Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 5. Daire | 2023/8911 E. | 2024/1804 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 5. Daire 2023/8911 E. 2024/1804 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 5. Daire
Esas No 2023/8911
Karar No 2024/1804
Karar Tarihi 27.02.2024
Dava Türü İptal Davası
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Örgüt kodlamaları iltisak tespiti için delildir.
  • Ümit kodu geçmişteki derin örgütsel bağı gösterir.
  • Örgütten ayrılmak iltisakı tamamen ortadan kaldırmaz.
  • Mahrem yapıya dahil olmak devlete sadakati zedeler.

Bu karar, kamu görevlilerinin terör örgütleriyle iltisak ve irtibatının tespitinde, örgüt içi gizli kodlama sistemlerinin ve istihbari veri tabanlarının hukuki geçerliliğini ve ağırlığını net bir şekilde ortaya koyması bakımından büyük bir öneme sahiptir. Karar, bir kamu görevlisinin örgütten sonradan ayrılmış veya uzaklaşmış olmasının, geçmişte kurulan hiyerarşik ve organik bağın varlığını silmeyeceğini hukuken tescillemektedir. Özellikle emniyet teşkilatı gibi devletin güvenliği açısından kritik kurumlarda, sadakat yükümlülüğünün çok daha hassas bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi oldukça güçlüdür. Mahkeme, idarenin ihraç kararlarını alırken dayandığı dijital materyallerdeki "ümit", "serhat" veya "alan-içi" gibi spesifik kodlamaların, memuriyetten çıkarma yaptırımı için yeterli ve makul bir sebep unsuru oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu durum, idari yargı mercilerine, salt güncel üyelik durumunun değil, geçmişte örgütün mahrem yapılanmasına en azından bir dönem dahil olmuş olmanın dahi "iltisak ve irtibat" bağlamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde açık bir hukuki perspektif sunmaktadır. Uygulamada, örgüt içi fişleme ve kodlama kayıtlarında ismi geçen kamu personelinin açtığı iptal davalarında idarenin elini güçlendiren temel bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı eski bir emniyet personeli, İçişleri Bakanlığı'na karşı iptal davası açmıştır. Uyuşmazlığın temelinde, davacının kamu görevinden ihraç edilmesi işlemi yatmaktadır. Emniyet Teşkilatında görev yapan davacı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu değerlendirilerek ilgili Kanun Hükmünde Kararname uyarınca meslekten çıkarılmıştır.

Davacı, terör örgütüyle organik veya hiyerarşik bir bağının bulunmadığını, aleyhindeki gizli tanık beyanlarının soyut olduğunu iddia etmiştir. Geçmişte sadece mobbing ve baskı korkusuyla birkaç dini içerikli sohbete katıldığını, 17/25 Aralık sürecinden çok önce bu yapıyla olan tüm iletişimini kestiğini ve hakkında ceza mahkemelerince verilmiş kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığını öne sürmüştür. Bu gerekçelerle, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin idari işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek işlemin iptalini, yoksun kaldığı tüm özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına iadesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde Mahkemenin dayandığı en temel kural, kamu görevlilerinin terör örgütleriyle olan bağlantılarının değerlendirildiği ve olağanüstü hal sonrası kalıcı hale getirilen 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Geçici m. 35/B hükmüdür. Bu madde uyarınca; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu personelinin, ilgili bakanın onayı ile kamu görevinden çıkarılacağı düzenlenmiştir.

Danıştay içtihatlarına göre bu yaptırım, klasik bir disiplin cezası değil, devletin güvenliğini korumaya yönelik "olağanüstü bir tedbir" niteliğindedir. Uygulamada "iltisak" kavramı kavuşan, bitişen, birleşen; "irtibat" kavramı ise bağlantılı olarak tanımlanmaktadır. Bu kavramlar, ceza hukukundaki katı "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan daha geniş ve atipik bir ilişki ağını ifade eder. Bir kamu görevlisinin ceza yargılamasından beraat etmesi veya hakkında takipsizlik kararı verilmesi, idari yönden iltisak ve irtibatının bulunmadığı anlamına gelmemektedir. Kamu hizmetinin doğası gereği memurların devlete sadakat yükümlülüğü esastır. Bu sadakat yükümlülüğünü zedeleyen her türlü örgütsel kodlama, mahrem toplantılara katılım, himmet ödemesi veya örgüt evlerinde kalma gibi faaliyetler, idari işlem tesisi için yeterli kabul edilen hukuki ve maddi temelleri oluşturmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 5. Dairesi, uyuşmazlığı incelerken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında elde edilen gizli tanık beyanlarını ve dijital materyallerdeki kodlama sistemlerini titizlikle irdelemiştir. Dosya kapsamındaki belgelere göre, FETÖ/PDY terör örgütünün emniyet teşkilatındaki mensuplarını çeşitli kategorilerde kodladığı; "alan-içi", "ümit" ve "serhat" gibi farklı sınıflamalar yaptığı tespit edilmiştir.

Mahkeme, kararına dayanak olarak örgütün kodlama mantığını detaylandırmıştır. Kodlama sisteminde yer alan "ümit" kategorisinin; geçmişinde en az altı ay boyunca örgütsel toplantılara katılmış, örgütün mahremiyetine ve hiyerarşik yapısına dahil olmuş, ancak daha sonradan herhangi bir sebeple örgütten kopmuş kişileri ifade ettiği saptanmıştır. Bu kişilerin, örgütün sırlarını ve işleyişini bilmeleri nedeniyle örgüt açısından büyük risk ve aynı zamanda geri kazanılması gereken hedefler olarak görüldüğü belirtilmiştir. Benzer şekilde, "serhat" kodunun ise özellikle 17/25 Aralık sürecinden sonra korku nedeniyle örgütten ayrılan personeli tanımladığı belirlenmiştir. Ayrıca "ofis" (örgüt evinde kalma), "kurs taksidi" (himmet ödemesi) ve "etüt" (yoğunlaştırılmış manevi programlar) gibi diğer fişleme sütunlarının da örgüt bağını kanıtlar nitelikte olduğu vurgulanmıştır.

Davacı, örgütle bağlantısını 17/25 Aralık öncesinde kestiğini ve sadece baskı nedeniyle sohbetlere katıldığını beyan etmişse de; mahkeme, davacının geçmişte örgütün mahrem yapılanmasına dahil olmasının, "ümit" veya "serhat" gibi kodlarla sistemde yer almasının devlete olan sadakat yükümlülüğünün ağır bir ihlali olduğuna kanaat getirmiştir. Örgütten sonradan ayrılmış olmak, idari yaptırım bakımından aranan "iltisak ve irtibat" durumunu ortadan kaldırmamaktadır.

Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, davacının kamu görevinden çıkarılması işleminin hukuka uygun bulunduğuna ve davanın reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: