Karar Bülteni
DANIŞTAY 5. Daire 2024/1375 E. 2025/3669 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 5. Dairesi |
| Esas No | 2024/1375 |
| Karar No | 2025/3669 |
| Karar Tarihi | 26.03.2025 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Ret |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Yargı mensubu sosyal medyada tarafsızlığını korumalıdır.
- Meslek onurunu bozan paylaşımlar ihraç sebebidir.
- Örgüt propagandası ifade özgürlüğü kapsamında korunamaz.
- Disiplin cezalarında zamanaşımı istisnaları dikkate alınmalıdır.
Bu karar, yargı mensuplarının sosyal medya kullanımları ve ifade özgürlüğü sınırları açısından kritik bir hukuki çerçeve çizmektedir. Mahkeme, hakim ve savcıların tarafsızlık ve bağımsızlık yükümlülüklerinin sadece adliye koridorlarıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda özel hayatlarındaki kamusal alan yansımalarını, özellikle de sosyal medya paylaşımlarını kapsadığını net bir şekilde ortaya koymuştur. Bir yargı mensubunun belli bir terör örgütü hedefleri doğrultusunda kamuoyunu yönlendirmeye çalışması ve devlet kurumlarını asılsız ifadelerle karalaması, mesleğin gerektirdiği şeref ve haysiyetle bağdaşmaz bir eylem olarak nitelendirilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi düşünüldüğünde, bu karar yargı etiği ilkelerinin somut uyuşmazlıklara nasıl uygulanacağına dair son derece güçlü bir emsal oluşturmaktadır. Kararda Bangalor Yargı Etiği İlkeleri ve Türk Yargı Etiği Bildirgesi hükümleri doğrudan dayanak yapılarak, yargı mensuplarının her türlü ayrımcı ve tarafgir söylemden kaçınması gerektiği vurgulanmıştır. Uygulamada, yargı mensuplarının ifade özgürlüğünün, adaletin sağlanması ve toplum nezdindeki genel güvenin korunması amacı karşısında nasıl dengeleneceği yönünden önemli bir rehber niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Eski bir Cumhuriyet savcısı olan davacı, meslekten ihraç edilmesine neden olan disiplin kararına karşı Hakimler ve Savcılar Kuruluna iptal davası açmıştır. Davacının çeşitli sosyal paylaşım sitelerinde, dönemin idari kararlarını, HSK seçimlerini ve kurumları hedef alan sert yazılar ile yorumlar paylaştığı iddia edilerek, kendisi hakkında meslekten çıkarma cezası verilmiştir. Davacı ise, yaptığı sosyal medya paylaşımlarının düşünce ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığını, kişi veya kurumları doğrudan hedef göstermediğini ve ayrıca söz konusu eylemlerinin zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Davacı, bu gerekçelerle meslekten ihraç kararının iptal edilmesini ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali, özlük ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine geri ödenmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan ana yasal düzenleme, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu m. 69 hükmüdür. İlgili maddenin son fıkrasında; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmese ve herhangi bir cezai hükümlülüğü gerektirmese bile, eğer söz konusu eylem mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülürse ilgili kişiye meslekten çıkarma cezası verileceği açıkça düzenlenmiştir. Davacının ceza zamanaşımı sürelerinin dolduğuna dair iddiaları bağlamında ise 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu m. 72 devreye girmekte olup, disiplin eyleminin aynı zamanda daha uzun zamanaşımına tabi bir suç teşkil etmesi ve ceza soruşturması açılması halinde disiplin zamanaşımının uzayacağı belirtilmiştir.
Mahkeme değerlendirmesinde ulusal ve uluslararası yargı etiği ilkeleri de merkeze alınmıştır. Türk Yargı Etiği Bildirgesi uyarınca yargı mensuplarının, tarafsız hareket etmenin yanı sıra tarafsız görünmekle de yükümlü oldukları, sosyal medya başta olmak üzere kitle iletişim araçlarında yapacakları yorum ve paylaşımların tarafsızlıklarını sorgulanır hale getirebileceğini öngörerek hareket etmeleri gerektiği vurgulanmıştır. Aynı şekilde, Bangalor Yargı Etiği İlkeleri gereğince, bir hakimin mahkeme içinde ve dışında yargı tarafsızlığına dair kamuoyu güvenini sarsacak davranışlardan kaçınması gerektiği, normal vatandaşlar tarafından sıkıntı verici sayılabilecek kişisel sınırlamaları mesleğin onuruna uygun bir tarzda isteyerek kabullenmesi gerektiği yerleşik bir hukuki prensip olarak uygulanmıştır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Mahkeme, davacının disiplin cezası almasına neden olan sosyal medya paylaşımlarını ve bu paylaşımların yapıldığı dönemin genel şartlarını dosya kapsamındaki veriler ışığında detaylıca incelemiştir. İncelenen delillere göre davacı, yargı mensubu olarak görev yaptığı dönemde kamuoyuna açık çeşitli sosyal paylaşım platformlarında uzun ve sistematik içerikler yayınlamıştır. Yapılan bu paylaşımların basit bir eleştiri, sitem veya düşünce açıklaması olmanın çok ötesine geçtiği saptanmıştır. Mahkeme, paylaşımların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yargıyı ele geçirme amacı doğrultusunda hareket eden örgüt mensubu adayların desteklenmesi ve işlenen suçların kamuoyu nezdinde haklı gösterilmesi gayesiyle yapıldığını değerlendirmiştir.
Davacının sosyal medyadaki bu ifadelerinin, yargı etiği ilkeleriyle bağdaşmayan, devlete ve yargı kurumlarına karşı güveni sarsıcı nitelikte olduğu; bağımsız ve tarafsız bir görüntü sergilemesi beklenen bir yargı mensubunun taşıması gereken ağırbaşlılık ve tarafsızlıkla örtüşmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, bu paylaşımların doğrudan yargının tarafsızlığını zedeleyici ve bir örgütün amaçlarına hizmet eder nitelikte olması nedeniyle Anayasa ile güvence altına alınan ifade hürriyeti sınırlarını açıkça aştığı kanaatine varmıştır. Ayrıca davacının ileri sürdüğü zamanaşımı itirazları, hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza davası süreci dikkate alınarak kanun gereği reddedilmiştir. Tüm bu eylemler ve hukuki ilkeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, eylemlerin davacının salt kendi kişisel saygınlığını değil, kamuoyu nezdinde genel olarak hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref, onur ve itibarını bozacak ağırlıkta olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, tesis edilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar vermiştir.