Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Sabri Çalışkan | BN. 2021/50620

Karar Bülteni

AYM Sabri Çalışkan BN. 2021/50620

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/50620
Karar Tarihi 18.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu Kısmen İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kişisel yaşam alanı en az üç metrekaredir.
  • Alan hesabına sıhhi tesisler dâhil edilmez.
  • Kişisel alan darlığı kötü muameleyi oluşturur.
  • Mahpusların ayrı bir uyku yeri bulunmalıdır.
  • Tutulma koşulları insan onuruna yaraşır olmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların barınma koşullarına ilişkin asgari standartları somut ölçütlerle belirlemesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpuslara sunulan net kişisel yaşam alanının üç metrekarenin altına düşmesini, kendi başına kötü muamele yasağının ihlali yönünde güçlü bir karine olarak kabul etmiştir. Somut olayda başvurucunun uzun bir süre asgari standardın altındaki dar bir alanda barındırılması, cezaevi koşullarının insan onuruna yakışır standartların gerisinde kaldığını hukuken tescillemiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, cezaevlerindeki aşırı kalabalıklaşma sorunuyla ilgili yapılacak hak ihlali iddialarında temel bir referans noktası oluşturacaktır. Özellikle kişisel yaşam alanının hesaplanmasında banyo, tuvalet ve havalandırma gibi ortak alanların hesaba katılmayarak yalnızca fiilî yaşam ve yatakhane alanının dikkate alınması, uygulamadaki idari değerlendirmelere kesin bir sınır çizmektedir. Karar, infaz hukuku uygulamaları açısından idareye ve yargı mercilerine açık bir mesaj vermektedir. Mahpusların cezaevindeki yaşam şartları, fiziksel kapasitenin yetersizliği gerekçe gösterilerek insan onurunu zedeleyecek boyuta indirgenemez. Bu durum, gelecekteki benzer uyuşmazlıklarda alt derece mahkemelerinin tutulma koşullarını yalnızca fiziksel mekân darlığı üzerinden değil; darlığın sıklığı, süresi ve telafi edici etkinlikler üzerinden bütüncül bir yaklaşımla incelemesini zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucu, barındırıldığı koğuşun kapasitenin çok üzerinde kalabalık olması nedeniyle asgari yaşam ve hijyen koşullarının sağlanamadığını ileri sürerek infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Başvurucu, koğuştaki ranza yetersizliği sebebiyle uzun süre yerde yatmak zorunda bırakıldığını, tuvalet ile banyonun mevcut mahpus sayısına oranla yetersiz kaldığını ve bu durumun hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını tehdit ettiğini iddia etmiştir. Cezaevi idaresinin kalabalıklaşmaya karşı yeterli tedbir almasını talep eden başvurucu, infaz hâkimliğinden ve itiraz merci olan ağır ceza mahkemesinden olumsuz yanıt almıştır. Mahkemeler, cezaevi nüfusundaki olağanüstü artışı gerekçe göstererek talepleri reddetmiştir. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine başvurucu, insan haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda tutulduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve manevi tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarındaki tutulma koşullarından kaynaklanan uyuşmazlıkları çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 kapsamında güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ile kötü muamele yasağını temel almaktadır. Anılan madde, hiç kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağını ve hiç kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye tabi tutulamayacağını mutlak ve istisnasız bir biçimde yasaklar.

Bu mutlak yasak, ceza infaz kurumlarında tutulan kişilerin günlük yaşam ve barınma şartlarını doğrudan koruma altına almaktadır. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, tutuklu ve hükümlülerin özgürlükten mahrum kalmalarının doğal bir sonucu olan kaçınılmaz sıkıntı ve elem seviyesinin ötesinde ekstra bir eziyet çekecekleri bir duruma sokulmamaları esastır.

Anayasa Mahkemesinin Cengiz Yetgin ve Levent Cantekin kararlarında belirlediği standartlara göre, aşırı kalabalıklaşma şikâyetlerinde dikkate alınacak en temel unsur "kişisel alan" faktörüdür. Çok kişilik koğuşlarda her bir mahpus için sağlanması gereken asgari zemin alanı 3 metrekaredir. Bu alan hesaplamasına mahpusların kullandığı yatak, dolap gibi mobilyalar dâhil edilirken banyo, tuvalet gibi sıhhi tesis alanları ile koğuş dışındaki havalandırma bahçeleri kesinlikle hesaba katılmaz.

Bir mahpusun sahip olduğu kişisel alanın 3 metrekarenin altına düşmesi, tek başına kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair çok güçlü bir karine oluşturur. Bu karine ancak alan darlığının son derece kısa süreli, küçük çaplı ve nadiren yaşanması ile mahpusun koğuş dışı etkinliklerle yeterince desteklenmesi durumunda ortadan kalkabilir. Kişisel alanın 3 ile 4 metrekare arasında olduğu hâllerde ise hijyen, havalandırma, doğal ışık, açık hava egzersizi ve sıhhi tesislerin yeterliliği gibi tutulma şartları bir bütün olarak değerlendirilerek kötü muamele eşiğinin aşılıp aşılmadığına karar verilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikâyetçi olduğu Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulduğu döneme ait fiziksel koşulları, mahpus sayılarını ve günlük sayım tutanaklarını titizlikle incelemiştir. Adalet Bakanlığı ve Ceza İnfaz Kurumu tarafından sunulan veriler doğrultusunda başvurucunun barındırıldığı koğuşların net kullanım alanları metrekare cinsinden hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamalarda banyo, tuvalet ve havalandırma alanları toplam alandan çıkarılmış, kalan net yaşam alanının mahpus sayısına bölünmesiyle başvurucuya düşen kişisel alan tespit edilmiştir.

Yapılan detaylı inceleme sonucunda, başvurucunun cezaevinde bulunduğu sürenin önemli bir kısmında, tam olarak 140 gün boyunca 3 metrekarenin altında bir kişisel yaşama alanına sahip olduğu, üstelik bu durumun 111 gün boyunca kesintisiz bir şekilde devam ettiği saptanmıştır. Mahkeme, asgari kişisel yaşam alanındaki bu uzun süreli ve kesintisiz daralmanın, içtihatlarda belirtilen "kısa süreli, küçük çaplı veya ara sıra" gerçekleşen bir istisna olarak nitelendirilemeyeceğine vurgu yapmıştır. Alan darlığının ulaştığı bu boyut, kendi başına kötü muamele yasağının ihlal edildiği yönünde güçlü bir karine oluşturmuş ve bu karineyi ortadan kaldıracak telafi edici unsurların somut olayda bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

Öte yandan, başvurucunun 3 ile 4 metrekare arasında kişisel alana sahip olduğu diğer on yedi aylık dönem yönünden farklı bir değerlendirme yapılmıştır. Bu dönemde alan asgari standardı karşıladığından, havalandırma, temiz hava, doğal ışık, tuvalet ve sıcak suya erişim gibi diğer tutulma koşulları incelenmiştir. Başvurucunun havalandırma bahçesine gün ışığında sınırsız erişiminin bulunduğu, kendi yatağı ve nevresim takımının tahsis edildiği, bağırsak rahatsızlığına rağmen tıbbi yardıma erişebildiği dikkate alınarak bu döneme ilişkin barınma koşullarının kötü muamele yasağını ihlal edecek asgari ağırlık eşiğine ulaşmadığı değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun 3 metrekareden daha az kişisel alana sahip olduğu dönem yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: