Karar Bülteni
AYM Ümmü Habibe Eren BN. 2023/4376
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/4376 |
| Karar Tarihi | 28.05.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Soruşturma dosyasının kısıtlanması somut gerekçelere dayanmalıdır.
- Dosyaya erişim yasağı sadece zorunlu hâllerde uygulanabilir.
- Gerekçesiz kısıtlama kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal eder.
- Tutuklamaya itiraz için delillere erişim imkânı sağlanmalıdır.
Bu karar, tutuklu şüphelilerin veya müdafilerinin soruşturma dosyasına erişim haklarının kısıtlanması konusunda oldukça önemli ve emsal niteliğinde bir yaklaşım sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında, tutuklamaya itiraz edebilmek için isnat edilen suçlamaların dayanağı olan temel delillerin bilinmesinin şart olduğunu vurgulamaktadır. İdare ve yargı makamlarının, yalnızca "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme" gibi soyut ve matbu gerekçelerle dosya inceleme yetkisini kısıtlaması, şüphelilerin savunma hakkını telafisi imkânsız şekilde zedelemektedir.
Benzer ceza soruşturmalarında ve özellikle terör suçlarına ilişkin dosyalarda sıklıkla başvurulan kısıtlama diğer adıyla gizlilik kararlarının, artık otomatik bir tedbir olarak uygulanamayacağı bu kararla netleşmiştir. Mahkemelerin kısıtlama kararı verirken, şüphelinin veya avukatının dosyaya erişiminin süreci ne şekilde ve nasıl tehlikeye düşüreceğini somut olgularla açıklayarak gerekçelendirmesi gerekmektedir. Aksi hâlde, kişinin tutuklamaya karşı etkili bir itiraz sunma imkânı elinden alınmış olacağından, anayasal güvenceler ihlal edilmiş sayılacaktır. Uygulamada bu karar, soruşturma evresindeki kısıtlama taleplerinin daha sıkı bir yargısal denetimden geçmesine, dolayısıyla adil yargılanma ilkelerine uygun hareket edilmesine doğrudan hizmet edecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, gazeteci olarak çalıştığı dönemde silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına yönelik yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmış ve sulh ceza hâkimliği tarafından tutuklanarak ceza infaz kurumuna gönderilmiştir. Soruşturma aşamasında savcılık, soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği gerekçesini ileri sürerek dosya içeriğinin incelenmesinin ve belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasını talep etmiş, ilgili hâkimlik de bu talebi uygun bularak dosyaya gizlilik kararı getirmiştir. Başvurucu ve avukatı, uygulanan bu kısıtlama nedeniyle kendilerine yöneltilen suçlamaların asıl dayanağı olan delilleri öğrenemediklerini, dolayısıyla tutuklama kararına karşı etkili bir şekilde itiraz edemediklerini ve savunma haklarının ellerinden alındığını ileri sürmüşlerdir. Söz konusu durum üzerine başvurucu, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluk süresinin makul olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin haksız yere kısıtlanması gibi nedenlerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, mevcut uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında düzenlenen hürriyeti kısıtlanan kişinin yetkili bir yargı merciine başvurma hakkını temele almıştır. Bu anayasal kural uyarınca, tutuklanan kişinin tutukluluk hâline itiraz edebilmesi için kendisine karşı yöneltilen suçlamalara neden olan unsurlara karşı çıkma yönünde gerçek bir fırsatın sunulması gerekir. Bu güvence de şüphelinin veya müdafiinin soruşturma dosyasındaki temel belgelere ve delillere erişebilmesini kesin olarak zorunlu kılar.
Diğer yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.153 hükmü, müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisinin, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabileceğini açıkça düzenlemektedir. Anayasa Mahkemesi, tutuklu kişinin delillere mutlak ve sınırsız erişim hakkı bulunmadığını, kamu menfaati, üçüncü kişilerin haklarının korunması, delillerin karartılmasını önleme veya adli makamların gizli soruşturma yöntemlerini koruma gibi meşru amaçlarla bu erişime kısıtlama getirilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir.
Ancak yerleşik içtihat prensiplerine göre, dosyaya erişim hakkına getirilecek söz konusu kısıtlama belirtilen amaçlar ışığında kesinlikle zorunlu olmalı ve soruşturma makamlarınca bu zorunluluk somut, yeterli bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri uyarınca, tutuklamaya temel oluşturan delillerin en azından tutukluluğun hukukiliğinin tartışılması bakımından şüpheli tarafından incelenebilmesi şarttır. Kanun'daki kısıtlama yetkisi, şüphelinin savunma hakkını tamamen işlevsiz kılacak şekilde, gerekçesiz ve sadece soyut ifadelere dayanılarak uygulanamaz. Bu kuralın esnetilmesi, adil yargılanma güvenceleriyle desteklenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının özünü geri dönülemez biçimde zedelemektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya ilişkin yaptığı detaylı incelemede, öncelikle başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı ve tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı yönündeki diğer iddialarını değerlendirmiş, bu iddiaları açıkça dayanaktan yoksunluk ve başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçeleriyle kabul edilemez bulmuştur. Ancak başvurucunun soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması hususunda derinlemesine bir yargısal inceleme yapılmıştır.
Dosya kapsamına ve ilgili kararlara göre, Cumhuriyet savcılığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.153 uyarınca kısıtlama talep ederken sadece "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" şeklindeki kanun metninde yer alan genel ve soyut ifadeyi kullanmış, sulh ceza hâkimliği de birebir aynı matbu gerekçeyle talebi kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesi, kısıtlama kararı verilebilmesi için soruşturmanın amacının tehlikeye düşme ihtimalinin somut gerçeklikte bulunması gerektiğini vurgulamıştır. Hâlbuki incelenen olayda, ne savcılığın talebinde ne de hâkimliğin kararında, başvurucunun dosyaya erişiminin yürütülen soruşturmayı ne şekilde ve nasıl tehlikeye düşüreceği hususunda hiçbir açıklama, illiyet bağı veya somutlaştırma yapılmamıştır.
Başvurucuya getirilen bu katı kısıtlama, kendisi hakkındaki suçlamaların temelini oluşturan delillere ulaşmasını tamamen engellemiş, dolayısıyla tutuklamanın hukukiliğine karşı tatmin edici ve etkili bir itirazda bulunma imkânını bütünüyle ortadan kaldırmıştır. Geçerli ve somut bir gerekçe olmaksızın uygulanan bu kısıtlılık durumu, soruşturma evresinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal etmiş, başvurucunun yargısal yollara etkili bir biçimde başvurma hakkını zedelemiştir. Yargı makamlarının, Anayasa'nın öngördüğü güvenceleri bertaraf edecek nitelikteki matbu ve soyut gerekçelerle özgürlük kısıtlamasına karşı itiraz hakkını işlevsiz kıldığı tartışmasız olarak tespit edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.