Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2025/585 E. 2025/2891 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2025/585 |
| Karar No | 2025/2891 |
| Karar Tarihi | 19.03.2025 |
| Dava Türü | Alacak, İptal |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder.
- Hukuk muhakemelerinde tanık kısıtlaması dar yorumlanmalıdır.
- İşçinin davayı uzatma amacı taşıdığı varsayılamaz.
- Hazır edilen tanıkların dinlenmemesi adil yargılanmaya aykırıdır.
- İspat hakkı silahların eşitliği ilkesinin temel gereğidir.
Bu karar, iş yargılamasında hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkemelerin, yargılamayı hızlandırmak amacıyla usul hukukuna dayanarak tanıkların bir kısmını dinlemekten vazgeçme yetkisi, tarafların ispat hakkını ihlal edecek şekilde keyfi olarak kullanılamaz. Yargıtay bu kararında, mahkemenin "yeterli bilgi edinildiği" gerekçesiyle diğer tanıkları dinlememesini, özellikle tanıkların duruşma salonu dışında hazır edildiği durumlarda açık bir hak ihlali olarak nitelendirmiştir. Hukuki dinlenilme hakkı, sadece iddia ve savunmaları ileri sürme hakkını değil, aynı zamanda bu iddiaları ispatlama imkânını da mutlak surette güvence altına alır.
Emsal etkisi açısından değerlendirildiğinde, bu karar, işçi alacakları davalarında mahkemelerin tanık kısıtlamasına gitmeden önce çok daha titiz ve objektif bir değerlendirme yapması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay, işçinin kendi alacaklarına kavuşmak için açtığı davayı uzatma niyeti taşıyamayacağı yönündeki karinesiyle, iş hukukunun temel felsefesi olan işçinin korunması ilkesini usul hukukuna da doğrudan yansıtmıştır. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, seri davalarda husumetli tanık gerekçesiyle tanıkların reddedilmesi pratiği bu kararla birlikte hukuka aykırı bulunmuştur. Bundan böyle yerel mahkemeler, tarafın açık muvafakati olmadan ve yeterli hukuki gerekçe sunmadan tanık dinlemekten sarfınazar edemeyecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı işverene ait işyerinde çalışırken EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi kapsamında emekliliğe hak kazanmış ve iş sözleşmesi bu gerekçeyle sonlandırılmıştır. Davacı, işverenin EYT'lilerle çalışmak istemediğini belirterek kendisine ve diğer işçilere baskı yaptığını, ihtiyari arabuluculuk sürecinde iradesinin fesada uğratıldığını ve zorla anlaşma tutanağı imzalatıldığını iddia etmiştir. Ayrıca, iş sözleşmesi sonlandırılan bazı işçilere ödenen ek menfaatlerin kendisine ödenmediğini, eşit davranma borcuna aykırı hareket edildiğini ve ödenen kıdem ile ihbar tazminatlarının da eksik olduğunu ileri sürmüştür. Bu iddialarla, ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini, eksik ödenen tazminat farklarının ve ek menfaat alacaklarının davalı şirketten tahsil edilmesini talep ederek dava açmıştır. Davalı işveren ise sürecin usulüne uygun yürütüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dikkate aldığı temel hukuki prensipler Anayasa ve usul hukukunun temel güvencelerine dayanmaktadır. Öncelikle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkı vurgulanmıştır. Bu hak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 ile iç hukukumuzda detaylandırılmış olup, tarafların iddia, savunma ve ispat hakkını mutlak surette içerir. Silahların eşitliği ilkesi gereğince, her iki tarafın delillerinin eşit şekilde toplanması ve değerlendirilmesi zorunludur.
Öte yandan, uyuşmazlığın çözümünde kilit rol oynayan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241, mahkemeye tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinme yetkisi verir. Ancak bu yetkinin kullanılabilmesi için mahkemenin ispat edilmek istenen husus hakkında "yeter derecede bilgi edinmiş" olması ve delil sunan tarafın "davayı uzatma niyetiyle" hareket etmesi şarttır. Yargıtay, işçinin alacağına kavuşmak için açtığı bir davayı uzatma kastı taşıyamayacağını ve sırf seri dava dosyalarında husumeti bulunması veya emsal işçi olmaması gibi varsayımsal gerekçelerle tanıkların dinlenmemesinin kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, arabuluculuk kuralları çerçevesinde uyuşmazlık konusu yapılmayan alacakların usulden reddedilmesi kuralı ile geçerli bir anlaşma belgesi varsa taleplerin esastan reddedilmesi gerektiği hususu usul hukukunun temel kuralları olarak tatbik edilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada davacı taraf on kişilik bir tanık listesi sunmuş, ancak mahkeme sadece iki tanığı dinleyerek yargılamayı sonlandırmıştır. Mahkeme, dinlenmeyen tanıkların bir kısmının işverenle husumetli olduğunu, bir kısmının ise aynı dönemde çalışmadığını veya arabuluculuk görüşmelerine bizzat şahit olmadığını belirterek 6100 sayılı Kanun'un 241. maddesine dayanmıştır. Oysa davacı vekili duruşma esnasında tanıklarının bir kısmını duruşma salonu dışında hazır ettiğini ve dinlenmelerini açıkça talep etmiştir.
Yargıtay tarafından yapılan incelemede, mahkemenin duruşma salonu dışında hazır edilmiş tanıkları dahi dinlememesinin, davayı uzatma amacı taşımadığı açık olan işçi açısından büyük bir hak ihlali olduğu tespit edilmiştir. Kanun maddesindeki "yeterli bilgi edinme" koşulu somut olayda gerçekleşmemiştir; zira dinlenen iki tanık davacı lehine beyanda bulunmasına rağmen mahkeme davacının iddialarını ispatlayamadığına karar vermiştir. İspat edilemediği kanaatine varılan bir dosyada yeterli bilgi edinildiğinden söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Bu durum, davacının hukuki dinlenilme hakkı ve ispat hakkının ağır bir ihlalidir. Ek olarak, usul hukukumuzda davalı ile husumetli olan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair bir kuralın bulunmadığı, hâkimin tanık beyanlarını serbestçe takdir edeceği hatırlatılmıştır.
Bunun yanı sıra, ihbar tazminatı farkına yönelik dava şartı arabuluculuk tutanağında bu alacağın müzakere edilmediği anlaşıldığından usulden ret kararı verilmesi yerinde görülmüş, ancak fark kıdem tazminatı talebinin anlaşma belgesi geçerli sayıldığı takdirde esastan reddi gerekirken usulden reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali gerekçesiyle kararı bozmuştur.