Karar Bülteni
AYM Fadime Özbağ BN. 2021/32820
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/32820 |
| Karar Tarihi | 11.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kanuni düzenlemeyle alacak tahsilinin engellenmesi ihlaldir.
- Mülkiyet hakkı etkili başvuru yoluyla güvence altındadır.
- Makul süre şikâyetlerinde öncelikle komisyon yolu tüketilmelidir.
Bu karar, kişilerin hukuki yollara başvurarak meşru alacaklarını tahsil etmeye çalışırken, yargılama sürecinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemelerle bu imkânın tamamen ellerinden alınmasının mülkiyet ve etkili başvuru haklarını derinden zedelediğini çok net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin kural koyma yetkisini kullanırken bireylerin meşru beklentilerini ve devam eden yargısal süreçlerdeki hak arama hürriyetlerini ölçüsüzce kısıtlayamayacağının altını çizerek vurgulamaktadır. Yargılama sırasında yapılan kanuni düzenlemenin, bireyi mevcut hukuki mekanizmaları işletme imkânından bütünüyle mahrum bırakması, temel anayasal ilkelerden biri olan hukuk devleti ilkesiyle kesinlikle bağdaşmamaktadır.
Benzer davalar açısından bu karar, özellikle ticari şirketlere yatırılan paraların iadesine yönelik süregelen uyuşmazlıklarda, yasa koyucunun geriye dönük veya derdest davaları olumsuz etkileyecek nitelikteki müdahalelerine karşı son derece güçlü bir anayasal kalkan oluşturmaktadır. Uygulamadaki önemi şudur ki; alacaklı vatandaşların mahkeme kapılarında yıllarca hak arayıp bekledikten sonra son dakika kanun değişiklikleriyle elleri boş dönmesinin önüne kararlı bir şekilde geçilecek, yerel mahkemeler ve istinaf mercileri bu tür sonradan yürürlüğe giren düzenlemeleri somut uyuşmazlıklara uygularken mülkiyet hakkı ihlallerine karşı çok daha hassas bir denetim yapmak zorunda kalacaktır. Ayrıca, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerde yakın zamanda kurulan Tazminat Komisyonunun öncelikli bir tüketim yolu olduğu kuralı da bu güncel kararla bir kez daha teyit edilerek, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi Anayasa Mahkemesi içtihatlarında sağlamlaştırılmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Fadime Özbağ, geçmiş dönemde bir şirkete yatırdığı paranın kendisine iade edilmesi talebiyle yetkili mahkemeler nezdinde hukuki yollara başvurmuş ve alacağını tahsil edebilmek amacıyla dava açmıştır. Ancak bu yargılama süreci yerel mahkemeler önünde devam ederken, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından uyuşmazlığın esasını doğrudan ilgilendiren yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Çıkarılan bu yeni yasa ile başvurucunun yıllardır süren davada elde etmeyi umduğu alacağını tahsil etme imkânı kanun eliyle fiilen ortadan kaldırılmıştır. Bunun üzerine hakkını aramakta ısrar eden başvurucu, hem davasının devlet tarafından makul sürede sonuçlandırılmadığını hem de tam yasal hakkına kavuşacakken sonradan yapılan yasa değişikliği yüzünden hukuki yolların kapatılarak mağdur edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, devletin sonradan çıkardığı kanunla kendi alacağını tahsil etmesini engellemesinin ve yargı yolunu işlevsiz kılmasının mülkiyet hakkını ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini belirterek ihlalin ortadan kaldırılmasını ve zararının giderilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, kişilerin mal varlığı değerlerine kavuşmasını engelleyen bu tür uyuşmazlıkları çözerken, öncelikle Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa'nın 40. maddesi kapsamında düzenlenen etkili başvuru hakkının ortak koruma alanını detaylı bir biçimde değerlendirmektedir. Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihat prensiplerine göre, kişilerin mülkiyet haklarına yönelik gerçekleştirilen müdahalelere karşı hukuki denetim sağlayacak etkili bir hukuk yoluna başvurabilmeleri vazgeçilmez anayasal bir zorunluluktur. Bireyin mülkiyet kapsamındaki meşru bir alacağını tahsil etmek için yetkili yargı mercilerine başvurması ve bu hukuki mekanizmaları etkin bir şekilde işletmesi hakkı, idare veya yasama organı tarafından sonradan çıkarılan kanuni düzenlemelerle işlevsiz kılınamaz. Eğer usulüne uygun olarak devam eden bir yargılama sırasında, devletin yasama organı tarafından yapılan bir kanuni müdahale, bireyin alacağına kavuşmasını veya hakkını aramasını imkânsız hâle getiriyorsa, bu durum mülkiyet hakkıyla kopmaz bir bağlantı içinde olan etkili başvuru hakkının doğrudan ihlali anlamına gelir.
