Karar Bülteni
AYM Ömer Oralı ve Diğerleri BN. 2024/4584
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2024/4584 |
| Karar Tarihi | 18.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma kanunilik ilkesine aykırıdır.
- Tazminatın değer kaybı mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Enflasyon karşısında eriyen bedel orantısız külfettir.
- Uzayan yargılamada müracaat merci tazminat komisyonudur.
Bu karar, idarelerin bireylerin mülkiyetindeki taşınmazlara hukuki bir dayanak veya usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi olmaksızın el atması durumunda ortaya çıkan mağduriyetleri ve bu mağduriyetler için ödenen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybetmesinin mülkiyet hakkını açıkça ihlal ettiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyetten yoksun bırakılma karşılığında ödenen bedelin reel değerini korumasının anayasal bir güvence olduğunun altını çizmiştir.
Emsal etkisi bakımından bu karar, idarenin usulsüz el atmalarına karşı vatandaşların mülkiyet hakkı güvencesini pekiştirmekte ve hükmedilen tazminatların zaman içindeki ekonomik dalgalanmalar karşısında erimesini önleyici güçlü bir koruma kalkanı oluşturmaktadır. Aynı zamanda makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerde, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince öncelikle İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiğine dair güncel usul kurallarını da uygulamadaki aktörlere hatırlatmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, kendilerine ait olan taşınmaza idare tarafından yasal bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığı gerekçesiyle dava açmıştır. Açılan kamulaştırmasız el atma ve bedel tespiti davaları oldukça uzun sürmüş ve nihai yargılama kararı sonucunda hükmedilen tazminat bedeli, geçen zaman içindeki enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybetmiştir. Başvurucular; mülklerine haksız şekilde el atılması, yargılamanın yıllarca sürmesi ve sonuçta elde ettikleri tazminatın enflasyon nedeniyle reel değerini yitirmesi nedenleriyle mülkiyet haklarının ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinde düzenlenen mülkiyet hakkı ve kamulaştırma kurallarına dayanmıştır. İdarelerin özel mülkiyete konu taşınmazlara yapacağı her türlü müdahale, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında öngörülen sıkı usul ve esaslara uygun olmak zorundadır. Taşınmaza fiilen kamulaştırmasız el atılması, kanunilik ilkesini ihlal eden ve mülkiyet hakkına yönelen ağır bir müdahale olarak nitelendirilmektedir.
Yüksek Mahkeme, yerleşik içtihatları doğrultusunda, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini vurgulamıştır. Kişilerin taşınmazlarından mahrum bırakılmasına karşılık ödenen bedelin, makul bir süre içinde ve gerçek değerini koruyacak şekilde ödenmemesi, bireylere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir.
Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyetlerde ise 6384 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolu işaret edilmiştir. Söz konusu yasal düzenleme, derdest olan yargılamaların makul sürede bitirilememesi iddialarının, doğrudan bireysel başvuruya konu edilmeden önce ilgili komisyon tarafından değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların dosyasını incelerken ilk olarak idarenin taşınmaza usulüne uygun bir işlem tesis etmeksizin fiilen el attığını değerlendirmiştir. İdarenin kanuni bir dayanağı olmadan vatandaşın mülkiyetindeki taşınmazı kullanması, Anayasa'da teminat altına alınan mülkiyet hakkına yapılan ve kanunilik koşulunu taşımayan ağır bir müdahaledir.
Mahkeme ayrıca, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın başvuruculara ödenmesi sürecinde geçen uzun zaman zarfında enflasyon karşısında reel değerini yitirdiğini tespit etmiştir. Tazminatın değer kaybına uğratılarak ödenmesi, müdahalenin ölçülülük ilkesine aykırı düşmesine ve birey ile kamu yararı arasındaki adil dengenin bozulmasına neden olmuştur. Başvurucular, bu süreçte maruz kaldıkları ekonomik erime nedeniyle şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir yüke katlanmak zorunda bırakılmıştır. Bu bağlamda her iki yönden mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmış, ihlalin mahkeme kararlarından kaynaklanması sebebiyle yeniden yargılama yoluna gidilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yeniden yargılama yoluyla mağduriyet giderileceğinden tazminat talepleri reddedilmiştir.
Makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik iddia açısından ise mevcut kanuni düzenlemeler gereği İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının bulunduğu belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların henüz bu tüketilmesi zorunlu olan yolu kullanmadıklarını belirleyerek, başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.