Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2022/84866 BN.

Karar Bülteni

AYM 2022/84866 BN.

Anayasa Mahkemesi | Filiz Doğu ve diğerleri | 2022/84866 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/84866
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanuni düzenlemeyle alacak tahsili engellenemez.
  • Mahkemeye erişim ve etkili başvuru güvence altındadır.
  • Devlet mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahalede bulunamaz.
  • Yargılama sürerken yasa değişikliğiyle hak arama engellenemez.

Bu karar, vatandaşların alacaklarını tahsil etmek amacıyla yargı yoluna başvurdukları bir süreçte, kanun koyucu tarafından sonradan yapılan yasal düzenlemelerle yargısal yolların işlevsiz bırakılmasının anayasal düzeydeki hukuka aykırılığını ortaya koymaktadır. Kişilerin mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen meşru alacak haklarını elde etmek için başlattıkları hukuki mekanizmaların, devam eden yargılamalar sırasında çıkarılan yasalarla fiilen ortadan kaldırılması, Anayasa ile teminat altına alınan hak arama hürriyetine doğrudan ve ağır bir müdahale niteliğindedir. Mahkeme bu kararıyla, mülkiyet hakkının yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini, aynı zamanda bu hakkın korunması için sunulan etkili başvuru yollarının her aşamada işlevsel biçimde işletilebilir olması gerektiğini güçlü bir biçimde vurgulamıştır.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi oldukça geniş ve dönüştürücüdür. Zira karar, idarenin veya yasama organının devam eden davalara müdahale niteliği taşıyan ve alacaklıları haklarına kavuşmaktan kalıcı olarak mahrum bırakan yasal düzenlemelerinin Anayasa denetiminden geçemeyeceğini kesin bir dille ifade etmektedir. Bu içtihat sayesinde, şirketlere yatırılan paraların iadesi talebiyle haklı olarak dava açan ancak öngörülemeyen yasa değişikliği engeline takılan binlerce vatandaşın, yeniden yargılama yoluyla haklarına kavuşabilmesinin önü açılmış olmaktadır. Uygulamada yerel mahkemeler, benzer yasa değişikliklerini uygularken kişilerin mülkiyet ve etkili başvuru hakkının özüne dokunulup dokunulmadığını çok daha titiz bir şekilde denetlemek zorunda kalacaklardır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Filiz Doğu, Hilal Deliktaş ve Oğuzhan Deliktaş isimli vatandaşlar, geçmiş dönemde bir şirkete belirli bir miktar para yatırmışlardır. Zaman içinde bu paranın kendilerine geri ödenmemesi üzerine, yatırdıkları paranın iadesini sağlamak amacıyla ilgili şirket aleyhine alacak davası açmışlardır. Yargılama süresi yerel mahkemeler nezdinde normal seyrinde devam ederken, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kanun koyucu sıfatıyla söz konusu şirket alacaklarının tahsilini doğrudan ve kesin olarak etkileyen yeni bir yasal düzenleme hayata geçirilmiştir.

Bu sürpriz kanuni düzenleme sonucunda, başvurucuların açmış oldukları davada alacaklarını hukuki yollarla tahsil etme imkânları fiilen ve bütünüyle ortadan kalkmıştır. Başvurucular, mağduriyetlerini gidermek için başvurdukları yargı yolunun, sonradan çıkarılan bu yasa ile işlevsiz hâle getirilmesi üzerine, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ve bu haklarını arama yollarının ellerinden hukuka aykırı şekilde alındığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel talep, yargısal yolların yasa ile kapatılmasından doğan zararın tespiti, ihlalin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması ve tazminat ödenmesidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı çözerken, öncelikli olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 ile korunan etkili başvuru hakkı çerçevesinde kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır. Mülkiyet hakkı, kişilerin malvarlığı değerleri üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunabilmelerini, bu haklardan yararlanabilmelerini ve bu hakka yönelik kamu veya üçüncü şahıslar tarafından gerçekleştirilen haksız müdahalelere karşı korunmalarını güvence altına alan en temel haklardan biridir. Şirkete yatırılan ve iadesi mahkemeden talep edilen para da hukuken meşru bir alacak hakkı niteliği taşıdığından, doğrudan mülkiyet hakkının koruması altındadır.

