tahsil edilmesi aşamalarında geçen uzun süreler boyunca, hükmedilen alacaklar ülkedeki enflasyonist ortamın etkisiyle reel değerini büyük ölçüde kaybetmiştir.

Başvurucular, idare tarafından kendilerine yapılması gereken ödemelerin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet haklarının, mahkeme kararlarının zamanında icra edilmemesi ve yargılama faaliyetlerinin makul süreyi aşacak şekilde çok uzun sürmesi nedenleriyle de adil yargılanma haklarının açıkça ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uyuşmazlığın temelini, geç ödenen tazminatların satın alma gücünü yitirmesinin mülkiyet hakkı üzerindeki tahribatı ve yargı kararlarının icrasındaki idari gecikmelerin yarattığı hukuki mağduriyetler oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkının evrensel ilkelerini temel almıştır. Mülkiyet hakkı, kişilere sahip oldukları ekonomik değerler üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunma yetkisi veren anayasal bir güvencedir. Kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma işlemleri neticesinde vatandaşlara ödenecek tazminatların tespiti ve ifası süreçlerinde, zamanın geçmesiyle paranın alım gücünde meydana gelen düşüşe karşı hak sahiplerinin korunması, devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir. Yerleşik anayasa yargısı içtihatlarına göre, yargı mercilerince hükmedilen alacakların enflasyon karşısında erimesine göz yumularak ödenmesi, bireylere şahsi, olağan dışı ve katlanılamaz bir külfet yüklemekte olup kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasındaki hassas ve adil dengeyi bozmaktadır.

Uyuşmazlığın adil yargılanma hakkı boyutu incelenirken ise 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve bu kanunda 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler kritik bir öneme sahiptir. Söz konusu yasal düzenlemeler gereğince, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya kesinleşmiş yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği yönündeki iddialarla yapılacak başvurularda, öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde teşkil edilen Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi usuli bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. Bireysel başvurunun ikincillik niteliği gereğince, hukuk sistemimizde uyuşmazlığın çözümüne elverişli, ulaşılabilir ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan olağan idari ve yargısal kanun yolları tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular esastan incelenemez. Bu durum, anayasal denetimin olağan kanun yollarının bir alternatifi olmadığı kuralının kesin bir yansımasıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, önüne gelen somut dosyada başvurucuların hak ihlali iddialarını mevcut anayasal ilkeler, mevzuat değişiklikleri ve yerleşik emsal kararlar ışığında iki temel başlık altında, titizlikle değerlendirmiştir.

İlk olarak, mahkeme kararlarının icra edilmemesi ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialar ele alınmıştır. Yüksek Mahkeme, bu tür şikâyetlerin giderilmesi amacıyla mevzuatta yapılan güncel düzenlemelere dikkat çekerek, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun görev alanının genişletildiğini saptamıştır. Bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereğince, başvurucuların bu tür iddialarını öncelikle başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olan ilgili Komisyon önünde dile getirmeleri gerektiği belirtilmiştir. Olağan hukuki çareler tüketilmeden Anayasa Mahkemesine başvurulmasının usul hukukunun temel prensipleriyle bağdaşmadığı vurgulanmış ve bu nedenle başvurunun adil yargılanma hakkına ilişkin söz konusu kısımları, başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.

İkinci olarak, kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybına uğratılması iddiasına ilişkin esas incelemesine geçilmiştir. Anayasa Mahkemesi, idarenin haksız eylemi neticesinde başvurucuların mülkiyet haklarına müdahale edildiğini ve buna karşılık mahkemelerce hükmedilen tazminatların ödenme sürecinde, ülkedeki enflasyon oranları ve paranın alım gücündeki düşüş dikkate alındığında, tazminatın gerçek değerini yitirdiğini tespit etmiştir. Bu değer kaybının telafi edilmemesinin, kamu külfetlerinin dağılımı ilkesini zedelediği ve mülkiyet hakkından mahrum bırakılan başvurucular üzerinde şahsi olarak olağandışı, aşırı bir yük oluşturduğu açıkça ortaya konulmuştur. Mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasındaki adil dengenin, başvurucular aleyhine ölçüsüz bir şekilde bozulduğu ve bu tahribatın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasının anayasal bir zorunluluk olduğu ifade edilmiştir. Yüksek Mahkeme, yeniden yargılamanın bu ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için en elverişli ve etkili yöntem olduğuna karar vererek ek maddi veya manevi tazminat taleplerini reddetmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: