Karar Bülteni
AYM Mehmet Fidan ve Diğerleri BN. 2022/63148
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2022/63148 |
| Karar Tarihi | 05.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma tazminatı enflasyona ezdirilemez.
- Tazminatın değer kaybetmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Değer kaybı şahsi ve aşırı külfet oluşturur.
- İhlalin giderimi için yeniden yargılama yapılmalıdır.
Bu karar, idarenin fiili uygulamaları neticesinde taşınmazına kamulaştırmasız el atılan vatandaşlara ödenmesi gereken tazminatların zaman içindeki enflasyonist erimesinin anayasal bir hak ihlali olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelleri ile kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasını veya bu şekilde eksik değerle ödenmesini mülkiyet hakkına yapılmış son derece ağır bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Bu durum, mülkiyetin yalnızca kamu yararı amacıyla sınırlandırılması gerektiği yönündeki anayasal ilkeleri aşarak, mülkiyetinden mahrum kalan vatandaşa tek taraflı, şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi anlamına gelmektedir.
Kararın emsal etkisi ve yargısal uygulamadaki önemi, özellikle enflasyonun yüksek seyrettiği ekonomik dönemlerde uzun süren hukuki uyuşmazlıklar ve idarece geç yapılan ödemeler sebebiyle ciddi şekilde mağdur olan mülk sahipleri için vazgeçilmez bir teminattır. Yüksek Mahkeme, önceki yerleşik içtihatlarına sıkı sıkıya bağlı kalarak idarenin ve derece mahkemelerinin tazminat belirleme, tescil ve ödeme süreçlerinde paranın alım gücündeki düşüşü bizzat dikkate almak zorunda olduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Benzer davalar bakımından bu kararın sonucu, idare kaynaklı gecikmelerde enflasyon farkının telafi edilmemesinin doğrudan yeniden yargılama sebebi sayılacağını göstermekte ve mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunması için tüm idari ve yargısal organlara kesin bir yön gösterici nitelik taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, şahsi mülkiyetlerinde bulunan çeşitli taşınmazlara kamu idaresi tarafından herhangi bir yasal kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine yasal haklarını aramak gayesiyle hukuki süreç başlatmışlardır. Açılan davalar sonucunda yerel mahkemelerce başvurucular lehine kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilerek mülkiyet kaybının giderilmesine karar verilmiştir. Ancak yargılama sürecinin uzun sürmesi, kararların kesinleşmesinin zaman alması ve idare tarafından ödemelerin zamanında yapılmaması nedenleriyle, mahkemelerce daha önce belirlenerek hükmedilen tazminat bedelleri güncel enflasyon karşısında çok ciddi bir değer kaybına uğramıştır. Başvurucular, taşınmazlarının el atma tarihindeki gerçek değerinin kendilerine adil biçimde ödenmediğini, idarenin hukuka aykırı eylemi sonucunda tespit edilen meblağın geçen süre zarfındaki enflasyonist ortamda tamamen eridiğini ve bu durumun hakkaniyete aykırı ağır bir mağduriyete yol açtığını ileri sürmüşlerdir. Bu mağduriyetin giderilmesi maksadıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak, enflasyonist etki değerlendirilmeden yapılan eksik ödeme dolayısıyla mülkiyet haklarının ihlal edildiğinin tespit edilmesini, haklarının iadesi için yargılamanın yenilenmesini ve ortaya çıkan maddi zararlarının tazmin edilmesini talep etmişlerdir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına ilişkin idari veya adli uyuşmazlıkları çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmünde güvence altına alınan temel mülkiyet hakkı prensiplerine dayanmaktadır. Anayasa'nın söz konusu maddesine göre herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir; bu haklar ancak kamu yararı amacıyla ve yalnızca kanunla sınırlandırılabilir. Ayrıca mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına açıkça aykırı olamayacağı da ilgili maddede kesin bir dille hüküm altına alınmıştır.
Mülkiyet hakkına kamu gücü tarafından yapılan müdahalelerin anayasal çerçevede meşru kabul edilebilmesi için müdahalenin ölçülülük ilkesine uygun olması, yani idarenin gözettiği kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında adil bir dengenin kurulması zorunludur. Hukuki prosedürlere uygun kamulaştırma veya hukuka aykırı bir fiili durum olan kamulaştırmasız el atma durumlarında bireyin mülkiyetinden rızası hilafına yoksun bırakılması, kural olarak söz konusu taşınmazın gerçek ve güncel değerinin, herhangi bir değer kaybına uğratılmadan malike tam olarak ödenmesini mutlak surette zorunlu kılar.