Etkili başvuru hakkı ise, Anayasa'da tanınmış olan temel hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makamlara geciktirilmeksizin başvurma imkânının sağlanmasını emreden önemli bir usul güvencesidir. Mahkemeye erişim hakkı da bu güvencenin ayrılmaz bir parçası olarak kişilerin iddialarını yargı mercileri önüne taşıyabilmesini ifade eder. Yargılamanın devam ettiği bir sırada yürürlüğe giren ve davacıların alacaklarına kavuşmasını tamamen engelleyen veya imkânsız hâle getiren yasal düzenlemeler, kişilerin ellerindeki hukuki mekanizmaları işletme hakkını doğrudan ortadan kaldırır.

Yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, devletin bir yandan kişilere hak arama yolu sunarken diğer yandan bu yolu anlamsız veya işlevsiz kılacak yasal müdahalelerden kaçınması gerekir. Yasama organı tarafından yapılan düzenlemelerin, devam eden uyuşmazlıklarda kişilerin mülkiyet hakkını ihlal edecek şekilde geriye dönük sonuç doğurması, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmaz. Yüksek Mahkeme, Turgay Kılıç emsal kararında da altını çizdiği üzere, kişilerin alacaklarını tahsil etmek gayesiyle uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen sonradan yapılan bir kanuni düzenlemeyle bu yolların fiilen kapatılmasını ve davanın sürdürülmesinin engellenmesini, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının açık ve kesin bir ihlali olarak kabul etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların şirkete yatırdıkları paranın iadesi amacıyla Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açtıkları davanın seyrini ve maruz kaldıkları hukuki engelleri detaylıca incelemiştir. Yargılama sürecinde ortaya çıkan en temel ve yakıcı sorun, başvuruya konu edilen ve alacağın tahsilini doğrudan hedefleyen davalar görülmekteyken yürürlüğe sokulan ve yasal altyapıyı değiştiren kanuni düzenlemedir. Mahkeme, bu yeni yasal düzenlemenin, başvurucuların açtıkları dava sonucunda alacaklarını tahsil etme imkânını bütünüyle ortadan kaldırdığını ve devam eden yargılamayı anlamsızlaştırdığını tespit etmiştir.

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığı karara bağlarken konu yönünden hukuki irtibatı bulunan önceki Turgay Kılıç emsal kararına atıf yaparak olayı değerlendirmiştir. Başvurucular, alacaklarının tahsili için usulüne uygun şekilde hukuki yollara başvurmuş ve haklarını aramak üzere yargısal mekanizmaları aktif bir şekilde harekete geçirmişlerdir. Ancak, tam da yargılama süreci devam ederken devreye sokulan yasa değişikliği, davacıları hukuki mekanizmaları işletme imkânından tamamen mahrum bırakmıştır. Anayasa Mahkemesi, yasama organının bu tür müdahalelerinin, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik sunulan etkili başvuru yollarını kâğıt üzerinde bıraktığını, uygulamada ise yargı yolunu tamamen etkisiz hâle getirdiğini altını çizerek belirtmiştir.

Maddi ve hukuki vakıalar incelendiğinde, başvurucuların alacaklarını mahkeme kararıyla elde etme konusunda meşru ve yasal bir beklenti içinde oldukları, ancak yasa koyucunun davaların derdest olduğu dönemde yaptığı düzenleme ile bu beklentinin ve yargısal sürecin sonuçsuz bırakıldığı saptanmıştır. Mahkeme, ortada mevcut ve korunan bir alacak hakkı varken, bu hakkın tesisini imkânsızlaştıran kanuni müdahalenin Anayasa'nın ruhuna, hukuki güvenlik ve mahkemeye erişim hakkı ilkelerine aykırı olduğunu açıkça ifade etmiştir. İhlalin tespit edilmesinin ardından, ihlalin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması için davanın yeniden görülmesinde ve ihlali giderici yeni bir karar verilmesinde hukuki yarar bulunduğuna dikkat çekilmiştir. Ancak maddi ve manevi zararın tam olarak hesaplanıp karşılanması meselesinin, yeniden yargılama safhasında yerel mahkemece çözülecek bir mesele olduğu vurgulanarak, Anayasa Mahkemesi nezdinde talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: