Karar Bülteni
AYM Mehmet Köroğlu ve Murat Küçük BN. 2021/59404
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/59404 |
| Karar Tarihi | 05.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Özel hukuk kaynaklı alacaklar keyfi olarak ödenemez.
- Alacaklının örgüt irtibatı borcun ödenmesine engel olamaz.
- Mülkiyet hakkına müdahale meşru amaca dayanmalıdır.
- Gerçek alacakların ödenmemesi ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Bu karar, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan kurumlardan alacağı olan kişilerin, salt terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı oldukları gerekçesiyle alacaklarından mahrum bırakılamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin suçla mücadele kapsamında tedbir alma yetkisi bulunduğunu kabul etmekle birlikte, özel hukuk ilişkilerinden doğan ve muvazaalı olmayan gerçek alacakların ödenmemesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını vurgulamaktadır. Kapatılan eğitim kurumlarına ödenen eğitim bedellerinin iade edilmemesi, kişilerin mülkiyet haklarına yapılmış ağır ve orantısız bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. Özellikle KHK ile kapatılan kurumlardan haklı ve ispatlanabilir alacağı bulunan ancak haklarında terör örgütü üyeliği, irtibatı veya iltisakı iddiasıyla adli ya da idari işlem yürütülen binlerce vatandaşın alacaklarını tahsil edebilmesinin önü açılmaktadır. Uygulamada idare mahkemelerinin, norm denetimiyle iptal edilen kanun hükümlerini dikkate alarak salt irtibat ve iltisak gerekçesiyle ret kararı vermemesi gerektiği, aksi durumun mülkiyet hakkının sistematik ihlaline yol açacağı bu kararla bir kez daha tescillenmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, çocuklarının 2016-2017 eğitim öğretim yılı için Özel Nilüfer Yıldırım İlköğretim Okulu ve Manisa Özel Şehzade Mehmet Anadolu Lisesine peşin eğitim ücreti ödemiştir. Ancak bu okullar, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkarılan 667 sayılı KHK ile terör örgütüyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle kapatılmış ve mal varlıkları Hazineye devredilmiştir. Başvurucular, okulların kapanması nedeniyle alamadıkları eğitim hizmetinin bedelinin iadesi için ilgili valiliklerin KHK il bürolarına başvurmuştur. İdare, başvurucuların taleplerini reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular idare mahkemelerinde iptal davaları açmışlardır. İdare mahkemeleri, başvurucuların haklarında FETÖ/PDY kapsamında devam eden ceza yargılamaları bulunduğu ve kamu görevinden ihraç edildikleri gerekçesiyle, alacakların iadesi için aranan "örgütle irtibatlı veya iltisaklı olmama" şartını taşımadıklarına hükmederek davaları reddetmiştir. Başvurucular da ödedikleri eğitim bedellerinin iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini belirterek bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkına dayanmıştır. Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını güvence altına almaktadır. Mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin Anayasa m. 13 uyarınca kanunla yapılması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesine uygun olması zorunludur. Anayasal düzende mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olmamakla birlikte, bu hakka getirilecek kısıtlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmaması şarttır.
Uyuşmazlığın temelini oluşturan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m. 5 ve bu kararnamenin kanunlaşmış hâli olan 7091 sayılı Kanun m. 5, kapatılan kurumlardan alacağı olan kişilere yapılacak ödemelerde alacaklının terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmaması şartını aramaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi, daha önce norm denetimi kapsamında verdiği iptal kararıyla, bu kanun maddesinde yer alan ilgili ibareyi Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararında, bu kuralın kapsamına muvazaalı veya varlığı kuşkulu alacakların girmediği, asıl amacın terör örgütüyle bağlantılı kişilerin finansal kaynaklarını kesmek olduğu tespiti yapılmıştır.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı oldukları somut olarak ortaya konulan kişilerle ilgili olarak devletin suçla mücadele kapsamında idari ve cezai tedbir alma takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak, muvazaalı (danışıklı) olmayan, varlığı kuşkulu bulunmayan ve özel hukuk ilişkileri çerçevesinde ifa edilen yükümlülüklerden doğan gerçek alacakların, salt alacaklının örgüt irtibatı gerekçe gösterilerek ödenmemesi, bir hukuk devletinde makul ve meşru bir tedbir olarak görülemez. İdarenin, hileli işlemlere dayandığını tespit ettiği alacakları ödememek konusunda yeterli hukuki araçlarla donatıldığı dikkate alındığında, hukuka uygunluğu tartışmasız olan alacakların ödenmesini engelleyen uygulamalar kamu yararı amacından yoksun olup mülkiyet hakkının özüne dokunan orantısız bir müdahale niteliğindedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların kapatılan özel eğitim kurumlarına ödedikleri eğitim bedellerinin iadesi talebiyle açtıkları tam yargı ve iptal davalarının derece mahkemelerince reddedilmesini detaylı bir biçimde incelemiştir. Derece mahkemeleri ret kararlarında, başvuruculardan birinin FETÖ/PDY'ye aidiyeti ve irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarıldığı ile hakkında ceza yargılamasının devam ettiği, diğerinin ise aynı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği gerekçelerine dayanmıştır. Ancak Yüksek Mahkeme, okul kayıt ücreti olarak ödenen tutarların terör örgütüyle irtibat ve iltisak bulunduğu gerekçesiyle başvuruculara iade edilmemesinin, her ne kadar suçla mücadele kapsamında bir tedbir niteliğinde olsa da, mülkiyet hakkına doğrudan ve ağır bir müdahale olduğunu saptamıştır.
Yapılan yargısal incelemede, müdahalenin dayanağı olan kanun hükmündeki "örgütle irtibatı veya iltisakı olmayan" şartının daha önce Anayasa Mahkemesince iptal edildiği ve bu iptal kararının makable şamil olmasa dahi sürmekte olan ihlallere uygulanması gerektiği hatırlatılmıştır. Mahkeme, başvurucuların alacaklarının varlığının ya da geçerliliğinin şüpheli olduğuna, bu alacakların muvazaalı (danışıklı) işlemlere dayandığına dair idarece veya derece mahkemelerince herhangi bir tespit yapılmadığına özellikle dikkat çekmiştir. Hukuka uygunluğu konusunda hiçbir kuşku bulunmayan, yalnızca çocukların eğitim hizmeti alması maksadıyla okula peşin yatırılmış olan kayıt ücretlerinin iade edilmemesi, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemiştir.
Devletin terörle mücadele ve kamu düzenini sağlama yönündeki meşru amacı bulunsa da, bu amacın kişilerin özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan ve terörün finansmanıyla doğrudan ya da dolaylı bir ilgisi ispatlanmayan gerçek alacaklarının adeta müsaderesi sonucunu doğuracak şekilde uygulanamayacağı net bir dille ifade edilmiştir. Başvurucuların terör örgütüyle olan irtibat veya iltisakları, onların mülkiyet haklarından tamamen mahrum bırakılmaları için tek başına haklı ve hukuka uygun bir sebep teşkil etmemektedir. Bu durum, mülkiyet hakkının ihlaline neden olan müdahalenin kamu yararına yönelik meşru bir amaca dayanmadığını ve hakkın özünü zedelediğini açıkça göstermektedir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı tespitine vararak Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyaların ilgili mahkemelere gönderilmesi yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.