Yerleşik anayasa yargısı içtihatlarına göre, kamulaştırma bedellerinin veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarının, geçen yargılama ve ödeme süreleri boyunca enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, idare ile birey arasındaki adil dengeyi ve orantılılık ilkesini ihlal eden haksız bir uygulamadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik emsal kararlarında oluşturulan temel içtihat kuralı uyarınca, enflasyonist ortamda uzayan hukuki ve idari süreçler neticesinde paranın alım gücündeki fahiş düşüşün doğrudan malike yansıtılması, malike şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir ekonomik külfet yüklemektedir. Bu anayasal durum, idarenin ve derece mahkemelerinin tazminatları belirlerken, hesaplarken veya fiilen öderken paranın gerçek değerini koruyacak yasal telafi mekanizmalarını işletmesini mecburi kılmaktadır. Mülkiyet hakkının tam anlamıyla korunabilmesi için, geç ödemeden kaynaklı değer kaybının eksiksiz telafi edilmesi temel bir hukuk kuralı olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Mehmet Fidan ve diğerleri tarafından mülkiyet hakkı ihlali iddiasıyla yapılan mevcut bireysel başvuruyu incelerken, olay ve olguların benzer nitelikteki önceki yüksek mahkeme içtihatlarıyla birebir paralellik gösterdiğini tespit etmiştir. Bireysel başvuru dosyasına yansıyan bilgi ve belgelere, ulusal yargı mercilerinin kararlarına göre, başvuruculara ait taşınmazlara idare tarafından hukuka uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılmış ve bu hukuka aykırı duruma ilişkin uzun süren bir adli yargı süreci yürütülmüştür. Bu sürecin sonunda yerel mahkemelerce başvurucular lehine tazminata hükmedilmiş ve ödeme kararı çıkarılmış olsa da, söz konusu bedellerin ödenmesi aşamasına gelindiğinde ülkedeki yüksek enflasyon oranları dikkate alınmamış ve tazminatlar güncel enflasyon karşısında ağır bir değer kaybına uğramış şekilde başvuruculara ödenmiş veya bu eksik bedel üzerinden hukuken kesinleşmiştir.
Yüksek Mahkeme, daha önce benzer hukuki durumlarda verdiği ve anayasal ilkeleri belirlediği emsal kararlara açıkça atıfta bulunarak, kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında reel değer kaybetmesinin anayasal mülkiyet güvenceleriyle kesinlikle bağdaşmadığını net bir biçimde vurgulamıştır. Mahkeme heyetince yapılan incelemede, alacağın hukuken tespiti ile fiilen ödenmesi arasında geçen uzun zaman zarfında paranın alım gücünde meydana gelen telafisi imkansız erimenin, mülkünden mahrum kalan başvurucular üzerinde şahsi, aşırı ve olağan dışı bir orantısız yük oluşturduğu hukuken gözlemlenmiştir. Derece mahkemelerinin kararlarında ve idari mercilerin fiili ödeme uygulamasında enflasyon farkını giderecek herhangi bir telafi mekanizmasının işletilmemiş olması, eylemin temelindeki kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengeyi açıkça başvurucular aleyhine bozmuştur.
Somut olayda, Anayasa Mahkemesinin önceki yerleşik içtihatlarında belirlenen maddi ilkelerden ayrılmayı gerektiren herhangi bir hukuki veya fiili istisnai neden bulunmadığı görülmüştür. Bu sebeple, enflasyon nedeniyle oluşan aşırı değer kaybı sonucunda başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan ekonomik müdahalenin ölçüsüz olduğu ve anayasal mülkiyet güvencelerinin zedelendiği kesin olarak değerlendirilmiştir. Tespit edilen bu ağır mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için ise, ilgili Kanun uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince derhal yeniden yargılama yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Başvurucuların diğer maddi tazminat taleplerinin ise, ihlalin sonuçlarını kökten gidermek üzere yapılacak olan yeniden yargılamanın bu zararı telafi etmeye yeterli, yegane ve etkin bir hukuki araç olması nedeniyle ayrıca karşılanmasına lüzum görülmemiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma tazminatlarının değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.