Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/17000 E. 2016/15560 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/17000 |
| Karar No | 2016/15560 |
| Karar Tarihi | 29.06.2016 |
| Dava Türü | İşe İade ve Sendikal Tazminat |
| Karar Sonucu | Bozma ve Red |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Toplu iş bırakma eylemi ölçülülük ilkesine uymalıdır.
- Kanundışı grev işverene haklı fesih imkânı verir.
- Barışçıl eylem hakkı işverene zarar verme kastı içermemelidir.
- Yürürlükteki TİS varken yasadışı eylem ölçüsüz kabul edilir.
Bu karar, işçilerin hukuken meşru sayılan demokratik tepki ve barışçıl eylem hakları ile yasadışı kabul edilen kanundışı grev eylemleri arasındaki ince hukuki sınırı oldukça net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karara göre, işyerinde o dönem için yürürlükte olan bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesi (TİS) varken, işçilerin ücret artışı veya çeşitli sendikal talepler öne sürerek topluca iş bırakmaları ve üretimi günlerce durdurmaları ölçülülük ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Anayasa ve çeşitli uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan barışçıl eylem hakkı, hiçbir şekilde işverene özel olarak zarar verme kastı taşımamalıdır. Meydana gelen eylemin uzaması, uyarıların dikkate alınmaması ve işyeri üretim alanının eylem alanı olarak işgali, işverene yasalar çerçevesinde haklı nedenle fesih yetkisi vermektedir.
Yargıtay'ın bu önemli kararı, özellikle çok sayıda işçinin katıldığı, fabrikaya yayılan ve giderek fiili bir grev niteliğine bürünen iş bırakma eylemleri açısından kritik bir emsal niteliği taşımaktadır. Karar, yetkili sendikaya tepki amacıyla dahi olsa, işverenin üretimini önemli ölçüde aksatan eylemlerin demokratik hak kullanımı sayılamayacağını ve korunamayacağını vurgulamaktadır. Uygulamadaki yeri itibarıyla bu durum, işverenlerin kanundışı toplu iş bırakma eylemlerine katılan işçilerin iş sözleşmelerini tazminatsız olarak feshetmelerinin önünü açmış, eylemi sonlandırmayan işçiler için yapılan fesihlerin hukuken geçerli ve haklı nedene dayandığı gerçeği yargı içtihadı ile sabit hale gelmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalıya ait fabrikada çalışırken sendikadan istifa süreci ve akabinde gelişen olaylar nedeniyle işverenin ve yetkili sendika temsilcilerinin psikolojik baskısına (mobbing) maruz kaldığını iddia etmiştir. İşçi, sendikal baskı ve haksız fesih gerekçesiyle işe iade ve sendikal tazminat talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise ülkede genel olarak metal işkolunda yayılan kanundışı grev ve iş bırakma eylemlerinin kendi fabrikalarına da sıçradığını, işçilerin yasadışı şekilde üretimi durdurarak fabrika alanını işgal ettiklerini belirtmiştir. Yürürlükteki toplu iş sözleşmesine aykırı olan yasadışı eylemleri sonlandırmaları yönündeki tüm uyarılara ve idari adımlara rağmen eylemin günlerce sürdüğünü ifade etmiştir. İşveren, eyleme son vermeyen işçilerin sözleşmelerinin son çare olarak tazminatsız ve haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin kararında dayandığı temel hukuki kurallar İş Kanunu, Sendikalar Kanunu ve uluslararası normlar etrafında şekillenmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.58 kritik bir rol oynamaktadır. İlgili madde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını korumak amacıyla yasaya uygun yapılan grevleri kanuni grev, yasal şartlar gerçekleşmeden yapılanları ise kanundışı grev olarak tanımlamaktadır. Karara konu olayda kanuni grev hakkının kullanılmadığı tespiti yapılmıştır.
Bunun yanı sıra olayda, 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II bendi (Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller) ve 6356 sayılı Kanun m.70 uyarınca işverenin haklı nedenle fesih yetkisi değerlendirilmiştir.
Kararda, işçilerin barışçıl ve demokratik eylem hakkının Uluslararası Çalışma Örgütü normları olan 87 ve 98 sayılı İLO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Anayasa m.51, 54 ve 90 hükümlerinin bir gereği olduğu kabul edilmekle birlikte, bu hakkın kullanımının sınırsız olmadığı çok net bir biçimde vurgulanmıştır. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, demokratik bir tepki olarak başlayan toplu eylem hakkının meşru kabul edilebilmesi için eylemin işverene doğrudan zarar verme kastı içermemesi ve mutlak surette "ölçülülük" ilkesine bağlı kalınması şarttır. İşyerinde hâlihazırda bağlayıcı ve yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi varken, sadece yetkili sendikaya duyulan tepki nedeniyle fiili iş bırakma eylemleriyle üretimin günlerce aksatılması hukuken korunamaz.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin işçilerin barışçıl eylem yaptığına dair kabulünü somut olayın özellikleriyle bağdaşır bulmamıştır. Yapılan incelemede, işyerinde 01.09.2014 ile 31.08.2017 tarihleri arasında yürürlükte olan geçerli bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğu tespit edilmiştir. İşçilerin yetkili sendikaya tepki olarak başlattıkları ve üç gün boyunca süren toplu iş bırakma eyleminin, zamanlaması, katılımcı sayısı ve süresi dikkate alındığında ölçülülük ilkesinden tamamen uzaklaştığı vurgulanmıştır.
Yargıtay, eylemin doğrudan işverene değil, yetkili sendikaya karşı başlatıldığını, ancak sonucunda işverenin üretiminin yasadışı bir şekilde durdurulduğunu ve fabrikanın işgal edildiğini belirlemiştir. İşçilerin, yetkili sendika odalarının kaldırılması veya kendi gayriresmi temsilcilerinin muhatap alınması gibi taleplerinin yürürlükteki yasal mevzuat ve toplu iş sözleşmesi düzeni içinde karşılanmasının hukuken imkânsız olduğu ifade edilmiştir.
İşverenin, olayların başından itibaren işçileri eylemi sonlandırmaya davet etmesine, idari uyarılar yapmasına ve iyi niyetli adımlar atmasına rağmen eylemin sürdürülmesi, işverene fesih hakkını vermiştir. Ayrıca, işverenin eyleme katılan işçiler arasında sendikalı ya da sendikasız ayrımı yaparak sendikayı koruma kastıyla hareket ettiğine dair dosyada hiçbir somut delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Tüm bu fiili ve hukuki durumlar ışığında, sendikal tazminat veya geçersiz fesih iddiaları ispatlanamamıştır.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yasadışı grev nedeniyle işverenin fesih işleminin haklı nedene dayandığını kabul ederek davanın kesin olarak reddedilmesi gerektiği yönünde kararı bozmuştur.