Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 5. Daire | 2020/133 E. | 2023/16419 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 5. Daire 2020/133 E. 2023/16419 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 5. Daire
Esas No 2020/133
Karar No 2023/16419
Karar Tarihi 16.11.2023
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Kesinleşmiş ceza mahkumiyeti idari yargıyı bağlar.
  • Terör örgütü iltisakı memuriyetten çıkarma sebebidir.
  • Mahrem imamla irtibat iltisakın somut delilidir.
  • Askeri öğrencilere mobbing uygulanması örgütsel faaliyettir.

Bu karar, olağanüstü hal döneminde yürürlüğe konulan mevzuat kapsamında kamu görevinden çıkarılan personelin açtığı iptal davalarında, ağır ceza mahkemelerince verilen kesinleşmiş mahkumiyet kararlarının idari yargılamadaki hukuki etkisini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Danıştay, idari işlemin tesis edildiği tarihte kesinleşmiş bir ceza mahkumiyeti bulunmasa dahi, yargılama sürecinde ortaya çıkan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen hapis cezası hükümlerinin, kişinin terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ispatladığını kabul etmektedir. Özellikle askeri yapılanma içerisinde faaliyet gösteren mahrem imamlarla kurulan örgütsel irtibatlar ve HTS kayıtları gibi somut veriler, idari işlemlerin hukuka uygunluk denetiminde temel dayanak noktası olarak benimsenmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece güçlü ve belirleyicidir. Zira karar, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan rütbeli personelin, örgütsel hedefler doğrultusunda hareket ederek kendilerinden olmayan öğrencilere mobbing uygulaması ve onları okuldan ayrılmaya zorlaması eyleminin, terör örgütü ile iltisak ve irtibatı gösteren en net fiillerden biri olarak idari yargılamada kabul gördüğünü açıkça göstermektedir. Uygulamada idare mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri, davacıların ceza dosyalarındaki iletişim kayıtlarını, mahrem sorumlu bağlantılarını ve tanık beyanlarını idari işlemin sebep unsuru olarak dikkate almaya devam edecek; idarenin idari tasarruflarının ve kamu görevinden çıkarma işlemlerinin hukuka uygunluğu büyük ölçüde bu somut ceza yargılaması delilleri üzerinden şekillenecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Ana Jet Üs Komutanlığında üsteğmen rütbesiyle görev yapan davacı, hakkında yürütülen değerlendirmeler ve soruşturmalar neticesinde FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğu gerekçesiyle, ilgili Bakanlık tarafından olağanüstü hal kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca kamu görevinden ihraç edilmiştir. Davacı, görevden çıkarılma işleminin Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu, temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiğini, kararın kanuni dayanağının bulunmadığını ve masumiyet karinesinin göz ardı edildiğini iddia etmiştir. Bu gerekçelerle, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin idari işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına iadesini talep ederek dava açmıştır. Davalı idare ise, işlemin hukuka ve kamu yararına uygun olduğunu savunmuştur. İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi davacının taleplerini reddetmiş, uyuşmazlık nihai inceleme için Danıştay önüne taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel teşkil eden hukuki düzenlemelerin başında, olağanüstü hal döneminde devletin milli güvenliğini sağlamak amacıyla yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname gelmektedir. Anılan Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarını kesin bir kurala bağlamıştır.

Yargılama usulüne ilişkin olarak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi, Bölge İdare Mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların Danıştay tarafından temyizen incelenerek bozulabileceği durumları yasa, yetki, şekil ve sebep unsurları yönünden sınırlı olarak saymaktadır. Temyiz incelemesinde, idari işlemin yasal mevzuata ve hukukun genel ilkelerine uygun olarak tesis edilip edilmediği denetlenmektedir.

Ayrıca, davacının yargılama masrafları ve avukatlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için gündeme gelen adli yardım talebi bağlamında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi ile 335. maddesinin 3. fıkrası uygulama alanı bulmuştur. İlgili yasal kural, "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder" düzenlemesini açıkça içermektedir. Bu kural, ilk derece mahkemesi aşamasında kabul edilen adli yardım talebinin temyiz aşamasında da kendiliğinden geçerli olacağını yasal güvence altına almaktadır.

İdari yargılamada, personelin terör örgütü ile iltisak ve irtibatının tespiti açısından ağır ceza mahkemelerince verilen ve kesinleşen hapis cezası mahkumiyet kararları, olay ve olguların hukuki sübutu bağlamında son derece güçlü birer delil teşkil etmektedir. Disiplin hukuku ve idari yaptırım rejimi her ne kadar ceza hukukundan bağımsız kurallara tabi olsa da, ceza mahkemesince maddi vakıaların şüpheye yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş olması, idari işlemin dayandığı somut sebepleri hukuken ve fiilen doğrular nitelikte kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 5. Dairesi tarafından yapılan detaylı incelemede, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin idari işlemin tesis edildiği tarih ile adli ve idari yargılama süreci boyunca ortaya çıkan tüm maddi vakıalar bir bütün olarak titizlikle ele alınmıştır. Dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP bilişim sistemi kayıtları üzerinden yapılan araştırmada, davacının doğrudan "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesince hapis cezasına çarptırıldığı ve söz konusu cezanın Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiği kesin olarak tespit edilmiştir. Davacı her ne kadar cezaevinden tahliye edilmiş ve halihazırda hukuki bir kısıtlılık hali bulunmuyor olsa da, ceza yargılaması sonucunda ortaya çıkan somut, net ve kesinleşmiş deliller idari uyuşmazlığın esastan çözümünde bağlayıcı ve belirleyici olmuştur.

Ağır Ceza Mahkemesi kararında yer alan somut hukuki tespitlere göre, Ana Jet Üs Komutanlığında üsteğmen rütbesiyle görev yapan davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem yapılanması içerisinde aktif olarak yer aldığı belirlenmiştir. Ceza dosyası kapsamındaki tanık beyanları, davacının üst dönemi olduğu askeri öğrencilere ve kadetlere diğer kol komutanlarıyla birlikte sistematik olarak mobbing uyguladığını, onlara ağır psikolojik baskı yaparak okuldan ayrılmaya zorladığını açıkça ve tutarlı bir şekilde ortaya koymuştur.

Ayrıca, örgüt içerisinde "askerlerden sorumlu öğretmen/müdür yardımcısı" (mahrem imam) konumunda faaliyet gösteren tanığın alınan beyanlarında, davacının mahrem yapı hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, örgütün düzenlediği sohbet toplantılarına fiziken katıldığı ve hiyerarşik olarak kendisinden sorumlu bir "asker abisi" bulunduğu hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde ifade edilmiştir. Tanığın, davacıyı mahkeme huzurunda bizzat teşhis etmiş olması da bu bulguları güçlendirmiştir.

Bununla birlikte, davacı ile örgütün mahrem sorumluları arasında kurulan iletişime dair HTS (Arama Trafiği Kayıtları) raporları incelendiğinde, bahsi geçen şahıslar arasındaki telefon görüşmelerinin örgütsel irtibatı teknik verilerle doğruladığı saptanmıştır. Tüm bu somut bilgi, belge, tanık teşhisleri, HTS kayıtları ve Yargıtay onamasından geçerek kesinleşmiş mahkumiyet kararı bir arada değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu şüpheye mahal bırakmayacak biçimde kanıtlanmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygun olduğuna ve Bölge İdare Mahkemesi kararında bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık bulunmadığına hükmederek kararı onamıştır.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: