Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2025/584 E. | 2025/2890 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/584 E. 2025/2890 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/584
Karar No 2025/2890
Karar Tarihi 19.03.2025
Dava Türü İptal ve Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Tanıkların kısıtlanması hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder.
  • Husumetli işçilerin tanıklığı peşinen reddedilemez.
  • İspat sağlanmadan tanık dinlemekten vazgeçilemez.
  • Arabuluculuk tutanağının iptali iddiaları titizlikle incelenmelidir.

Bu karar, medeni usul hukukunun en temel prensiplerinden biri olan hukuki dinlenilme hakkı ile adil yargılanma hakkının iş davalarındaki pratik uygulamasını son derece net bir biçimde ortaya koymaktadır. Mahkemelerin, davayı uzatma amacı taşımayan ve ispat yükünü yerine getirmeye çalışan tarafların tanıklarını dinlemekten kaçınması, doğrudan doğruya usul hukukunun ve hak arama hürriyetinin ihlali olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay, tarafın iddialarını ispatlayamadığı sonucuna varan bir mahkemenin, henüz tüm tanıkları dinlemeden yeterli kanaate ulaştığını savunmasının ciddi bir mantıksal çelişki barındırdığına hükmetmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle seri dosyalarda mahkemelerin iş yükü sebebiyle sıklıkla başvurduğu "tanık sınırlandırma" uygulamalarına önemli bir sınır çizmektedir. Aynı işverene karşı davası bulunan işçilerin (husumetli tanık) tanıklığının sırf bu sebeple reddedilemeyeceği ilkesi, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda işçinin ispat imkânlarını güvence altına almaktadır. İşverenle husumeti olan tanıkların beyanlarının, takdiri delil niteliği gereği hâkim tarafından serbestçe değerlendirilmesi gerektiği vurgulanarak, yargılamada delillerin eksiksiz toplanmadan peşin hüküm verilemeyeceği bir kez daha tescillenmiştir. Uygulamadaki önemi ise, arabuluculuk tutanağının iptali, eşit davranma borcuna aykırılık ve psikolojik taciz gibi ispatı zor konularda, mahkemelere delillerin noksansız toplanması yükümlülüğünü kesin bir dille hatırlatmasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, uzun yıllar çalıştığı işyerinden EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi sonrasında emekli olmuştur. İşçinin iddiasına göre, işveren emekliliğe hak kazanan personellerle çalışmak istemediğini belirterek kendisini ve diğer birçok işçiyi emeklilik dilekçesi vermeye zorlamıştır. Davacı, işten ayrılış sürecinde işveren tarafından yürütülen ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin hukuka aykırı olduğunu, iradesinin sistematik bir psikolojik baskıyla fesada uğratıldığını ileri sürmüştür. Ayrıca, bazı işçilere ayrılış sürecinde sağlanan ek ödemelerin kendisine verilmemesinin eşit davranma borcuna aykırı olduğunu savunmuştur. Tüm bu sebeplerle davacı; baskı altında imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile kendisine verilmeyen ek menfaatlerin ve eksik yatırılan kıdem ile ihbar tazminatı farklarının tahsilini mahkemeden talep etmiştir. Davalı işveren ise sürecin yasalara uygun yürütüldüğünü, arabuluculuk anlaşmasının geçerli olduğunu ve işçinin hiçbir alacağı kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel teşkil eden usul kurallarının başında, Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı gelmektedir. Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından olan hukuki dinlenilme hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 ile usul hukukumuzda detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu kural uyarınca davanın tarafları, iddia ve savunmalarını ileri sürme, beyanda bulunma ve ispat etme hakkına mutlak surette sahiptir. Silahların eşitliği ilkesi gereğince, her iki tarafın delillerinin adil ve eşit şekilde toplanıp tartışılması adaletin sağlanması için zorunludur.

Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 hükmü, mahkemenin gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle ispat edilmek istenen hususta yeterli derecede bilgi edindiği takdirde, diğer tanıkların dinlenilmesinden vazgeçebileceğini düzenler. Bu kuralın kanuna konuluş amacı, tarafların davayı gereksiz yere uzatma niyetini ve süreci sekteye uğratacak kötü niyetli çabalarını engellemektir. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, hak arayışında olan ve alacaklarına kavuşmak için mahkemeye başvuran bir işçinin davayı nedensiz yere uzatmak gibi bir çabası olamayacağı özellikle gözetilmelidir.

Bununla birlikte, usul mevzuatımızda işveren ile arasında derdest bir davası bulunan (husumetli) işçilerin diğer dava dosyalarında tanık olarak dinlenemeyeceğine dair herhangi bir yasaklayıcı hüküm bulunmamaktadır. Tanık beyanları kesin değil, takdiri delil mahiyetindedir. Hâkim, tanık ifadeleriyle doğrudan bağlı olmayıp, tanığın işverenle husumeti bulunmasını sadece bir veri olarak göz önünde bulundurmak ve tanık beyanlarını dosyada yer alan diğer tüm delillerle birlikte serbestçe takdir etmek zorundadır. Husumetli işçi tanıklığının peşinen reddedilmesi adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk Derece Mahkemesi yargılaması sırasında davacı tarafça sunulan on kişilik tanık listesinden yalnızca iki tanık dinlenmiş, geri kalan sekiz tanığın dinlenilmesi talebi ise reddedilmiştir. Mahkeme bu ret kararını; dinlenmeyen tanıkların bir kısmının işverenle kendi davalarının olması nedeniyle husumetli olduklarına, bir kısmının davacı ile aynı tarihlerde EYT kapsamında işten ayrılmaları sebebiyle beyanlarının esasa ayrıca bir katkı sağlamayacağına ve dinlenen iki tanığın yeterli bilgiyi verdiğine dayandırmıştır. Ancak, duruşma tutanakları incelendiğinde, dinlenmeyen bazı tanıkların bizzat duruşma salonu dışında hazır edildikleri ve davacının davayı uzatmak gibi bir amacının bulunmadığı açıkça sabittir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan değerlendirmede, yerel mahkemenin tanıkların bir kısmını dinleyerek davacının iddialarını ispatlayamadığı sonucuna varması, kendi içinde ciddi bir hukuki çelişki olarak görülmüştür. İspatın tam olarak sağlanamadığı kanaatine varan bir mahkemenin, yeterli bilgi edindiğinden bahisle elde hazır bulunan diğer tanıkları dinlemekten imtina etmesi usule aykırıdır. Mahkemenin iddialar hakkında yeterli ve şüpheden uzak bir kanaat oluşana kadar, özellikle duruşmada hazır edilen tanıkları dinlemesi yasal bir zorunluluktur. Ayrıca, işverenle kendi davası bulunan işçilerin (husumetli tanıkların) beyanlarının peşinen geçersiz sayılarak hiç dinlenmemesi, usul hukukumuzda yer almayan bir yasaklamanın uygulanması ve hâkimin delilleri serbestçe takdir etme yetkisinden peşinen feragat etmesi anlamına gelmektedir.

Öte yandan, somut uyuşmazlıkta dava şartı arabuluculuk tutanağında ihbar tazminatının uyuşmazlık konusu yapılmaması nedeniyle bu talebin usulden reddi Yargıtay tarafından doğru bulunmuştur. Ne var ki, anlaşma belgesinde yer alan kıdem tazminatı talebinin, belgenin geçerli sayılması durumunda davanın esastan reddini gerektirmesi karşısında dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi usul tekniği açısından yanlış değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme yapılması ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesi sebepleriyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: