Karar Bülteni
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/16694 E., 2017/16303 K. Karar İncelemesi
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Bilgi |
|---|---|
| Daire | 22. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2015/16694 |
| Karar No | 2017/16303 |
| Tarih | 06.07.2017 |
| Karar Linki | Belirtilmemiş |
Gerçek ücret araştırmasında salt tanık beyanı yetersizdir. Fazla mesai hesabında prim ödemeleri mahsup edilmelidir. Birleşen davalarda ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur.
Kararda, işçi ile işveren arasında ödenen aylık ücretin gerçek miktarına ilişkin ihtilaf ve bu uyuşmazlığın çözümü yöntemleri incelenmektedir. İmzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi doğduğunda, mahkemenin yalnızca tanık beyanlarıyla yetinmemesi gerektiği vurgulanmıştır. İlgili meslek kuruluşları ve resmi istatistik kurumu verileri üzerinden kapsamlı bir emsal ücret araştırması yapılması zorunluluğu hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, bordrolara yansıyan ve işçiye ödenen primlerin mükerrer tahsilatı önlemek amacıyla hesaplanan fazla mesai alacaklarından mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Usul hukuku boyutunda ise, asıl ve birleşen davaların müstakil niteliklerini koruduğu hatırlatılarak, her bir dava dosyası için vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince ayrı ayrı hüküm altına alınmamasının bozma sebebi olduğu ifade edilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı işyerinde satış temsilcisi ve satış müdürü olarak çalıştığını, aylık maaşının yanı sıra satış başı prim ile üç aylık ikramiye aldığını iddia etmiştir. Çalışma saatlerinin çok esnek ve uzun olduğunu, fazla çalışma ile yıllık izin ücretlerinin kendisine ödenmediğini beyan etmiştir. Ayrıca, işveren tarafından başka bir markanın da satış müdürlüğünün yapılması istendiğinde bunu kabul etmemesi üzerine tarafına mobbing uygulandığını ileri sürerek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiş ve yasal işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise davacının yönetici vasfına sahip olması sebebiyle mesai saatlerinin kendi inisiyatifinde olduğunu, prim ödemelerinin bordrolara eksiksiz yansıtıldığını ve davacının geçerli hiçbir neden belirtmeksizin işyerini terk edip sözleşmeyi haksız olarak sonlandırdığını savunmuştur. Uyuşmazlık; davacının gerçek ücretinin doğru tespiti, ödenen primlerin fazla mesai ücretine etkisi ve yargılama usulündeki eksiklikler üzerinde toplanmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İş mevzuatı uyarınca, ücretin taraflar arasında ihtilaflı olduğu hallerde, miktarın belirlenmesinde işçinin kişisel özellikleri, mesleki kıdemi, unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler dikkate alınmalıdır. İmzalı bordrolardaki tutarın gerçeği yansıtmadığı yönünde haklı bir şüphe bulunması durumunda, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı ve ilgili işçi-işveren meslek odaları üzerinden emsal kazanç bilgisi sorgulaması yapılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi esastır.
Fazla çalışma ücretlerinin tespit ve hesaplanmasında, işçiye aynı dönemler için tahakkuk ettirilen ve bordrolarda gösterilen prim gibi hedefe dayalı ek ödemelerin, hesaplanan fazla çalışma ücretinden usulünce mahsup edilmesi yerleşik içtihatların gereğidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, mahkemece kurulan hükmün taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar yönünden açık, tereddüde yer bırakmayacak şekilde her bir talep için ayrı ayrı oluşturulması şarttır. Davaların birleştirilmesi durumunda dahi asıl ve birleşen davalar hukuki bağımsızlıklarını koruduklarından, mahkeme masrafları ile vekalet ücretlerinin asıl ve birleşen dosya yönünden birbirine karıştırılmadan ayrı ayrı takdir edilmesi yasal bir zorunluluktur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Davacının belli bir tutarda net ücret aldığı iddiasına karşılık davalı taraf, ücretin asgari geçim indirimi ve ikramiyeler dâhil olmak üzere daha düşük bir bazda olduğunu savunmuştur. Yerel mahkemenin, yalnızca muhasebeci konumunda olan davalı tanığının brüt tutarlar yönündeki beyanını esas alan bilirkişi raporuyla hüküm kurması Yargıtay tarafından eksik inceleme olarak nitelendirilmiştir. Meslek odalarından ve resmi makamlardan usulünce emsal araştırması yapılmadan doğrudan tanık ifadesiyle ücret tespiti yapılması hatalı bulunmuştur.
Davalı işveren tarafından sunulan ücret bordrolarında, davacıya prim başlığı altında ödemeler yapıldığı görülmüş olup, davacının fazla çalışma hesaplamasından bu prim tutarlarının mahsup edilmemesi mükerrerliğe yol açan bir tespit olarak bozma sebebi sayılmıştır.
Yargılama aşamasında asıl ve birleşen dava yönünden yapılan usuli işlemlerde, her iki davanın ayrı yapısı gözetilmeden mahkeme masrafları ve vekalet ücreti hakkında torba bir hüküm kurulduğu saptanmıştır. Asıl davada ve birleşen davada ayrı ayrı reddedilen kısımlara göre davalı lehine takdir edilmesi gereken vekalet ücretlerinin eksik bırakılması hukuka aykırı bulunarak karar bozulmuştur.
İş hukuku gerçek ücret tespiti fazla mesai alacağı prim mahsubu usul hukuku birleşen dava vekalet ücreti mobbing iddiaları