Diğer yandan, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin uyuşmazlıklarda Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kurumunun temel dayanağı olan ikincillik ilkesini kesin bir kural olarak uygulamaktadır. Hukuk sistemimizde 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun kapsamında yapılan yapısal değişikliklerle, yargılamaların makul süreyi aşarak uzun sürmesi nedeniyle vatandaşlar nezdinde oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için özel ve hızlı işleyen bir komisyon yetkilendirilmiştir. Bu yasal düzenleme doğrultusunda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarıyla Anayasa Mahkemesine gelmeden önce, vatandaşlara ilk bakışta başarı şansı sunma ve yeterli bir maddi giderim sağlama kapasitesi bulunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun mutlaka tüketilmesi yasal bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. Bu idari ve yargısal olağan yollar tüketilmeden yapılan başvurular, işin esasına girilmeksizin usulden reddedilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu somut uyuşmazlığın detaylarını incelerken öncelikle başvurucunun davasının uzadığına yönelik makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetini usul yönünden ele almıştır. Yapılan detaylı hukuki değerlendirmede, yargılamaların uzun sürmesinden kaynaklanan hak ihlali iddiaları için yakın tarihte kanunla kurulan ve aktif olarak faaliyete geçen Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının somut olayda mevcut olduğu saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, ilgili kanun değişiklikleri gereğince ilk bakışta kolayca ulaşılabilir olan ve iddia edilen ihlalle ilgili başarı şansı sunarak yeterli tazminat giderimi sağlama kapasitesine sahip olduğu açıkça görülen bu komisyon yoluna gidilmeden, doğrudan bireysel başvuru yapılmasının anayasal yargının usul kurallarına aykırı olduğu tespitini yapmıştır. Bu doğrultuda, makul süre şikâyeti başvuru yollarının olağan aşamalarda tüketilmemesi nedeniyle esas incelemesine geçilmeksizin kabul edilemez bulunmuştur.
Başvurunun temelini oluşturan mülkiyet hakkı ihlali şikâyetine gelince, Yüksek Mahkeme olayın esasına girerek başvurucunun şirkete yatırdığı parasının iadesi için yasal yollara zamanında başvurduğunu ve yargılama sürecini hukuka uygun şekilde işlettiğini doğrulamıştır. Ancak söz konusu alacak davasının yargılaması mahkemeler önünde sürerken yürürlüğe giren yeni bir kanuni düzenlemenin, başvurucunun bu hukuki mekanizmaları işletme ve alacağını tahsil etme imkânını bütünüyle elinden aldığı tereddütsüz şekilde saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi, daha önceki istikrarlı emsal kararlarında da altını çizerek vurguladığı üzere, bireyin alacağını tahsil için açtığı yasal dava yolunun sonradan gelen bir yasama müdahalesiyle tamamen sonuçsuz bırakılmasının mülkiyet hakkının özünün korunması ilkesiyle hiçbir şekilde bağdaşmadığını tespit etmiştir. Devletin, kanun çıkarma gibi üstün bir yetkisini, bireylerin usulünce başlatıp devam ettirdikleri hak arama süreçlerini boşa çıkaracak ve yargı yolunu fiilen kapatacak şekilde kullanması, Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğüne ve mülkiyet hakkına ölçüsüz ve ağır bir müdahale olarak değerlendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, bu tespitler ışığında, meydana gelen hak ihlalinin ve bu ihlalin yıkıcı sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması amacıyla ilgili mahkemece dosyanın yeniden ele alınması ve yeniden yargılama yapılarak Anayasa Mahkemesinin tespit ettiği anayasal ilkelere uygun yeni bir hüküm kurulması gerektiğine kesin olarak hükmetmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.